• $8,4705
  • €10,2921
  • 501.151
  • 1441.33
07 Aralık 2013 Cumartesi

Okan Bayülgen Acun’u kıskandı mı?

Okan Bayülgen komedyen mi? Asla değil, talk-show sunan herkesi komedyen sanmak gibi bir yanılgıya düştük. Oysa kendi sunduğu zaman iyi programlar yapan, başkaları için yaptığı işler pek tutmayan bir programcı. Bir soru üzerine Acun Ilıcalı’yı sevmediği söylemiş; sizce de bu işin içinde bir kıskançlık yok mu?

Kimileri yükselir kimileri alçalır, kimi dibe vurur kimi göğe yükselir; şov dünyası dönme dolap gibidir. Ancak dönme dolaba binen, bildiğini unutur, gerçekten de yükseldiğini zanneder. Biliyorum çünkü bir süredir inip çıkmaktayım...
‘Aykırı Sorular’ sevdiğim bir program, Enver Aysever’e çok yakıştı konuk ‘sıkıştırmaları’. Kızıyorum bazen kadınları fazla zorluyor diye, yine de seyrediyorum; iyi konukları ve konuklara son derece iyi hazırlanan bir sunucusu var. Okan Bayülgen’i seyrettik geçen akşam; önce sanat hakkında söylediklerine inanamadım. Sonra da Acun Ilıcalı için söylediklerine. Bir zamanlar, çok çok eski zamanlarda Yeşilçam starlarını birbirine kırdıran magazin gazeteciliği zihniyeti vardı, hatta bu geleneğin kaymağını Gülben Ergen ve Hülya Avşar güzel yedi. Hatırlarsınız bir Hülya sataşırdı, bir Gülben. İpe sapa gelmez, ucu bucağı görülmez mevzulardı. Allah’tan bitti o dönem; o mantalite geride kaldı. “Ben en güzelim”, “Ben güzel ve gencim”, “Ben güzel ve evliyim” “Ben genç, güzel, bekâr ve harikayım” safsatalarıyla süslüydü gazete sayfaları...
Derken Okan Bayülgen’in, Acun’u sevmediğini, yaptığı işleri beğenmediğini öğrendik. Bayülgen’in bir dönem her gece yaptığı programlarına konuk aldığı cicili bicili hanımları, genç ve güzel kadın kontenjanından biblo misali masa başına oturttuğu, cesur ve güzel dilberleri hatırlarsınız. Reyting için ne gerekiyorsa yapan, konuklarına ve seyirciye sataşmaktan ve bunu izlenirlik malzemesi olarak gördüğü için ekstra zevk alan bir başarılı programcımız değil midir kendisi? Yapmak istedikleri ve yaptıklarının arasında sıkıştığını düşünmüşümdür her zaman; sonra Okan Bayülgen’e bir sanat, bilim ve ilim aşkı geldi; karşısına yine sarışın ve güzel olmak kaydıyla profesörler oturttu; hayatın anlamını aradı. Acun Ilıcalı’nın bir televizyon kanalı sahibi olması karşısında kıskançlık hissiyatına kapıldığı aşikâr, söyleme bakınca bu geliyor akla. Okan ‘gençlik ve spor kanalı’ kurmak niyetinde bir süredir ama olmadı. Acun’aymış kısmet; programlarıyla zirveye çıkan, adım adım yükselen ve geldiği yeri sonuna kadar hak eden bir erkek demek ki diğer erkekleri kıskandırabiliyormuş.
Sanat başkaldırıdır, sanat anarşisttir diyerek de sanatın beş para etmez hale geldiği memlekette; iyice karıştırdı kafaları. Geçen akşam ‘Kim Milyoner Olmak İster?’ yarışmasına katılan bir üniversite öğrencisi, “Zanaat kelimesini ilk defa duydum” dedi; seviye buralardayken; sanatından, kendi dilinden, inanışından, edebiyatından ve kendi dilinden uzaklaşan gençlere elbette sanatı ‘öcü’ olarak göstermek bir başka ilgi çekme malzemesidir. Bu aşamada Bayülgen’e gereklidir de; bakarsınız daha önce maddi sorunlar sebebiyle anlaşamadığı söylenen TV8’in yeni patronu bir iş teklif edebilir...

Haftalık... Haftalık...

- Kürk giymiyorlar, kürk giyeni eleştiriyorlar ama deriden vazgeçemiyorlar. Şalvar kesim deri pantolon ve deri çan etek çok moda; satın almayanı dövüyorlar. Şehirde her adım başı bir et lokantası var. “Kürk istemezuk” diyenler, büyükbaş hayvan parasına akşam yemeği yiyor bu lokantalarda! Çok saçma…
- Ayşe Özyılmazel’in erkek arkadaşı aradan üç vakit geçmeden başka bir kadınla birlikte olmaya başlamış. Ayşe şaşkın, “Bana da öğretsinler nasıl oluyor bu hız” demiş; çok haklı. Ancak öğrenilmiyor, bizzat hızlandırılmış kursa gittim; olmadı. Olmuyor…
- Geçen hafta klasik müzik dehası şef Andre Rieu konseri vardı. Sinan Erdem Spor Salonu’nun önü sigara dumanıyla öyle bir kaplanmıştı ki, içeri girmekte zorlandım.
- Magazinciler ortak bir karar alsa ve bazı isimlerle alakalı haber yapmasa nasıl olur? Acaba özler ve merak eder miyiz?
- Nedim Saban’ın yazdığı ve yönettiği ‘Müziksiz Evin Konukları’, insan hikâyelerini son derece başarılı bir şekilde işliyor, elbette oyuncuların ‘usta işi’ performansıyla. Serpil Tamur, seyircinin ‘Kurtlar Vadisi’ dizisiyle yakından tanıdığı bir isim. Polat Alemdar’ın annesini canlandıran Tamur, 50. sanat yılında sahnede nasıl devleşiyor lütfen görün. Ayakta alkışladık Nedim’i, müziksiz ve kahkahasız kalmamayı diledik…

Efsane sever misiniz?

Sevmeyen var mıdır ya da bir şehir efsanesi duymamış olan? Öyle inandırıcı anlatılır ki, yalan olduğunu bile bile ürperir ve siz de başkasına anlatmaya başlarsınız; aynı inandırıcılıkla. “Çok yakın bir arkadaşım anlattı” veya “Kuzenimin başına gelmiş” şekline bürünür bir süre sonra ve efsane hepimizin olur. Her ülkede vardır mutlaka ama bizde de nefis efsane kaynakları var doğrusu. Sakallı bebeği veya cenazede dirilen ölüleri, gece vakti açılıp kapanan kapıları, ışıkları, hayaletleri, ‘tanımasak da’ biliriz. Yabancı Yayınları tarafından basılan ‘Baba Dışarıda Bir Melek Var-Dünyadan ve Türkiye’den Şehir Efsaneleri’ Fikret Topallı imzası taşıyor. Topallı’yı İthaki Yayınları’ndan çıkan seri katil kitaplarından hatırlayacaksınız.
Elif’in jesti: Nefis yılbaşı hediyesi olur; hatta içine de “Benim efsanem sensin” yazarsınız…

<p>Libya açıklarında batmak üzere olan şişme bottaki 97 düzensiz göçmen, bölgedeki Deniz Kuvvetleri

MSB duyurdu: Mehmetçiğin dikkati faciayı önledi

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı

İşgalci İsrail, içlerinde hamile bir kadınında bulunduğu ailenin tüm fertlerini öldürdü

Mehmetçiğin dikkati Doğu Akdeniz'de faciayı önledi