• $7,3432
  • €8,9338
  • 437.424
  • 1536.11
07 Temmuz 2012 Cumartesi

Formül basit: Bir sen, bir ben bir de öteki kadın

Muhafazakâr ilişki danışmanı ve yaşam koçu Sibel Üresin, güzel ve yerinde bir açıklama yaptı! Ben ‘kız kardeş ruhu’ oluşumu kurmaya çalışıyordum ki aklımı başıma getirdi ve ‘kuma’lığın kardeşlikten daha kolay olduğunu gösterdi. Açıklama aslına bakarsanız sonsuz mutluluğun da anahtarı. Sadece alt metni iyi okumak gerek…

Şahane ve oldukça iddialı bir tespit, ‘İstanbul’da tek eşli kimse yok’. Devamında da “Ben kocama bekar arkadaşımı gösterdim. Beğeniyorsan alabilirsin dedim. Ama o kabul etmedi. Kabul etseydi de boşanmazdım.”

Oldukça iddialı, kalın, şık bir cümle aslında. Gayet mümkündür, okuyunca sinirlenip üzerine gitmek ve cümleyi yalanlayacak türlü örnekler vermek. Ancak kendisini ve açıklamasını sevdim ben, gerçekten. “Sen de mi tek eşli değilsin; nasıl olur da kabullenirsin söylediklerini?” demeyin, elbette tek eşliyim ama Sibelciğimin ne demek istediğini de gayet iyi anladım.

Farkındaysanız Sibelciğim diyorum çünkü yakın buluyorum kendime. Bir süredir kadınlar arasında ‘kız kardeş ruhu’ yayma çabalarına girmiş ve ancak bir ‘gıdım’ yol alamamış biri olarak, takdir de ediyorum.

Aklımı başıma getirdiği için öncelikle… Şimdi şu ‘kız kardeş ruhu’ ne demek kısaca anlatayım size, planımı erkekleri yola getirmek, onları ‘adam’ etmek, hadlerini bildirmek üzerine geliştirmiştim. İlk adımda bütün kızlar el ele verecek ve gönül birliği yapacaktı. Bunun ne kadar imkânsız olduğunu ilk başta kavrayamamıştım. Sonra da harekete geçecektik. Şöyle ki, diyelim kocasından ayrılmak üzere olan bir kadın var, adam kadını aldatmış, üzmüş, kırmış. Şimdi asla ve kat’a hiçbir kadının o adamla olmaması gerekiyor!

Veya düşüncesiz bir erkek arkadaşı var kadının, biraz limoni bir dönem geçirmekteler, başka bir kadının devreye girmesi ihtimalini bir yana bırakın, sıradan kız arkadaşları bile konuşmayacak adamla; o kadar. ‘Kız kardeş ruhu’nu, ‘Aşk-ı Memnu’ safsatasıyla karıştırmamak gerekir; kız kardeşinin eski nişanlısıyla ve üstelik annesinin göz diktiği bir adamla evli olduğu halde ilişkiye giren bir kadında bu ruh yoktur elbette.

‘KÜÇÜK KADINLAR’DAKİ GİBİ
Bahsettiğim ruh, Louisa May Alcott’un 1800’lerde yazdığı bizde ‘Küçük Kadınlar’ olarak yayımlanan, özgün adı ‘Meg, Jo, Beth and Amy’ olan ve dört kız kardeşin hikâyesinin anlatıldığı şahane kitapta mevcuttur. Jo, erkek gibi yetişmiş gözü kara bir kızdır, Amy evin en küçüğü ve en güzelidir. Amy ve Jo aynı erkeği severler ancak Jo, durumu asla belli etmez ve kardeşinin mutluluğu için kendine başka bir yol çizer.

Zaman içinde bu ve benzeri kitapların artık okunmadığını görmek canımı çok yakmaya başladı, ‘kız kardeş ruhu’na bu yüzden kafayı taktım. Güzelliği, saflığı, naifliği, kibarlığı, edepli olmayı, zarafeti, yumuşaklığı, asaleti temsil eden kadınlar gittiler, kitaplarda ve filmlerde ‘kötü kadın’ kimse onu örnek almaya başladılar, olacak şey değildi. 1901 doğumlu Ande Lamb’ın yazdığı ‘Küçük Ev’deki Laura olmak istemiyordu kadınlar, oradaki bakkalın şımarık ve zengin kızı olmak varken!

Dehşetle izledim yıllar içinde kadının bu harisliğe, kötülüğe sürüklenme macerasını, aynı zaman içinde yüreği Laura gibi çarpan kızların ne kadar üzüldüğünü, yıkıldığını. Kimsenin parasına, başarısına, imkânlarına imrenmedim, kocasını kıskanmadım; gözümü başka birinin helaline dikmedim.

DOĞRU YOLU BULMAK!
Fekattt, durum hiç de benim düşündüğüm gibi değilmiş. Hayat daha kolaymış meğer ‘kız kardeş ruhu’ palavraymış, erkekleri adam etmek ne demekmiş?

Tek başıma, hadi belki en yakın 3-5 arkadaşımla beraber yel değirmenlerine karşı nasıl savaşabilirdik ki? Biz tırnak geçirmeyi bırakın tırnak uzatmayı beceremezken, ‘her yol mubahtır’ gibi bir eğitimden geçmemişken!

Sibelciğim beni kendime getirdi, titredim ve devrelerim yerine oturdu. Diyelim kocam çapkın bir adam, ne diye başkasına gidecek diye endişe duyayım, ne diye kızları birlik olmaya çağırayım? Kızlar zaten kocam onlara baksın diye zil çalarmış, haberim yokmuş.
Kocaları değil, başka kızları değil önce kendimizi değiştireceğiz sonsuz mutluluk ve huzur için. Adamlar çok eşli, bir kere bunu kabul edeceğiz, sanırım Sibelciğim sadece erkeklere veriyor çok eşli olma hakkını. Sakın ola Nisa Suresi 4/3’ü hatırlatmayın bana, “Eğer, velisi olduğunuz mal sahibi yetim kızlarla evlenmekle onlara haksızlık yapmaktan korkarsanız onlarla değil, hoşunuza giden başka kadınlarla iki, üç ve dörde kadar evlenebilirsiniz; şayet, aralarında adaletsizlik yapmaktan korkarsanız bir tane almalısınız veya sahip olduğunuz ile yetinmelisiniz. Doğru yoldan sapmamanız için en uygunu budur” manasına geldiğini biliyorum. Asla çok eşlilik önerilmiyor, bir daha okuyun isterseniz.

Sibelciğim söylemlerini tamamen kadın mutluluğu için yapıyor, ona katılıyorum, destekliyorum. Dinimize karşı gelmek pahasına, hayatımdaki erkeğe tıpkı Sibelciğimin kocasına sunduğu gibi arkadaşlarımı göstermek istiyorum. Beğensin seçsin istediğini. Ancak kocam da, bir başka arkadaşımın beni kendi kocasına sunma ihtimaline karşın anlayışlı olması gerekiyor. Eh belli mi olur, o adamcağız beni beğenir de isterse, gitmek zorunda kalabilirim. Çıktık bir yola Sibel’im, dönmek yok geriye. Ya nasip ya kısmet… Gelin ata binmiş madem…

<p>Taceddin Kutay Kafa Konforu'nda bu hafta, 'hayatın tekliflerine karşı aldığımız pozisyonu nasıl t

'Refik'in kadar kıymetlisin hayatta...'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Kutup ayılarını görüntülemek istedi, az daha canından oluyordu!

Herkes memleketinde yaşasaydı illerin nüfusu kaç olurdu?