• $9,6652
  • €11,215
  • 560.101
  • 1487.24
11 Mayıs 2013 Cumartesi

Özkök, kadın programı yapsın

Serdar Turgut’un yemek programı yapmasından daha iyi bir fikir varsa o da Ertuğrul Özkök’ün kadın programı yapmasıdır. Kendisi kadınları çok iyi tanımaktadır, hatta kadınları en iyi tanıyan yazardır. 

Yazılarına bayıldığım Serdar Turgut’un yemek programı yapmaya başlaması heyecanlandırdı beni. Turgut’un lezzete olan tutkusu, bilgisi, hevesi, keşiflere açık olması ve cesareti elbette programına da yansıyacaktı; yansıdı da. Ancak kendisinden bir Anthony Bourdain performansı da beklememek lazım zira onca ‘fırlamalığına’ rağmen Serdar Turgut liseli utangaç bir genç havasındadır. Bu halini de pek severim ayrıca. Serdar Turgut’un bir zamanlar yayın yönetmeni olan ve Hürriyet’te çalışırken defalarca ‘ülkenin en seksi erkeği’ seçtiği Ertuğrul Özkök’ün de bir televizyon programı yapması gerektiğine karar verdim. Özkök’ün bir ara yarışma programı jüriliği tecrübesi oldu, o kadar. Geçtiğimiz hafta içinde Seda Sayan’a konuk olması ve yaptığı açıklamalardan sonra bir kadın programı yapması gerektiğine inandım. 
Erkeklerin kadınlar hakkında çok şey bildiklerine inanmaları her zaman beni en çok güldüren hadiselerin başında yer almıştır. “Siz kadınlar asla âşık olmadan bir erkekle sevişemezsiniz; bilirim” gibi cümleler kurmaya başlayan çok erkeği “Nasıl da iyi tanıyorsunuz kadınları” diyerek ve gözlerimi hızlıca kırpıştırarak iyice havaya soktuğum olmuştur. Elbette Ertuğrul Özkök, kadınlar hakkında çok şey bilmektedir (gözlerimi kırpıştırıyorum şu an), nasıl da iyi tanımaktadır kadınları! 
Seda Sayan’ın programında Ertuğrul Özkök’ün söylediklerini hatırlayalım hep beraber. Akabinde de baskı yapalım ve ‘Ertuğrul-Sabahların Yeni Sultanı’ bir an önce başlasın… 
- Erkek, kendini kadının karşısında güçsüz hissediyorsa her şeyin karşısında güçsüz hisseder. (Erkekleri de iyi tanıyor Sayın Özkök, ilginç!)
- Ben, utangaç bir erkeğim. Hayatta en nefret ettiğim şey çapkınlıktır. Erkek için çapkın demek hayattaki en büyük hakarettir. Ben aşk erkeğiyim. (Ne kadar doğru, erkekler sevmez çapkın kelimesini. Değiller ayrıca...)
- Her sabah boy aynasına bakıyorum. Işığı güzel ayarlarım. Kadınların hoşuna gitmekten zevk alan bir erkeğim. (Kadınlar her sabah çıplak vaziyette boy aynasına bakan ve ışığı ona göre ayarlayan erkeklere bayılırlar, nasıl da biliyor.)
- Kadınlarla siyaset konuşmak istiyorum. Ben kadınların geyşa hallerini seviyorum. 20. yüzyılda kadın ve erkeklerin karşısına ‘kadın ve erkek iki aşkı bir arada yaşayabilir mi?’ sorusu gelecek. Bence yaşayabilir. Ben hayatım boyunca gerçeklerden kaçarım. (Anladım, her sabah çıplak olarak aynaya bakılacak, ışık ayarlanacak ve kadınla siyaset konuşulacak. İnsan iki aşkı aynı anda yaşarken gerçeklerden kaçılacak, çok mantıklı.)
- Bir sabah karım göbeğimi görünce ‘Bak kardeşim, hayatta hiçbir şey garanti değil’ dedi. O gün spora başladım. (Tansu Hanım’ın kendisine ‘kardeşim’ diye hitap etmesi çok şeyi açıklıyor.)
- Ben iç giyimin kadınlar için çok önemli olduğunu düşünüyorum. Önce erkekler için giyinirlerdi şimdi kendileri için giyiniyorlar. (Müthiş bir tespit, nasıl anladı acaba?)
- Kadın iç giysisini sapıkça seviyorum. Twitter çıktıktan sonra artık o mağazaların önüne gidemiyorum. Biri çekip ‘Sapık Ertuğrul Özkök yakalandı’ diyecek. (Söyleyecek bir şey bulamadığım bir an varsa ki nadiren olur, işte o an bu andır!).

ONLARIN ÖZKÖK’TEN NE EKSİĞİ VAR?

- Ahmet Hakan: Kesinlikle kadın programı yapmalı ama Özkök’ünki gibi bir life-style içeriği olmasın. Bir Müge Anlı çıkabilir Hakan’ın içinden. Araştırmacı bir kişiliği var, üstelik hem oradan, hem buradan. 
- Fehmi Koru: Bir yemek programı olacak, her hafta ünlü konuklarıyla birlikte hem yiyecek, hem sohbet edecek. Bir de fasıl grubu olabilir arka tarafta, çalarlar söylerler… Fikrim çalınmasa bari!
- Reha Muhtar: İzdivaç nasıl olur Muhtar için? Kadınları çok iyi tanıyor, eh erkek olduğuna göre erkekleri de biliyor. Elektrik alma konusunda tecrübeli, ıstırap çeken kadını teselli konusunda deneyimli, hayat tecrübesi desen sular seller gibi…
- Can Dündar: Bir müzik yarışma programı sunmalı, jüri olarak elbette Bülent Ersoy, Orhan Baba ve Serdar Ortaç’ı düşünüyorum. Dündar’la bir alıp veremediğim olduğu için değil, eğlenmek için. Sadist olduğum için.
- Hıncal Uluç: Oyuncu olmalı, her dizide yer almalı ve en büyük lafları o etmeli. ‘Muhteşem Yüzyıl’da Hürrem’e haddini bildirirken, ‘Karadayı’da kötü kalpli savcıya iki tokat atmalı, ‘Kurtlar Vadisi’nde Polat’a dış siyaseti anlatırken, ‘Osmanlı Tokadı’nda Fatih ve İstanbul’a aşk şiirleri okumalı. 

HAFTALIK... HAFTALIK...

- Can Tanrıyar’a neler oluyor? Neden toparlamıyor kendini, onca büyük işe imza atan bir televizyoncu olarak silkelenmiyor. Aslan gibi iki oğluna ve izinden gitmek için yola çıkanlara hiç mi aldırmıyor? 
- Mehmet Öz, neden televizyon programında ‘Yunan kahvesi’ dedi? Gayet basit, bütün Amerikalılar öyle biliyor, ABD’de çok sayıda Yunan restoranı var ve kahveyi az çok oradan tanıyorlar. Türkiye’ye gelen ve burada kahve deneyimi yaşayan ABD’li sayısı az. Mehmet Öz, Türk değil mi nasıl oluyor da bilmiyor, diyeceksiniz! Biliyor elbette ama izleyici anlasın diye öyle söylemiş olabilir diye düşündüm.
- Fernandes kötü giyiniyor! Değişik ve cesur giyiniyor diye adama moda ikonu gözüyle bakmak niye? 
- ‘Sonunu Düşünen Kahraman Olamaz’ demiş Tatar Ramazan’ı oynayan Bülent İnal. Bu söylem, on yıldır Kurtlar Vadisi’nin altını defalarca çizdiği bir cümledir. Seyircinin ezbere bildiği cümleyi tekrar etmenin ne mantığı var. Oldu olacak, ‘İki kişinin bildiği sır, sır değildir’ de desin…

<p class='MsoNormal'>Fatih'te arıza yapan İETT otobüsü, vatandaşlar tarafından  yaklaşık 300 metre i

İETT otobüsü arızalanınca 300 metre itildi

''Gıda Denetim Seferberliği'' kapsamında Trakya'da denetimler başladı

İstilacısı aslan balığı Ege'de de yayılıyor

Her sabah poğaça yiyenler dikkat! Bakın vücuda nasıl bir etkisi var