• $7,4234
  • €9,0083
  • 446.304
  • 1569.35
27 Ekim 2012 Cumartesi

Tek başına dans eden gelin

Bir film olması muhtemeldi; hikaye ABD'de yaşansaydı. Gelin Fidan Eraslan, uzman çavuş olan damat Nebi Eraslan gelemeyince düğünü tek başına idare ediyor ve tek başına evleniyordu. 'Traji-komik' diye bir kelime varsa, karşılığı kesinlikle budur.

"gelin.jpg"Haberlerde rastlayınca inanamadım, eminim size de öyle olmuştur. Bir an 'Neden evlendi ki, ne saçma' gibi bir düşünce geçti aklımdan ama hemen sonra uzman çavuş olan damadın yol güvenliği sebebiyle gelemediğini anladım. Ne acıklı, ne trajik ve ne tuhaf!
Gün belliydi, muhtemelen Fidan ve Nebi'nin birlikte seçtikleri davetiye eşe-dosta akrabalara yollanmıştı. 21 Ekim'de düğün yapacaklardı, her şey çok güzel olacaktı. Kendinizi kadının veya erkeğin yerine koyun, hayatınıza bir yön vermek üzeresiniz. Onlarca sorunla, hayatın türlü derdiyle baş etmeye çalışmış ve gönlünüze göre birini 'bulmuşsunuz'. Yaşamın en güzel hediyesidir bana kalırsa, aşık olduğunuz ve sevdiğiniz biri tarafından sevilmek, esirgenmek. Birlikte yaşamaya olduğu kadar birlikte yaşlanmaya karar vermişsiniz. 'Kimi çağıralım, kimi çağırmayalım, onları çağırmazsak çok ayıp olur, şunları sadece nikaha çağıralım' diye düşündükten, kimi zaman aile büyükleriyle tartıştıktan sonra 300 kişilik bir düğüne karar kılmışsınız. Öğretmenevi'ne 900 lira ödeyip kiralamışsınız. Şartlar sizi zorlamış, siz şartları zorlamışsınız ve en güzel gelinle en güzel damat olmayı kafanıza koymuşsunuz. Nişandan sonra sıra düğüne gelmiş, heyecan dorukta; kısa bir süre sonra aynı yastıkta kocamak üzere, kendi evinize yerleşecek, kendi evciliğinizi oynayacak, kendi ailenizi kuracaksınız... Ne badireler atmatılmış, o güne kadar. Ama bir an geliyor ve yeterince badire atlatmadığınızı anlıyorsunuz.
Saçınızı yaptırmış, gelinliğinizi giymiş, makyajınızı yapmış, karanfillerle süslenmiş gelin arabasına kurulmuşsunuz... Ama...
Ama damat yanınızda değil! Burada bir yol ayırımı çıkıyor önünüze, ya düğünü yapmayacaksınız ya da herkese inat, yapacaksınız. Damat olsun ya da olmasın.
Gelin Fidan, son derece cesur bir kararla, 'Evet' demiş tek kişilik dansa, 'Eşimle gurur duyuyorum, üzgün değilim, eşim ve diğer güvenlik görevlilerinin sayesinde huzur içinde yaşıyoruz'...
Bizim memleketin kadınları taş gibidir, taş yürekli değildir ama taş gibi kuvvetlidir. Damatsız da düğün yapar, başında erkeği olmadan evlat yetiştirdiği gibi...
Nebi Çavuş'un aklı gelinindeydi gece boyu mutlaka, neler yaşadılar, neler konuşuldu, gelinin boynu bükük kaldı mı?
Bizim memleketin erkekleri de taş gibidir, kadınına güvenir, kadınıyla gurur duyar, kadınına sırtını dayar, kadınının sırtını yere getirmez.
Güzel film olurdu, onu bilir onu söylerim; Osman Sınav çeker, olmazsa Woody Allen...
'İstanbul-Tek Kişilik Düğün'; ne dersiniz?

Feminizm öldü mü?
Bu defa da okuyunca inanamadım gözlerime; İngiltere'nin popüler kadın sitelerinden Netmums'ın 1,300 kadınla yaptığı araştırmadan çıkan sonuçlara göre, araştırmaya katılan 7 kadından sadece biri feminist olduğunu söylemişti...
Netmums, İngiltere'de anneler için hazırlanmış bir site, en kapsamlı olanlarından biri hatta. Hemen, ilk etapta, 'Doğum yapan kadın feminizmden vazgeçiyor' demek istiyorum ama yapmayacağım.
Ancak gerçekten de araştırmaya katılanların sadece yüzde 25'i, feminist olduğunu söylemiş. Buradan şöyle bir sonuca varmak mümkün aslında, kadınlar doğurduktan ve hayatın çeşitli sorunlarıyla karşılaştıktan sonra, feminizmle falan ilgilenmiyorlar. Çünkü okula yolladıkları çocukları, her dakika toparlamak zorunda kaldıkları bir evleri, çocuktan beter sorunları olan kocaları ve kendi özel hayatları var! Araştırma sonuçlarına göre kadınlar eşitlikten yana değil, bu daha da ilginç. Kadınlar için eşit değil de farklı olmak daha anlamlı! Her cümlemin sonuna ünlem koymak istiyorum müsaadenizle!
Feminizmi reddeden ve eşit değil de farklı olarak tanımlanmak istenen bu İngiliz 'bacılar' aynı zamanda kadınlardan fazla beklenti olduğunun da altını çizmiş! Sanırım en baştan kavramların altını çizmek, anlamlarını sabitlemek ve her ülke için tek bir cümleyle ifade etmek gerekiyor. Bilemiyorum ama İngiltere'ye gidip, 'Hey sizin derdiniz ne kuzum' diye haykırmak geliyor içimden.
Ya da Woody Allen'dan, 'Londra-Bu Kadınların Derdi Ne?' diye bir film yapmasını rica edeceğim...

HAFTALIK... HAFTALIK...
× Ahu Tuğba, Obama'ya oy vereceğini söylemiş. İçim rahatladı, bir açıklama gelmese merak edecektim.
× Bir köşe yazarı herkes gibi tek kişilik ilişki yaşadığını söylemiş ve eklemiş, 'Herkes intihar etmez mi?'... Herkes intihar etmiyor, zaten doğrusu da intihara teşebbüs etmek. .
× Sharapova'nın güzel olmadığına karar verdim.
× Geçenlerde de aklıma takıldı, Hale Soygazi ameliyat mı oldu? Nasıl oluyor da bu kadar güzel, neden yaşlanmıyor bazı kadınlar, neden paylaşmıyorlar sırlarını.

<p>Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve Genel  Kurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler’in IrakR

Sincar'daki PKK Varlığı Nasıl Son Bulacak?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Çanakkale Savaşları Araştırma Merkezi ve Kütüphanesi açılıyor

ABD'de güvenlik önlemleri arttırıldı! Askerler sokaklara indi