• $8,6884
  • €10,3614
  • 500.856
  • 1410.14
16 Kasım 2013 Cumartesi

Bu kadınlar benden ne istiyor?

Çoğunlukla sabaha karşı arıyorlar... Telefonu bir veya iki defa çaldırıp kapatıyorlar. Telefon kodlarına bakınca Bulgaristan ve Romanya’dan aradıklarını anlıyorum ve kime sesleneceğimi bilmeden sesleniyorum: Şu kadınlarınıza sahip çıkın!

Erkeklerin zaaflarından, yalnızlıklarından, temiz yüreklerinden, cinsel açlıklarından, merhametlerinden faydalanmak isteyen ‘yabancı’ kadınların ülkeye fena halde dadandığı ortada. Sadece benim sıkıntım değil, kiminle konuşsam “Evet beni de aradılar” diyor. Telefonu çaldırıp kapatıyorlar, merakla arayan ve yukarıda saydığım zaaflardan herhangi birine sahip bir erkek, seksi, zayıf ve ağlamaklı bir Türkçe ile karşılaşıyor; “Çok zor durumdayım, bana para yolla hemen yanına geleyim, çok zor durumdayız biz iki kız kardeş para yolla hemen gelelim, çok güzeliz ve çok seksiyiz kötü yola düşmek istemiyoruz, senin fotoğrafını internetten gördüm çok yakışıklısın senin için her şeyi yaparım…” Yalan çok, maalesef inanan da. Kadınlara para yollayıp kandırılan erkekler dertlerine yansın! Kadının geleceğini ve mutlu bir yuva kuracaklarını mı hayal ediyorlar, bilemiyorum... Birkaç yıldır sanırım aranmayan kalmamıştır, zokayı hâlâ yutan olduğuna eminim. Baksanıza daha geçenlerde Prof. Canan Karatay bile aylardır mevzuu edilen bir sahtekârlıkla oyuna getirildi. Demek ki bilmeyen, duymayan olabiliyor. Çünkü kötülükle iyiliğin baş etmesi zor, ancak sağlam, sıkı kurallar ve sonuçta kötülük yapanı her türlü men edici cezai yaptırımların getirilmesi gerekiyor.

Tesadüf müdür bilmiyorum, sabaha karşı 03.38’de telefon sesiyle uyandım; geçen hafta yine sabah 05.00’te arandım. Bazen cevapsız aramalarıma bakınca +30, +40 ve en çok da+359 ile başlayan numaralar görüyorum. Geçen yıl bir defa dayanamayıp aramıştım, kadın bahsettiğim rezil aksanıyla “Yannnıjjjj numara” demiş ve şak diye kapatmıştı telefonu. Sabaha karşı uyanıp bir daha uyuyamadım, ne kadar aciz olabileceklerini düşündüm. Bir hayatı başkalarını sömürme ve kandırmaya adamak, buna mesai harcamak nasıl bir kafadır acaba? Gazeteci, yazar, televizyon programcısı ve internetle alakalı her sıkıntımda yardımına başvurduğum sosyal medya fenomeni Kalust Şalcıoğlu’na sordum, “Ne yapmak gerekiyor aranmamak için?” Kalust telefonun özelliklerinden de yararlanarak arayan numarayı engellememi söyledi ve nasıl yapılacağını anlattı. Ancak kadınlar farklı farklı numaralardan arıyorlar.
Allah’a şükür tertemiz bir coğrafyanın kadınlarıyız ve Allah’a şükür böyle rezil bir numarayı ne kendi ülkesinin, ne başka ülkelerin erkeklerinin başına bela olarak yapan bir Türkiyeli kadın görmedim, duymadım. Okuyucudan ricam, hangi dili biliyorsanız bu yazıyı tercüme edin ve internette her tür mecrada paylaşın. Utanmazların utanmalarını sağlamak istiyorum. Ahlaksız insanlara hiç şaşırmam ama onların pervasızlığı ve bu ahlâksızlıları yüzleri kızarmadan yapmalarına şaşırıyorum...
Belki kendi ülkelerinin erkekleri bu kadınlara değerli olma kavramını hatırlatır, sahip çıkar ve gerçekten ihtiyacı olan gariban vatandaşları varsa kol kanat gererler. Belki ülkelerindeki yetkililer bir yolunu bulup kendi itibarlarını yerle bir eden bu tarz dolandırıcılara karşı bir önlem paketi geliştirirler.

Google cahiller edebiyatı

Geçtiğimiz hafta güzel bir mesaja iliştirilmiş bir dörtlüğün altında imza olarak Nazım Hikmet adını okuyunca hafızamı zorladım. Zira usta şairle bolca haşır neşir olduğum zamanlar bir miktar geride kaldı. Zaman zaman şiirleriyle karşılaştığım zaman hemen hatırlarım, bilirim ne zaman ve kime ve hatta hangi hapishanede yazdığını. Son derece güzel ve anlamlı dörtlüğü hatırladım ama Nazım’ın yazmadığından neredeyse emindim. Referans bende de google! Kütüphanem tıklım tıklım, kendime çok kızdım. Bir süre öncesine kadar “Şurayı adam edeceğim, kitaplarımı türlere ve yazarlara hatta yayınevlerine göre ayıracak ve istediğim her şeyi bulacağım” diyordum, yapmadım. Her yeni kitap arkadakileri kapattı, en güzel klasiklerim ve okurken sayfalarını çevirmeye kıyamadığım romanlar en arkada, en altta kaldı. Nazım Hikmet’in yazdığı, ona yazılan ve adının geçtiği her kitap var elimde ama ulaşamadım. Alıp bakacağım oysa çok basit, kitapları bulamayınca ‘google efendi’ye geçtim. Aslında yeni nesli ‘google cahilleri’ diye suçlayan biriyim ancak google öyle bir çöplük haline geldi ki, ne kime ait, kim ne yazmış işin içinden çıkmak çok zor. Evlere kitap girmiyor, kimse kitap okumuyor ve gün geçtikçe kendi dilimizden uzaklaşıyoruz. Ustaların ustası Çetin Altan bunun bir insanlık suçu olduğunu ve bir ülkeyi yok edecek en büyük tehlikelerden biri olduğunu söyler. Haklıdır da, edebiyatını sevmeyen bir milletiz. Her güzel dörtlüğü Nazım Hikmet’ten ve eli yüzü düzgün yazıyı Can Dündar’dan bilmek de bundan kaynaklanıyor. Can Dündar bir ara ciddi mesai harcıyordu, falanca yazı benim değil diyerek. Şiirini ve şairlerini bilmeyen insanlardan nasıl bir zarafet beklenebilir, bir kadına aşkı uğruna şiir yazmamış bir erkekten nasıl romantizm beklenebilir. «Kopyala yapıştır» kolaycılığı ve google cehaleti bir nesli kör etti, etmeye devam edecek. Çok yazık...

<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu, yüzde 19 olan politika faizini d

Merkez Bankası'nın yüzde 19 olan politika faiz oranı değişmedi

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (18 Haziran 2021)

DSİ'nin yaptığı gölet hayvancılığı geliştirip köye dönüşü hızlandırdı

Tuz Gölü'ndeki flamingoların ilk kez yavruları görüntülendi