• $7,3702
  • €8,974
  • 442.702
  • 1551.57
08 Ocak 2011 Cumartesi

Tatlı yiyelim tatlı sevişelim

Şahane Angelina Jolie'nin şahane göbeğinin biraz altında yer alan şahane Latince dövme 'Bizi besleyen aslında yok edendir' anlamına gelir; peki, bizi besleyen şey, daha iyi sevişmemizi de sağlıyor olabilir mi?

Diyetisyen Müge Arslan'a göre yediklerimiz cinsel yaşamımız için bir hayli önem taşımaktaymış. Sağlıklı cinsel hayat için sağlıklı beslenmek ve bazı gıdaları bilinçli tüketmek gerekiyormuş ama doğrusunu isterseniz bu açıklama bana çok inandırıcı gelmedi. Kayısı, incir, fındık-fıstık, havyar, istiridye, pekmez, havuç, bilumum yeşillik, sarımsak ve baklagiller cinsel yaşamı kuvvetlendirici gıdalar olarak sıralanmış...
Arslan'ın saydığı gıdalar arasında kayısı var mesela; Malatya'da yaşayanların herhangi bir cinsel sorunu olmadığı anlamına mı geliyor şimdi? Listedeki havyar ve istiridyeyi saymazsak diğer gıdalar ülkemizin birçok yerinde tüketilen, her evde bulunan, hatta hemen her öğünümüzde yediğimiz şeyler. Buradan hareketle Türk insanı için 'Sevişmelerinde sorun yoktur' diyebilir miyiz?
Fındık olmayan ülkeler var, hayatlarında havyar görmemiş insanlar var; şimdi bunların hepsinin cinsel sorunları vardır mı diyeceğiz? Benim aklım karışıyor işin içine cinsellik girince.
Sağlıklı cinsel yaşam için önerilen liste upuzun ve sanırım gelmek istedikleri nokta aslında sağlıklı beslenilmesi gerektiği. Vücudu sağlam ve sağlıklı olan kişi, iyi de sevişir neticede.
Çikolata için methiyeler düzen ve 'Fıstıklı bitter yerken kocamla seviştiğimden daha çok haz alıyorum' diyen bir kız arkadaşım var, onun durumu ne olacak peki?
Yani sağlıklı ve haz veren gıdalar yedikçe cinsellikten soğursak ne olacak? Belki de seksi sevmenin ve sağlıklı bir cinsel hayatın yolu doğru beslenememekten geçmektedir; olamaz mı?
Kız arkadaşımı tekrar kocasına yönlendirmek için asla ve asla çikolata yememesi sağlanmalı, vardığım sonuç bu! Sevişmek ya da sevişmemek işte bakın bütün mesele burada...

Eyvah eyvah, Ata ile tuvalette kaldık!
Film komik, seyirci bayıldı gülmekten ama bambaşka bir şey anlatmak durumundayım. Filmin galasından sonra yaşadığım olay öyle ilginç ki kendi kendime en az 50 defa 'Eyvah eyvah' dedim ve aklımda filme alakalı hiçbir şey kalmadı. Şöyle gelişti olay: Film bitince kendimi kalabalığın arasından hızla sıyırıp tuvalete atmaya çalışırken yine aynı kalabalığın içinden itinayla sıyrılan Ata Demirer'le göz göze geldik, elini sıkıp tebrik ettim. Gayet normal, buraya kadar... Tuhaflık hemen akabinde gelişti, beraberce yürüdük bir müddet, 25 metre kadar, ben önden girdim tuvalete, Ata da arkamdan! Erkekler tuvaleti salonun ta öbür ucunda olduğu için görevliler Ata'yı kadınlar tuvaletine getirmişlerdi; 'Burası kadınlar tuvaleti neden beni buraya getirdiniz' diye sordu Ata; ben bu arada içeri girmiş bulundum. Görevliler de 'Ata Bey, erkekler tuvaleti çok uzakta, bu kalabalıkta oraya ulaşmamız uzun sürer' diyerek cevapladılar... 30 saniye sonra yan yana tuvaletlerdeydik! Sessizlik ürkütücüydü... Sifon sesini bekledim, anında ben de sifonu çektim, çıktık ve yine göz göze geldik, ikimizde de hafif bir mahcubiyet vardı. Bu defa el sıkışmadık haliyle. Elimizi yıkadık aynı sessizliğin ahengi içinde. Görevli kapıyı açtı, Ata içerde olduğu için kapıyı kapatmışlardı ve onlarca kadın tuvaletin kapısında bekleşmekteydi. Hikayenin can alıcı kısmı ise, tuvaletten yine arka arkaya çıkmamız ve televizyoncu bir kız arkadaşımın kocaman gözlerle 'Nassııııı yaniii, siz ikiniz, nasııı yaniii' diye sormasıydı... Ki açıklanamayacak bir durumdu... Açıklayamadım! Ağlamak üzereydim ama tek tesellim bu sahneyi erkek arkadaşımın görmemesiydi...
O zaman 51. defa 'Eyvah eyvah' diyecektim; muhtemelen...

HAFTALIK
- Yolunuz Nişantaşı'na düşerse Marie Antoinette Chocolatier'yi ziyaret edin mutlaka. El yapımı leziz çikolataları arasında altın çilekli, yaban kirazlı, menekşeli olanlar var...
- 'Muhteşem Yüzyıl'a bayıldım, oyunculuklar muhteşemdi çünkü. İlker Aksum için diyecek tek lafım var: Bu kadar güzel ölünür mü kardeşim?
- Halit Ergenç röportajından sonra bir dolu e-mail aldım ama Bulgaristan'dan gelenlere şaşırdım. Ne çok hayranı varmış...
- Galata Yayınevi'nden çıkan bir baba-oğul romanı olan Karakter, Ferdinand Bordewijk imzası taşıyor. 1997 yılında En iyi Yabancı Film Dalı'nda Hollanda'ya Oscar kazandıran bir hikayesi var; bize dizi yaparlar mı dersiniz?
- Red red wine; bu şarkıyı hatırlamayan var mıdır? Unutulmaz şarkılarıyla UB40 İstanbul'a geliyor haberiniz olsun istedim... 22 Ocak için şimdiden bilet almalısınız. Biletix'ten tabii. Yaşasın nostalji.
- Ayın 1'inde Kordon'da çay içerken bütün İzmir'in önümüzden geçmesi inanılmazdı. Sahil kasabası gibi, herkes hala aynı yerden geçiyor; illa Kordon'dan. İzmir hiç büyümüyor; bu yönüne de bayılıyorum. O da ben de çocuğuz. Daha da büyümeyeceğiz ya oh olsun... İzmir sakin, huzurlu, sessiz...
- İzmir'deki Reyhan kadar güzel bir pastane olabilir mi? Favorim ve yerken gözlerimin dolduğu yegane lezzetli tatlı olan 'kurviş'imden yiyemedim, önceden ısmarlamak gerekiyor ve yılbaşı ertesi diye her şeyden az yapmışlardı. İzmir de benim gibi tembel ya, bu yönüne de bayılıyorum.
- Aylık erkek dergisi FHM ve aylık  anne-çocuk dergisi Mother And Baby artık yayınlanmayacak, çok üzüldüm. İkisinin de müptelasıydım, içimdeki iki ayrı kadına hitap ediyorlardı sanırım. Acaba iki konsepti birleştirip yeniden mi bassalar? Erkekler için anne-çocuk dergisi. Tamam, berbat fikir...

<p>Iraklı yetkililer intihar saldırılarının art arda gerçekleştiğini ve saldırganların Tayaran Meyda

'Bağdat'taki saldırıda DEAŞ ihtimali güçlü'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Vitrin mankeninin içinde ne var? Fenomenler herkesi şaşırtmaya devam ediyor

Uludağ'a yerleşen çiftin kentten uzak sıra dışı hayatı