• $7,3932
  • €9,0057
  • 440.569
  • 1542.45
17 Aralık 2011 Cumartesi

Kadın pergel gibidir!

Başlık bana değil, sosyolog yazar Ali Bulaç'a ait, ancak ne demek istediğini anlamak mümkün değil. Yazılarıyla muhafazakar kadın yazarları da kızdıran Bulaç, bu defa kadını diş macununa benzetti. Sıkıp çıkartırsan yerine sokması zor olur, manasında...

Dünya aya, biz yaya denirdi' eskiden, bir şey değişmedi. Bakınız CERN Laboratuarı'nın yaptığı deneyde HIGGS bozonu aranırken ve bilim dünyası nefesini tutmuşken, biz Erol Köse ve Seda Sayan derdine düştük. Yerinde sayan ve bilerek ve isteyerek durmadan geriye itilen, itelenen bir coğrafyada; hoşgörü, bilgi, ilim ve aydınlığın anahtarı olan dinimizi, bir diş macunu tüpüne sıkıştırmak da kaçınılmaz oluyor böyle geri kalmış memleketlerde... 'Kadın camiye gitsin mi, evden çıksın mı' diye düşünen ve kendi içinde birbirini yemekten bir adım ilerleyemeyen dindaşlarımızın ortasında kaldık. Zaruri hallerde kadının çalışabileceğini söyleyen Ali Bulaç, en doğru cümlesini kurmuştur aslında. Yazdıkları arasında en elle tutulanı budur. Bakmayın siz 'gerekli haller' demesine, içten içe bilmektedir Sayın Bulaç, kadın ister evde ister işte olsun, zaten erkek kadar, erkekten fazla, erkek gibi  çalışmaktadır... Ülkemizi sağlam tutan, nice Bulaçlar'ın sıfatsız zannettiği, ev kadını olarak tanımladığı ve çalışmadıklarını sandığı eli öpülesi kadınlarımızın aile düzenini idare ettirmesi, erkeklerini de adam edip büyütmesi ve üç kuruşla evi idare etme becerilerdir asıl çalışmak. Çalışan kadının bir ayağı yine evindedir, ailesi üzerindedir; ibadetini de aksatmaz, evdeki zeytinyağlısını
da... Bizim kadınımızı pergele benzetin ne çıkar, hem bir şeye benzetemediniz yıllardır. Eve kapattınız, evde harikalar yarattı; 'belli' işlere layık gördünüz hepinizi silkeleyip attı; kadın sizin rakibiniz değil Ali Bey, korkmayın. Sırtınızı her anlamda dayadığınız dayanaklarınızız biz. Sıksanız da sıkmasanız da diş macunu tüpünü tutan elleriniziz. Siz kendinize
bakın bir zahmet...

İtinayla poz verilir...
Önce ailem, arkadaşlarım, yakın çevrem derken, beni tanıyan kim varsa artık öğrendi; ben bir 'poz verme' manyağıyım! Öyle ki başka birileri fotoğraf çekerken bile ne olur ne olmaz diyerek poz veriyor ve anlamsızca sırıtıyorum. Söylenen o ki, çok da güzel veriyorum şu meret pozları! Bu defa da ne kadar arkadaş, eş-dost, akraba varsa 'Nasıl durayım, gıdımı nasıl saklarım, düğünüm için resim çektireceğim yanımda durur musun' demeye başladı. Artık ders vermeye ve hatta ücret talep etmeye karar verdim, bilginiz olsun. Yeter ben de insanım, aa...
PROFESYONEL BİR MACERA
Geçen hafta VİP Etiler dergisi için moda sayfalarını hazırlayan tasarımcı arkadaşım Seval Birinci'nin davetiyle stüdyodaydım. Yılbaşı sayısı için moda, tanıtım ve reklam fotoğrafçısı Tamer Karakulak'ın karşısına geçtim, yeni nesil fotoğrafçılar bambaşka bir şekilde çalışıyorlar. Kamera arkasında da ciddi bir çalışma var, basitçe photoshop demek mümkün ama bir tablo yapar gibi uğraşıp, ortaya sanat eseri çıkartıyorlar. Çekimde Pınar Aylin, Seval Birinci ve Yasemin Bozkurt da yer aldı ve çok eğlendik.

Ankara notları...
- Arkadaşlarımla buluştum, Meral, Ümran, Şebnem, Ebru, Özlem, Alper... Ortaokul ve liseden beri kopmadık zaten. Durmadan güldük ve dedikodu yaptık. Ankara'da gündem bambaşka, Ankara'da insanlar kirlenmemiş. Kimsenin twitter'ı yok, kim kimi ne yaptı, kim kime ne dedi derdi yok. Çocukluk arkadaşlarıyla çocuk oluyor insan. Sanki onca yıl yaşanmamış, acılar çekilmemiş, gözyaşları akmamış... 
- Sonbahar Ankara'da o kadar güzel yaşanıyor ki anlatamam. Kocaman ağaçlardan dökülen ve sağa sola uçuşan sarı yaprakların arasında yürümek çok iyi geldi. Ancak her sokak ve cadde el ele yürüyen  aşıklarla dolu, bir miktar can sıkıcı yanında sevdiceği olmayanlar için.
- Ankara esnafı 10 numara. Restoranlar, cafeler, marketler, şarküteriler ülkenin en iyileri. Şatıroğlu kasabını görmelisiniz, kendi yaptıkları katkı maddesi kullanmadıkları sucukla olayı bitirmişler. Yurtdışında olsa dünyaya nam salarlardı... Lezzeti anlatamam...
- Ankara'nın en güzel yanı İstanbul'a dönmesi değil, bir gün yeniden Ankara'ya gelip arınabilme hissiyatı. Annem ve babamın varlığı...
- Babam trafikten ve kalabalıktan şikayet ediyor Ankara'da. 'E5' diyorum, 'E6' diyorum, 'Bağlantı yolları' diyorum. 'Beş kilometreyi bir buçuk saatte gitmek' diyorum, daha da ağzımı açmıyorum.
- Çayyolu'ndaki Park Caddesi pek havalı. Tao Restoran da en güzeli, Uzakdoğu ile alakalı hangi lezzeti arıyorsanız mevcut. Sınırsız sushi açık büfesi 30 lira. Tao Restoran, Ankara'daki meşhur Cafemiz'in sahiplerininmiş. Yani kaliteye ve lezzete şaşırmamak lazım...

<h3>Süper Lig'in 20. haftasında Fatih Karagümrük ve Beşiktaş karşı karşıya geldi. Maç Kara Kartal'ın

Beşiktaş-Karagümrük maç yorumu

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Brüksel'de NATO Genel Sekreteri ile görüştü

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (22 Ocak 2021)