• $7,3505
  • €8,9443
  • 438.027
  • 1536.11
21 Temmuz 2012 Cumartesi

Kısa mesaj uzun ilişkiyi öldürür

Charlie Sheen, zaman zaman bu köşenin malzemesi olmuştur, hem de bileğinin hakkıyla. En son bombası, eski kız arkadaşının “O bir Twitter bağımlısıydı, sevişirken bile mesaj yazardı” açıklaması oldu. Sevişmek fiili de fiilen bitmiş oluyor böylece, bir çağ daha kapansın o halde.

Filmleriyle büyüyen bir nesil vardı, ardından konusuyla da Charlie Sheen’in vedasıyla da çok ‘konuşulan’ olaylı dizi ‘Two and a Half Men’ ile yetişen bir nesil geldi. Görünen o ki, yeni jenerasyon da aldatma ve olmayan aşk hikâyeleriyle tanıyacak kendisini.

Charlie Sheen neticede 40 yıldır popülaritesini koruyor. Severim ben birilerinin hikâyelerine bakıp ders çıkarmayı. Charlie’nin hayatı inişli çıkışlı ama bizim kültürle bağdaşmayan yalpalamalar bunlar. Özel hayatının tutulacak bir yanı yok, en son porno film oyuncusu iki kadınla aynı evde yaşıyordu! O kadınlardan 25 yaşında olanı Bree Olson, bir açıklama yaparak Charlie’nin seviştikleri süre içinde Twitter’a mesaj yazdığını açıkladı. Twitter profilinde “Gündüz vejetaryenim, gece erkek yerim” gibisinden bir cümleyle kendini ifade eden bir kadına ne kadar itibar edilir ayrı mevzuu ama ortada Charlie varsa, konu da oluyor gördüğünüz gibi. Yine bizim atalarımız demiş en güzelini ta fi tarihinde, “Eli işte gözü oynaşta” diye… O hesap. Bir süre öncesine kadar hayat masumdu aslında. Gazeteci Reha Muhtar geçenlerde yazdığı ‘Cep Telefonlu İhanetler’ başlıklı yazısında işte tam bu sıkıntımı dile getiriyordu. Her cümlesine imzamı atabileceğim, son derece doğru tespitlerin yer aldığı bir yazı… İhanetlerin gizli yapıldığını yazmıştı, ne kadar doğru. Sevgilisini evden aramaya bile çekinirdi insanlar bir zamanlar; aramak zordu, ulaşmak kimi zaman imkânsızdı. Dolayısıyla aşklar daha masum, temiz ve ulaşılamazdı. Muhtar yazısında o dönem için, “Arsız birliktelikler için araç yoktu. Arsızlığı iletecek, kablo yoktu. Bilgisayarlarda, utanmaz chat’leşmeler, e-mailli sevişmeler henüz başlamamıştı” diyor.

BENİM GENÇLİĞİMDE Mİ?
Ne kadar da doğru! “Efe’nim bizim gençliğimizde” diye başlayan bir cümle kuracağımı şu ana kadar hayal bile etmemiştim ama benim gençliğimde evden, anne-babanın yanında bir arkadaşla rahat rahat konuşmak imkânsızdı. Konuşmalar kaprislerle, yalanlarla, kavgalarla, hakaretlerle başlamaz ve bitemezdi, mümkün değildi.. Anneniz telefon konuşmanız sırasında eğer bir erkek arkadaş kokusu aldıysa ve hele de durumdan bihaberse gözlerini kocaman açar ve mimikleriyle derhal telefonu kapatmanız gerektiğini anlatırdı. Üstelik bunu babanıza çaktırmadan yapardı ki, o annelerin hakkı ödenmez…

Kolaylık ve teknoloji aşkı öldürdü. Kolay çünkü bir mesajla “Merhaba” diyorsunuz, o da karşılık veriyor tamamını yazmaya tenezzül bile etmeyerek: “slm”…

“Arsız chat’leşmelerin, utanmaz cep mesajlarının olmadığı günlerde yaşam kuşkusuz daha arlı ve daha mazbuttu” diyor Reha Muhtar; karşısındakine çaktırmadan sanal bir ilişki bile yaşamanın imkân dahilinde olduğunu hatırlatarak. Aynı masada oturan sevgililerden erkek olanı cep telefonunu aşağı doğru indirerek, karşısındaki kadına çaktırmadan, bir başka kadına mesaj yollar çok rahatlıkla.

Bu örneğe şahit olmuşluğum var; ihanet mi değil mi tartışılır ama tartışılmaz gerçek artık masumiyetin kalmadığı ve ulaşabilme kolaylığının en insani duyguları bitirdiği!

SEVİŞMEYİ DE BİTİRDİ
‘Takılmak’ diye bir kavramı hatırlatıyor Reha Muhtar, randevulaşmanın ve randevuya hazırlanmanın büyüsünü, kalp çarpıntılarını, ilk karşılaşma sancılarını anlatıyor. Kısa mesajlar, uzun sohbetleri öldürdü, artık söylenecek söz de kalmadı. Bir önceki sevgilide ve onun cep telefonunda kaldı bilinen son iltifatlar.

Mesajlaşmak, tweetleşmek, dürtmek hastalık gibi. Anında da karşılık alınıyor. Hele de Charlie Sheen’seniz, yaşınız 47 değil 77 de olsa cevap gelir, ne kadar yakışıklı olduğunuzu söyleyen porno oyuncuları her zaman bulunur.

Hak veriyorum Sheen’e bu yüzden, biriyle öpüşürken bir başkasını dakikanın onda birinde ayartması olası. Herkes Mea West gibi düşünmüyor neticede, 1930’ların müthiş sarışın yıldızı, “Evdeki bir erkek sokaktaki iki erkekten daha değerlidir” der, ne kadar önemli bir cümle olduğunu umarım herkes evdekini elden kaçırmadan anlar. Charlie gibi hayatı bitirmemek, tüketmemek lazım. Bir zamanlar seyrettiğim filmde kötü kadın, malum işi yaparken sakız çiğniyordu; “Daha beteri olamaz” diye düşünmüştüm, Charlie yetişti imdada!.. Sevişmeyi bitirdi, her anlamda…

Korkarım 10 yıl sonra kısa mesaj da kalmaz, sevişme de! ‘Çiftleşmek’ tanımına alışsak iyi olur...

HAFTALIK... HAFTALIK... HAFTALIK...
Temmuz başında Kanada’nın Calgary kentinde 6. defa düzenlenen ‘Türk Festivali’ne bu yıl binlerce kişi katılmış. Türk yemeklerinin tadıldığı, şarkıların söylendiği, dans gösterilerinin yapıldığı, semazenlerin yer aldığı festivale Kanada’nın her yerinden katılanlar olmuş. En güzel kare de bir polise nazar boncuğu hediye edilirken çekilmiş. Bayıldım…

- Sezen Aksu’nun Madonna taklidi yapmasına ne diyeceksiniz? Kimse Sezen için kötü yazmaz kuralını yıkıyor ve hoş bulmadığımı haykırıyorum. Madonna fanatiği değilim ama dünya çapında bir yıldızla dalga geçmek, hem de bu şekilde hem de koskoca minik serçe tarafından hoşuma gitmedi. Hoş, benim hoşuma gitmese ne olur; Sezen Sezen işte…

- ”Mezar taşıma sadece ‘yaşadı’ yazın” diyen Elizabeth Taylor’ın hayatı, Turkuvaz Kitap aracılığıyla Türk okurlarla buluşuyor. C. David Heymann imzalı ‘Elizabeth Taylor’ derhal okunacak, ders çıkartılacak; uygun bir anda (!) Twitter’dan paylaşılacak…

- ”Ayak öpenleriniz çok olsun” denir mi? Denmez, sakil durur! Şarkıcı Tuğba Özerk ve ayağını öpen sevgilisi Mazhar Can, aşksız ne kadar kadın varsa imrendirmişler. Ben de o kafaya imreniyorum işte… Bu zamana kadar ayak öpen sevgiliye değil de işe güce imrendiğim için pişmanım neticede.

<p>'Dünyada bir pandemi gerçeği var. Türkiye'de pandemiyle mücadele ediyor. Ekonomik ve sosyal hayat

'Marketlerdeki etiket anarşisi önlenmelidir'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Sosyal medyada en çok paylaşılan mantık soruları

Kutup ayılarını görüntülemek istedi, az daha canından oluyordu!