• $13,7243
  • €15,5674
  • 787.66
  • 1910.41
17 Mayıs 2014 Cumartesi

Sanatçı acıları unutturmamalı…

Dünya sineması, hem de ellerini ovuşturarak her türlü felaketi sinemaya aktarırken, madencilikle alakalı olarak çekilen filmlerin, uzaylılara oranla çok az olduğunu görürürüz. 1978 yılı yapımı ‘Maden’, konusu, oyuncuları ve hikâyeyi işleyişiyle dünyanın bir adım ötesinde… Bunca zaman sonra bile…

Sanatın bir borcu var hayata; sanatçının da. Özellikle Hollywood, yaşanan ter türlü felaketi sinemaya taşımaya pek meraklı. Bunun gişe gibi muazzam bir getirisi olduğu kadar, filmler zaman içinde ders kitabı yerine geçiyor, yaşananları unutturmuyor ve hepsi birer ibret mesajı taşıyor. Uçak kazasını konu alan da uzaylıları masaya yatıran da bulaşıcı hastalığı anlatan da bir amaç güdüyor; sonuçtan bir ders çıkmasını sağlamak. Sanatçının böyle bir sebebi olmalı, refleks olarak tuvale, taşa, toprağa, kile, kağıda aktarmalı acıları; yaşananları kendi gözüyle anlatmalı gelecek nesillere. Defalarca, bıkıp usanmadan. Yazar, popüler olma gayesini, para hırsını törpülemeli, bugün “Ben yazarım, bir yazarım binlerce satarım” amacıyla yayınevine koşanlar, ne yazık ki sadece seksi, şehirli kadının uydurulmuş dertlerini, eşcinsellerin yaşam zorluklarını kaleme almayı tercih ediyor. Edebiyat dünyası hesap yapmayan kalemleri barındırır ancak listenin başında, şöyle bir bakılsa ‘Grinin Elli Tonu’ acaba ‘Savaş ve Barış’ın neresinde durabilir?
Sanatçıya iş düşüyor, sanatını yapma işi. Memlekette tembellik virüsü sanatçıları da sardı çoktandır, habis halde yerlerine mıhladı!
Çığ, deprem, meteor, volkan, tsunami, iklim değişimi gibi jeolojik felaketleri de; ‘insan eliyle’ ortaya çıkan savaş, hastalık, kimyasal madde, nükleer enerji ve çeşitli kazaları da konu olarak defalarca işleri Hollywood.
Savaş filmlerine bakınca, onlarca başyapıta rastlamak mümkün. I. ve II. Dünya, Kore ve Vietnam savaşlarını, ABD iç savaşını anlatan ‘Müfreze, Er Ryan’ı Kurtarmak, Hotel Rwanda, Hayat Güzeldir, Günaydın Vietnam, Kara Şahin
Düştü, Son Samuray’
gibi filmlerde; kahramanlığa olduğu kadar insanlığa da vurgu yapıldı.
Maden filmleri üç-beş tane. ‘Zorba’ hatırıma gelen ilk film, ‘Kömür Madencisinin Kızı’ da; son dönemin en şaşaalı filmi, bir animasyon harikası olan ‘Avatar’da ‘kötü adamlar’ bir madenin peşine düşmüşlerdi…
1978 yılı yapımı ve Yavuz Özkan imzalı, başrollerinde Cüneyt Arkın, Tarık Akan, Meral Orhonsay, Halil Ergun ve Hale Soygazi’nin yer aldığı ‘Maden’, gelmiş geçmiş en iyi Türk filmlerinden biri. Yaşadığımız veya en azından şahit olduğumuz felaketlerden sonra, birlikte ağlamayı başararak önemli bir adım attık. Şimdi acıyı unutturmamak var, sırada bu acı unutulmasın diye çalışmak var. Herkes üzerine düşeni yapacaktır; sanatçı da elini taşın altına koymalı. ‘Çanakkale-Yolun Sonu, Dağ, 120, Nefes’ gibi savaş filmlerinde gelinen yere; felaket filmlerini de koyma zamanına geldi.
Allah yaşanan Soma felaketini unutturmasın, daha büyük acılar yaşanmasın ve böylece bu felaket unutulmasın. Sanatçı da unutmasın, unutturmasın ki; balık hafızalı olmaktan
kurtulalım. Birlikte ağlamaya devam edelim, yaralara merhem olalım, zor şartlarda yaşayan vatandaşlarımıza destek olmak için ölmelerini beklemeyelim ve el ele verelim artık. Sanatçı, eserleriyle dürtsün bizi, acıyı daha da gözümüze soksun. Yarın, ertelenen düğünler, davetler, organizasyonlar yapılacak bir şekilde, ateş
düştüğü yeri yakacak sadece. Ateşi canlı kılacak olan filmler, heykeller, tablolar ve kitaplardır… En azından Soma’da sönüp giden yüzlerce cana bunu borçlu değil miyiz?

<p> </p>

Parasosyal etkileşimi çocuklarımıza neden anlatmalıyız?

Güvenlik güçleri teröristlere göz açtırmıyor!

Keykubadiye Sarayı'ndaki kazılarda ortaya çıktı! 1220'li yıllarda yapıldı

2021'in en etkili kadınları seçildi! İşte listede yer alan isimler