• $13,3625
  • €15,1481
  • 789.54
  • 2014.21
1 Mart 2014 Cumartesi

Fırtınalar koparsa kopsun mu?

Yeni kitabı ‘Ruhumuzdaki Fırtınalar’ rafta yerini aldı; Prof. Kerem Doksat bu defa çağımızın en büyük sıkıntılarından biri olan mani, depresyon, öfke ve çılgınlıktan bahsediyor. Kitap, dillerden düşmeyen ‘bipolar bozukluk’u da anlamak için iyi bir fırsat, zira psikiyatristlere her zamankinden çok ihtiyaç var gibi… Sizce de herkes azıcık üşütmedi mi?

Çevredeki herkesin ‘çatlak’ olduğunu düşünenlerin asıl çatlaklar olduğu söylenir. İtiraf ediyorum o noktadayım!
Domates alırken, araba kullanırken, iş toplantılarında, gazete okurken, televizyon izlerken; neredeyse her an herkesin ‘üşüttüğü’ kanaatindeyim, sevgili dostum Prof. Kerem Doksat’a göre korkmamalı ve kendisiyle daha sık görüşmeliyim! Zarif bir hoca, elbette “Kızım durumun ciddi, kafana mukayyet ol” demiyor da, “Görüşelim” diyor…
Bir ihtiyaç artık, kişinin bir aile doktoru olması kadar büyük ihtiyaç; son zamanlarda psikiyatrik hastalıklar çoğalmış mıdır acaba veya sık görülen hastalıklar hangileri, tedavi aşamasında neler yaşanıyor? ‘Ruhumuzdaki Fırtınalar’, aslında gönlümüzdeki ve beynimizdeki fırtınalara da çare gibi görünüyor…
Gelişmiş ülkelerde sıkıntı ve öfkeleri, baş edilemeyenleri bir uzmanla paylaşmak ‘normal’dir. Bizim kendi yöntemlerimiz var, erkeklerin futbol maçına gitmesi, kahveye takılması, kadınların altın günleri, dedikodu gibi. “Aman ne yapayım deşarj oldum” deyiveririz, mesela çocuklara bağırıp çağırınca ama yeterli midir? Prof. Kerem Doksat, deneyimlerini ve görüşlerini en fazla paylaşan akademisyenlerden. Acaba herkes bir gün psikiyatristin kapısını çalacak mı? Acaba her ölümlünün bir ‘kafa doktoru’na ihtiyacı var mı? Doksat’a sordum, psikiyatristimiz olmalı mı, olursa şayet, hastalıklara yakalanma oranı düşer mi? Şöyle dedi;
“Kesinlikle evet! Maalesef böyle hastaların sıklıkla hacı, hoca, üfürükçü, manevi şifacı, falcı, medyum veya benzeri kişilere gittiklerini yahut götürüldüklerini görüyoruz. En ürkütücü olan da bu! Hâlbuki psikiyatrik hastalıklar tamamen tıbbi model içinde ele alınmalıdır ve hastalar, hasta yakınları ve psikiyatrın ilişkisi de bir ‘orkestra şefi’ gibi olmalıdır. Hastalar kadar, yakınlarının da eğitimi hayati önem taşır.”
Peki, hastalıkları bilip bilmeden sahiplenmek de neyin nesi? Bir ara önüne gelen herkes “Bende panik atak var” diyordu, sanki matah bir şey gibi! Şimdiyse bipolar bozukluk modası var! Kerem Doksat, bipolar bozukluğun tanımının uzun yıllar önce yapıldığına ve panik atağın bipolar bozukluğun refakatçi belirtisi olduğunu söylüyor. Kendisine hastalık adı yakıştıranların da ciddi anlamda uzman ziyaretinde bulunmaları gerektiğini düşünüyorum, öyle ya kim neden yere hastalığa sahip olmak istesin ki!
Bu hafta yapılacaklar listemde hocamızı ziyaret var açıkça söylüyorum, mutlu olmanın ayrıntılı bir tarifini de isteyeceğim… Hatta sizin için istedim bile, “Bir şeyden dolayı, bir şey için, bir şeye sahip olmak amacıyla değil, her şeye rağmen veya olduğu gibi kabullenmek; sevmenin ve mutlu olmanın yani her şeyin ilacı olsa gerek” dedi… “Tamam” dedim… “Önce sevelim bakalım”…

Yemek programı sadece yemek programı değildir

Yemek yapmak konusunda fena değilim, sık değil ama iyi yaparım. Yemek programları seyretme, yemek dergileri okuma ve bizzat yemek konularındaysa çok iyiyim! Yabancı kanallarda tutkun olduğum programcılar var ama ‘anormal’ yağlı ve karmakarışık yemek tariflerini ve tarzını hiç sevmediğim RachelRay’i de Anne Olsen’i de kaçırmam. Televizyonculuk teknikleri ve görsellik açısından büyülenir kalırım, ‘Kek Savaşları’ diye bir yarışma var ki, şahane. Bir süre önce Turkmax da içerik değişikliği yaptı veTurkmax Gurme olarak bambaşka bir kimliğe büründü. Pek çok seçenek var, erkeklerin yaptığı programları beğenmedim açıkçası. Tek sevdiğim Maria Ekmekçioğlu’nun ‘Lezzet Büyücüsü’ programı. Maria, on numara kadın, suyun iki yanını da iyi biliyor ve döktürüyor… “Bir tutamcik tuz” demesi yok mu, bayılıyorum…

Haftalık... Haftalık...

- Geçen gün bir arkadaşım “Şu Asena Erkin’den ne zaman kurtulacağız, her gün magazin sayfalarında” dedi. “Daha çılgın biri çıkana kadar” dedim ve ekledim “Üstelik Asena’dan kurtulmayalım, moda çılgınlık sever, çılgınlar da modayı belirler ”… İyi konuştum…
- Sevgili arkadaşım ve ülkenin en çalışkan kadını Ece Vahapoğlu’nun proje koordinatörlüğünde, Doğuş Grubu’nun ana sponsorluğunu üstlendiği Göbekli Tepe Tanıtım Projesi kapsamında hayata geçirilen, arkeoloji dünyasının en büyük keşfi olan Şanlıurfa’daki Göbekli Tepe’nin fotoğraf sergisi, İstanbul’da ziyaretçilerini ağırlamaya başladı.Göbekli Tepe Sergisi’nde 12 bin yıl öncesine uzanan tarihin en eski tapınağından çıkarılan eserlerin seramik baskıları bulunuyor. Bölgeden çıkan yapıtlara ait seramik baskılı fotoğraflar, İstinyePark’ta 10 Mart’a kadar ücretsiz gezilebilecek. Kaçırmayın derim, özellikle çocuklarınızı mutlaka götürün, ufuklarını açın…

<p class='MsoNormal'>Ezgi Aşık soruyor, Altınbaş Üni. Öğretim Üyesi Dr. Eray  Güçlüer ve Hacı Bayram

Zeytindalı Harekatı'nın yıldönümü…

67 yıldır banyo yapmayan dünyanın en pis insanı! Doktorları hayrete düşürdü!

Boğa'nın gazabı! Herkes kaçarken o kamerasını açtı ve...

Dev timsahı kepçeyle durdurabildi! Yaklaşık bir ton ağırlığında