• $9,5385
  • €11,1012
  • 546.896
  • 1455.42
4 Mayıs 2013 Cumartesi

Evli erkeğin sevgilisine ne denir?

Gün gelir evli, popüler ve zengin bir adama âşık olabilir hatta hamile kalabilir bir kadın. Peki, bir gazete bu olayı nasıl haber yapar? Acaba hadisede en günahsız annesinin karnında şimdiden kirletilen bebiş midir?

Evli bir erkeğe âşık olabilir bir kadın! Olabilir; büyük konuşmamak, kimseyi eleştirmemek, kınamamak lazım. Gün gelecek kınadıklarımız yüzünden sınanacağız. Ancak öyle durumlar ve olaylarla karşılaşıyor ki insan, kınamak gerekiyor. Sevgili olmak nedir? Sevgili kime denir? Sevgilinin manası nedir? Sağa sola bakınca, gazetelerin günlük magazin eklerine takılınca, bildiğinden de şaşıyor kişi! 12-13 yaşlarındaki genç kız diyelim ki bir gazeteyi alıyor eline, okuyor. Haber şöyle özetle, “Evli, popüler, zengin bir erkeğin sevgilisi olan bilmem kim; 3 aylık hamile. Bilmem kimin ailesi haberi duyunca sevince boğulmuş. Adamın şu anda evli olduğu eşinden 2 kızı varmış, ilk eşinden de bir kızı daha…” Şaka gibi değil mi, ‘evli bir erkekten hamile kalan bir kız bunu ailesine nasıl söyler?’ daha doğrusu söylerdi acaba birkaç yıl önce? Bırakın evli adamın sevgilisi olmayı; şu anda fark ettim hatamı, artık ‘sevgili’ kelimesini kullanmayacağım! Metres desem nasıl olur, kabalık etmiş olur muyum veya öteki kadın?

Neresinden tutacağımı bilemediğim haberde, aslında kendi ikiyüzlülüğümüzle de karşılaşıyoruz. Kendi kızımız, evladımız böyle bir şey yaşasa dünyayı başına yıkarız, dünya başımıza yıkılır. Haber olarak önümüze gelince ballandıra ballandıra dedikodusunu yapıyoruz ama. Ünlü televizyon programcısının birlikte olduğu kadın (yine dilim varıp da metres diyemedim) hamileymiş şekerim, karısını da boşamayacakmış!
Haberi ‘normalleştirerek’ veren gazetecilerin hikâyeyi hiç umursamadığına inanıyorum. Genç kızlarının, oğullarının haberi okuyarak, ‘evli bir adama âşık olan kadının sevinçten havaya uçan ailesi’ne nasıl bir yorum yapacakları umurlarında değil elbette. Kimse utanmıyor, yaşamaktan, duymaktan, haberdar olmaktan, haber yapmaktan, kimse çekinmiyor. Gelenekleri başkalaşan, yüce değerleri yerle bir olan bir memleket olduk mu çoktan? Ben ciddi ciddi muhafazakâr kaldım verdiğim tepkiye bakarsanız. Her devirde her çağda aşk yaşandı, gizli âşıklar gizli aşklar yaşadılar, evli erkeklere âşık oldu kadınlar, karısına rağmen başka kadına gönlü kaydı erkeklerin; ama hiçbir devirde bu kadar gözümüze sokularak, bu denli alkışlatacak şekilde değil. 
Haberde bahsi geçen televizyon yapımcısının 3 kızı daha var, şu anda evli olduğu bir kadın var. Diyeceksiniz ki adam saygı duymamış hiçbirine; bir başka gazetenin yaptığı haberden sana ne?
Ben hepsi adına utanıyorum, başkalarının kız çocuklarının geleceğinden korkuyorum ve başı öne eğik gezmesi gerekenlerin küstahlığından tiksiniyorum! Böyle…

KIRMIZI RUJ YASAK DİYE HOSTESLİKTEN Mİ VAZGEÇTİNİZ?
Birtakım olaylardan prim yapmaya çalışan, olayın kuyruğuna takılarak çığırtkanlık yapanlardan da tiksindiğimi söylemem lazım. Kırmızı ruj ve oje kullanması yasak olan hosteslerin derdine düşüp, kampanya başlatan, olayı kadın haklarına getiren bir kısım kadına ‘kendinize gelin’ çağrısı yapıyorum! Öyle ya, silkelenin bir zahmet. Kırmızı ruja gösterdiğiniz tavrı, keşke daha içi doldurulacak olaylarda gösterseydiniz. Bankalarda, devlet dairelerinde, okullarda, hatta özel şirketlerde acaba kıyafet mevzuatı yok mu? 
THY’nin 30 yıllık mevzuatında yer alan hadiseyi nasıl bu kadar büyütürsünüz? Size ne? Hostes ne sürecek, ne süremeyecek, size ne? Hostes mi olacaksınız? Kırmızı ruj yasaklandı diye hostes olma planlarınız suya mı düştü? Bir zamanlar Sabah’ın sahibi Dinç Bilgin’in kahverengi pantolonu yasakladığını biliyorum, hatta işe sakal ya da bıyıkla gelenleri kovduğunu duyardık; bir başka patron şirket duvarına “Bu iş yerinde mini etek giymek zorunludur” yazdırmıştı da pek gülüşmüşlerdi. Çok mu komikti? Kadın haklarına yapılan en büyük tacizlerden biriydi. Ama bugün kadınların derdi makyajda, süste, püste, sutyen giymemekte. Tam böyle anlarda tuhaf bir ruh hali yaşıyorum çünkü ne tesettürlü hanımlar anlıyor beni, ne de iç çamaşır giymemeyi özgürlük sanan fındık beyinliler! Bu da böyle…

HAFTALIK - HAFTALIK - HAFTALIK
- En iyi giyinen kadın Kristen Stewart seçilmiş olabilir mi? Dünyanın en kötü giyinenlerinden biri bana kalırsa. Ya da herkes o kadar kötü ki, bizim vampirella en iyi görünüyor…
- Teoman konser verdi, vermeye devam edecek. Verdiği hiçbir sözde duramayan yurdum insanı kınayacak bir Teo’yu buldu ya, şaşarım!
- Sakarya Fırat, gün geçtikçe bağımlı hale getirdi beni. Teoman deyince aklıma Teo geldi; nasıl oynamak öyle. Ya da nasıl oynamamak, öyle antipatik biri olmak!
- Fotoğrafçı Mehmet Turgut televizyon programına başlıyormuş, ‘Falan Filan’. Oben Budak’ın kitabının adı değil miydi ‘Falan Filan’, aradan yıllar da geçmedi, bu yüzden saçma geldi bana. Birkaç yıl önce Seda Akgül’le TV8’e bir program yapmıştık ve ben önermiştim adını, ‘Aramızda Kalsın’. Bugün aynı kanalda aynı adla program yapılması antipatik geliyor bana, Oben’e de haksızlık olmuş…

<p>Verdiğiniz nefes aldığınız nefesle  karışmıyor. Akıllı maske telefonla kontrol ediliyor.</p><p>Ak

Akıllı maske nefes aldıracak

Güney Kore ilk yerli roketi 'Nuri'yi uzaya fırlattı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Üsküdar'da bir kafede vatandaşlarla sohbet etti

Niğde'de 20 milyon yıllık fosil bulundu