• $8,4705
  • €10,2921
  • 501.151
  • 1441.33
08 Haziran 2013 Cumartesi

Parklarım, bahçelerim ve ben

Doğayı sevme biçimimizden, sahip çıkma biçimine kadar bize özgü bir tavrımız var ya, işte o tavra hastayım. Stanley Park’ı çok severim ancak Kanadalılar ilginç insanlar. Bakınız koca parktan nasıl faydalanamıyorlar?

Stanley Park, 125. yılını kutlayacak, 25 Ağustos’ta...
En sevdiğim parktır kendisi, hava ne kadar sıcak olursa olsun ağaçların arasına girdiğiniz zaman ürperirsiniz. Sakın ola şortla, askılıyla dolaşmayın, biz alışkınız sıcak memlekete, üşütürsünüz, üzülürüm. Kanada Vancouver’daki Stanley Park 400 hektar (fazla büyük); 27 kilometre yürüyüş (fazla uzun) ve bisiklet yolu, 8.8 kilometre (fazla yorucu) sahil yolu, binlerce ağacı, sincabı, manzarası, dağı, denizi var. Parktaki restoranların güzelliğini anlatamam; botanik bahçeler, müzeler, konser alanları, sergi salonları var. Vancouver Belediyesi veya hükümeti yıllardır akıl edemedi böyle bir parkı şahane bir AVM’ye döndürmeyi. 
Orada yeterince işgüzar müteahhit yok biliyorum, zaten ‘orman içinde yer alan şehirlerindeki ormanlık parka’ tapıyorlar! Zaten her yer orman, a dostlar, sevgili Kanadalılar, bir de ekonomi bozuk diyorsunuz, faydalansanıza topraklarınızdan! Deniz kenarında plastik kulübe bozması büfeler açmıyorlar. Para kazanmak derdinde değiller sanırım. Vatandaş aniden susadı diyelim, belli noktalara kadar gitmek zorunda, üstelik her adımda bir çöp kutusu olmamasına rağmen yere bir şey atmıyorlar. Korkmuş bir halk besbelli, sindirilmiş. Artık nasıl bir baskı yaptılarsa! 
Restoran var ve güzel diyelim tamam ama bir alternatif olmaz mı, belediye eşe dosta bir-iki yer ayarlamaz mı? O upuzun yürüyüş yolları mesela; ‘yeşili koru’, “belediyenin malıdır’, ‘çimlere basma’, ‘yere tükürme’ gibi bir tabelaları niye koymazsın kardeşim! İnsan şaşırıyor haklı olarak. Her yer sincap (sincap berbat gıcık bir hayvandır, dua edin memlekette az var. Isırıyorlar, belki de yakalamaya çalıştım diyedir ama olsun vahşi neticede), her yer geyik, karaca, bir de sorunları asla bitmeyen deniz ayılarıyla, fokları ve yunusları var. Beyaz balina beluga da unutulmasın, bir defasında doğum yapacaktı da sancısı başlamıyor diye Vancouver halkı sokaklara döküldü. ‘Anne beluga’ya şarkılar söylendi, şehirdeki gürültü en aza indirildi, belki doğum stresi yapıyordur diye. Efendime söyleyeyim, neden sonra beluga doğurdu, bir tane kızımız oldu sağlıklı, sıhhatli. Bu defa toplandılar, ne isim koyalım diye düşündüler. Oylama yapıldı, Qila koydulardı. İlk beluga’ydı parkta doğan, sonra 2002’ydi galiba bir bebek daha doğdu ama çok yaşamadı. Böyle dertleri var insanların, ne yapsınlar?
Mangal yapmak için ağaç altlarını tercih etmiyor Kanadalılar, ilginç insanlar olduklarını söylemiştim. İlla kendi bahçelerinde, göl kenarlarında, kamp bölgelerinde mangal yapıyorlar. Bir de pratik değiller, bizim bakkallarda üç liraya satılan tasarım harikası ergonomik minyatür mangallardan yok, yeterince kömür kokusu almıyorlar etleri pişirirken. Ne anladım ben o mangaldan değil mi ama? İlla ayaklı, tekerlekli ve havalı mangallardan kullanacaklar, yellemiyorlar da deli gibi, pişiyor etler zahmetsiz. 
Ne anladım ben o etten? 
Dört taraf orman olduğu kadar, deniz de aynı zamanda. Bir de göller var, sen tut parkın içine havuzlar, yapay göller, deniz müzeleri yap. Hatırlayın İstanbul’a iki tane köpekbalığı geldi diye nasıl kuyruk oluyor, ama ne yapıyoruz köpekbalıklarını da AVM’lere getiriyoruz. Çünkü neden? Çünkü olması gereken o! Denizler hayvanların yaşaması için gereken ekolojik ortamı sağlamaz, oysa AVM’ler iyidir, güzeldir, candır. Köpekbalığının insanın doğal ortamını görmesi açısından önemlidir, altı çizilmelidir. Deniz kenarında toplaşarak yunusların sesi hüzünlü geliyor diye mum yakan bir halktan bizi anlamasını beklemek saçmalık; ne diye kendimi tüketiyorum. Aynı şekilde bir defasında La Jolla’da deniz ayıları için dertlenen insanları görmüştüm ki, deniz ayısının da pek sevimli olduğu söylenemez. Bildiğin yüzen bir ayı gibidir neticede, berbat bir sesi vardır. Efendime söyleyeyim, neymiş hayvanlar mutsuzmuş! Yine doluşmuşlardı kıyıya ve dua etmişlerdi La Jolla halkı.
Dünya insanının parklarla imtihanı bitmiyor neticede, iyi olan kazansın… 
SON SÖZ: Bu yazı, Gezi Parkı’nın muhteşem bir parka dönüştürülmesi, insanların zorda kalınca yakaladıkları dostluk ve kardeşlik ortamının sürmesi, sanat ve kültürel aktivitelerin devamının gelmesi, notaların her daim yükselmesi dilekleriyle yazılmıştır. Bahsi geçen deniz ayılarından, foklardan ve yunuslardan eğer kırıcı olduysam özür dilerim. Ancak sincaplar özür kapsamıma girmez, zira sağ elimin işaret parmağı yıllardır sızlamaktadır!

Haftalık... Haftalık... Haftalık...
- Bergüzar Korel ve Halit Ergenç ne güzel bir çift…
- Mehmet Ali Alabora tamam da Tarık Akan neredeydi?
- Ekranın en keyifli yarışma programı ‘Kelime Oyunu’nun yapımcı ve sunucusu İhsan Varol ne kadar zeki bir adam! Protestoysa böyle naif, karşı durmaksa böyle akılcı yapılmalı.
- Magazin muhabirleri ‘ünlüleri’ hiç bu kadar rahat görüntülememişlerdi sanırım. Ne makyajı dert ettiler, ne maskeyi, ne söylemi.
- Gezi’de olup bitenleri Bebek Parkı’nda konuşanlar da varmış, “Ayy keşke orada olsaydık ama biber gazı dokunur bana” diyenlerden tutun da, “Ne giymeli Gezi’ye giderken?” diye soranlara kadar. “Oradakiler zayıflamıştır şimdi ne güzel” diyen birini duymuşlar ama ihtimal vermedim gerçekliğine.

<p>Pendik'te drift yaparken iki sürücüden biri kaza yaptı, diğeri yoldakilerin üzerine aracını sürdü

İstanbul'da drift dehşeti! Otomobili vatandaşların üzerine sürdü

Yer siyah, gök beyaz; şampiyon Beşiktaş!

Filistinlilerin evleri yerle bir oldu

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı