• $13,7194
  • €15,5684
  • 786.53
  • 1910.41
24 Mayıs 2014 Cumartesi

Küçük korku dükkânı

ABD’de yayımlanan New York Post gazetesi geçtiğimiz hafta bu başlığı kullandı: Küçük Korku Dükkânı! Hikâye, 11 Eylül Müzesi içindeki hediyelik eşya dükkanıyla alakalıydı. Dört gün önce açılan müzedeki dükkânda, 11 eylül armalı şapka, anahtarlık, kapşonlu tişört ve fincanlar satılıyor!

Başkan Obama, mali sorunlar yüzünden açılışı iki yıldır ertelenen 9/11 Memorial Museum-11 Eylül Anma Müzesi’nde konuşmasını yaparken hayli duygusaldı. Elbette Amerikalılar da. Terör saldırısında hayatını kaybedenlerin anısına yaptırılan müzedeki hediyelik eşya dükkânıysa basının birinci haberi olarak gündemde yer aldı. 2001 yılında ölen 3 bin kişinin adlarının yazılı olduğu devasa bir havuz ve içinde Dünya Ticaret Merkezi’nden arta kalan kolonların yer aldığı etkileyici bir girişe sahip olan müze binası, kuşkusuz bundan böyle New York’ta en çok ziyaretçiyi ağırlayan yerlerden biri olacak. 21 Mayıs’ta açılan müze ilk hafta ücretsiz gezilecek, sonrasında giriş için 24 dolar ödenecek.

11 EYLÜL ŞAPKASI TAKMAK ETİK Mİ?

Buraya kadar her şey normal, akla gelebilecek her şeyi müze haline getiren ABD’de ‘11 Eylül’e ait bir anı müzesi yapılması da. Ancak anı olarak üzerinde 11 eylül yazan bir şapka ya da kahve fincanı ya da küpe satmak/almak ne kadar doğru? Doğru derken şunu kastediyorum, öyle bir olayı unutmak mümkün değil hele de hadiseyi yaşayanlar için; bir eşyaya gerek var mı? Acısını asla unutmayacağınız bir ‘şeye’ sahip olmaya? Saldırının ardından oğlunu kaybeden Kurt Horning ve eşi, ‘WTC Aileleri’ adında bir fon kurarak, terör kurbanlarının zor durumdaki ailelerinin geçinmelerine yardımcı olmaya çalışıyor, neredeyse on yıldır. Müze fikrine sıcak bakan ancak hediyelik eşya dükkânını akıl almaz ve dehşet verici bulan Horningler, “Süs eşyalarından satılması bizi son derece üzdü, ölen evladımızdan para kazanıyorlar” diyor. Müzeyi ve dükkânı heyecanla karşılayanlar da var, onlar soykırım müzelerinin de olduğunu hatırlatıyor ve 11 Eylül’e ait bir anı eşyasına sahip olmayı doğal buluyor.
Buzfeed sitesi yayın editörü Steve Kandell da, son makalesinde açıkça dalga geçmiş ‘küçük korku dükkânı’ ile.

SOMA’DA OLSA KOMAYA GİRER MİYDİK?

Felaket yaşamayan ülke var mı? Ha, bizdeki gibi iş kazası olmuyor da; terör saldırısı oluyor veya uçak/tren kazaları yaşanıyor. Kötü olayları ve felaketleri anmak için müze açmak iyi bir fikir gibi görülebilir! Bunu bir de o olayı yaşayanlara sormak lazım! Evladınız bir seri katil tarafından öldürülse, aynı yere de müze ve hediyelik eşya dükkânı açılsa ne hissederdiniz acaba? Veya bir madende üç kuruş maaşla kömür çıkartmaya çalışırken, güvenlik önlemi alınmadığı için yanıverse... Anı müzesinin çıkışına hediyelik eşya dükkânı açmak tam Amerikanvari bir hareket! Aslında büyük kıtada, binlerce müze var, çaydanlık müzesi bile görmüştüm. Şunu da yapıyor Amerikalı, bir facia yaşanmasına gerek olmadan fonlar kuruyor, hastalıklarla savaşmak için derneklere milyonlarca dolar aktarıyor, kimse ölmeden konser düzenliyor, sosyal sorumluluk bilinci herkese aşılanıyor. Diyelim Soma’da bir facia yaşanmadı ama bir müze kuruldu; acaba kaç kişi girişe 24 dolar/yaklaşık 50 lira vererek içeri girer? Gelirin oradaki ailelere gideceğini bile bile üstelik. Diyelim şimdi bir müze kuruldu; gelir yaşanan faciada yiten canların ailelerine gidecek! Kaç kişi tatile giderken mesela, yolunu uzatıp Soma’ya uğrar ve hatıra olsun diye bir kahve fincanı satın alır? Olay çok boyutlu aslında, bir hediyelik eşya dükkânının işlevinden çok; payımıza çıkarılacak dersler önemli. Titreyip kendimize gelmemiz için, illa onlarca vefata şahit olmamız gerekmiyor ki! Gerçi 17 Ağustos’ta yeterince titremiştik de ne oldu? Geçti gitti deprem stresi! Var mı bir ‘okasyon’; depremzede müzesi veya kaybedilenler için bir anı dükkanı!
Olamaz da; biz bağırır çağırır, bir suçlu arar, hatayı başkasına yükler, devlete söver, bir sonraki felakette her şeyi sileriz... Ne yazık... Felaket anısı müzelerine ve küçük korku
dükkânlarına razıyım çoktan ama korkum ziyaretçi yok diye iki aya kapatılması...

<p>Otto Yayınlarından çıkan 'Nebevi Liderlik ve Hz. Muhammed'  kitabı 508 sayfadan oluşuyor. Hz. Pey

Yalçın Akdoğan'ın yeni kitabı: “Nebevi Liderlik ve Hz. Muhammed”

UNESCO'nun geçici listesindeki Yesemek'te 15 heykel gün yüzüne çıkarıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Siirt'te toplu açılış törenine katıldı

Ürdün'ün Salt kentindeki müze dünyanın en küçük Kuran-ı Kerim'ine ev sahipliği yapıyor