• $7,7023
  • €9,1453
  • 418.513
  • 1533.69
30 Haziran 2012 Cumartesi

Cundalı karga...

Midilli'de bir karga kilisenin başına bela olmuş. Hikaye böyle başlıyor. Sabah akşam durmadan kilisenin çanlarını pisleyen karga artık papazları canından bezdirmiş. Ta tepelere kadar tırmanıyor çanları siliyor, parlatıyor ama arkalarını döner dönmez karga gelip işini görüyormuş.

"ayvalik.jpg"

Papazlar uzun süren bir toplantı yapıp kargaya bir oyun hazırlamaya kadar vermişler. Kilisenin çatısına içi şarap dolu bir çanak koymuşlar, karga gelip şarabı içecek ve kafayı bulunca da yakalayacaklarmış.  Gerçekten de karga gelmiş, çatıya konmuş ve çanaktaki şarabı bir güzel içmiş. Yaşlı ve koca sakallı papaz kargayı bir hamlede yakalamış ve sormuş. 'Sen ne biçim kargasın, Hıristiyan olsan çana pislemezsin, Müslüman olsan şarap içmezsin. Kimsin sen?'... Karga zar zor kafayı kaldırmış, 'Ben' demiş, 'Ben Cundalıyım'...
OKSİJEN FAZLASI ZARARLI MI?
Cundalılar işte tam bu hikayedeki gibi kendilerini başka bir dünyadan gelmiş gibi hissediyorlar. Sadece birkaç kişiyle sohbet etmeniz yeterli, esnafla, balıkçılarla, lokantacılarla, pazarcılarla ve elbette annemin akrabalarıyla sohbetteyim birkaç gündür. Buraya yerleşme konusunda artık o kadar da emin değilim. Kaz Dağları'ndan gelen fazla miktarda oksijenin nasıl kafa yaptığını görünce fikrimi biraz değiştirdim zira burada herkes, her daim sarhoş. Ya da aslında tam böyle yaşamalı, ayık yaşıyoruz da İstanbul'da ne oluyor? Kimse ne Feriha ile ne Fatmagül'le, ne Nihat'ın birinciliğiyle ne Gülben'in selülitiyle ilgili. Bambaşka bir gündem ve hayat var adada, 'Domatesler bu yıl daha güzel; sokak kedileriyle ilgilenen yok; deniz kokmaya başladı; Belediye iyi çalışmıyor; CHP bir daha Ayvalık'ta seçim kazanamaz; Yunanistan krizi esnafı kötü etkiledi; Midilli'den gelenler eskisi gibi para harcamıyor' gibi dertleri var...
Sokaklar kedi, köpek dolu ve vatandaşlar ellerinden geleni yapıyorlar, besliyorlar; ancak bu kadar çok hayvan yaşayan bir ilçede, Belediye'nin veteriner hizmeti vermemesi tuhaf. Bunu dile getirdiğimde, 'Vatandaşına hizmet veremeyen belediye hayvanları düşünür mü?' diyorlar. Ben de bahçemizde dolanan ve bir sabah kan içinde gördüğümüz kedi için belediyeden yardım istiyorum ama ne gelen oluyor, ne giden. Zavallı hayvan yaz sıcağında acıdan kıvranıyor, özel bir veterinerden yardım istedim bakalım nasıl sonuçlanacak...
KADIN NE DERSE O!
Peki, kürtaj yasası, kadın hakları gibi konulara nasıl bakıyorlar? Dedim ya, ada kuralları bambaşka. Kendi kuralları olan Survivor adasından sonra Cunda var kendi kurallarına sahip özerk bir ada olarak! Burada kadınlar ne derse o oluyor, o kadar. Cundalı yani Girit kökenli kadının ezici bir baskısı var erkekler üzerinde. Siyasilerin söylemlerine, erkek egemen medyanın manşetlerine, kadın haklarıyla alakalı açıklamalara itibar etmiyorlar. Burada tek bir gerçek var ve o da erkeklerin kadın işine karışamayacağı! Hatta bir 'erkek koruma evi' açılacaksa, burası uygundur diyebilirim.
Bir Ayvalık klasiği, perşembe pazarı. Babamla turluyoruz; burada her şeyi tatmak, seçmek serbest. Babam Cunda'daki pazarın Türkiye'nin en pahalı pazarı olduğunu söylüyor, fiyatlar Ayvalık'ta çok makul.
Fiyatlardan bahsetmişken, bu yıl restoranların da bir miktar düzenleme yaptığını fark ettim. Cunda'da geçen yıla oranla daha ucuza yemek mümkün ve elbette dünyanın en güzel kalamarı, midyesi, stifnosu, papalinası, ahtapotu, kabak çiçeği dolması, börülcesi, lor böreği burada yapılıyor. Hiç çekinmeden Bay Nihat'ta veya Nesos'ta yiyebilirsiniz. Evren Cafe de şahane, annemin kuzeni Sevtap Abla kendi elleriyle yapıyor bütün mezeleri. Evren'le sohbet etmek için bile gitseniz yeter, bu kadar yakışıklı, bu kadar tatlı dilli ve Yunanca'yı bu kadar güzel konuşan bir genç adam daha yok çünkü adada.
Yemekten hemen tatlıya geçmeliyim çünkü lor tatlısının en güzel yapıldığı 'tatlıhane' de (pastane değil, inatla 'tatlıhane' diyorlar) Ayvalık'ta. 'Güler Tatlıhanesi'nde kilosu 13 lira olan ve muhteşem bir aromaya sahip lor tatlısını ve zeytinyağlı lor kurabiyesini denemenizi tavsiye ederim. Kurabiyeler uzun süre bozulmadan muhafaza edilebiliyor, anneannemin mutfağında, her zaman kocaman bir kavanozda, başköşede yer alırdı. Yakın zamanda yayınlanacak olan kitabımın da kapağında olacak sanırım, hatta kitaptan satın alana bir de lor kurabiyesi mi versem?

BİR AYVALIK SEVDALISI
Uzun yıllardır fotoğrafçılık yapan ve bir stüdyo sahibi olan Turan Karakoç, İstanbul'da koca holdingler dergilerle baş edemezken, Ayvalık'ta kendi imkanlarıyla bir aylık dergi çıkartıyor. Şimdi ya bu adama 'deli' mi demeliyiz, yoksa bir Ayvalık aşığı mı bilemedim. 'Çeşme ve Bodrum'dan ne farkımız var, sadece popüler değiliz, üstelik daha da güzel bir beldeyiz. Ayvalık'ın tanınmasına biraz katkımız oluyorsa ne mutlu bize' diyor Ayvalık Magazin editörü ve yazarı, Turan Karakoç'un eşi Susen Hanım. 'Sessiz güzel' diyorlar Ayvalık'a.
Turan Karakoç, kayınvalidesi Sevsen Altıntepe, karısı ve 10 kişilik ekibiyle hem stüdyolarında kendi işlerini yapıyorlar hem de harıl harıl dergileri için çalışıyorlar. Dergi ücretsiz bu arada. İlçeye gelen ve burada yaşayan ünlülerle röportaj yapıyorlar, sosyal olayları, açılışları, davetleri, toplantıları takip ediyorlar.
Derginin 15. sayısını hazırlıyorlardı ben ziyaret ettiğimde. Tebrikler, başarılar, sevgiler size... Ayvalıklı işadamları destek oluyor ve reklam yağdırıyor diye de hayal ediyorum bir yandan.

<p>3-5 yaş arası çocuklarda internet kullanımının günde 1 saat olmasını belirten Uzman Psikolog Dery

Çocukların internet kullanımına nasıl sınır koyarım?

Adana'da yanan ormanlık alanlar tekrar ağaçlandırılmak üzere hazırlanıyor

Yaren Leylek ve Adem Amca, 10'uncu yılda da buluştu

Bitlis'te besiciler kış şartlarındaki zorlu mücadelesi