• $8,7063
  • €10,3783
  • 501.801
  • 1403.89
09 Kasım 2013 Cumartesi

Bir arada yaşamak sanatı…

Son günlerde çok tartışılan ve çokça saptırılan ‘kızlı-erkekli yaşama’ değil ama bir arada yaşamaya taktım kafayı. Birbirinin ardı sıra boy gösteren ve sadece İstanbul’u değil, tüm ülkeyi çirkinleştiren binalarda yaşamaktan söz etmek istiyorum. Yaşadığım sitede evler, birkaç günlüğüne turistlere kiralanıyor ve sistem “Bir şey yapamayız” diyor. Sorun başka ve çok büyük.

Şimdilerde ‘toplu konut’ deniyor ama eskiden ‘site’ derdik; Ankara Bahçelievler’de Eser Site’sinde doğdum. İkametgâh verme sebebimi az sonra anlayacaksınız; üniversite hayatıyla birlikte sitede yaşamaya devam ettim. Öyle kızlı-erkekli bir öğrencilik deneyimim olmadı; ailem daha güvenli ve konforlu diye bu defa İzmir’de ‘Venedik Sitesi’nde yaşamamı uygun gördü. Büyük şehir ve apartman adabının ne olduğunu bilerek büyüdüm ancak gün geldi, adabın yerini edepsizlik; birlikte yaşama terbiyesinin yerini vurdumduymazlık aldı.
Bir süredir yaşadığım ‘sitede’ yani dünya kadar para verip ev aldığım ‘toplu konutlarda’, binbir türlü memleketten gelen, binbir türlü huya ve kültüre mensup kişilerle yaşamaktayım. Bir arada yaşamayı bilmeyen, selamlaşmayan, saygısız, küstah, kendinden başkasını düşünmeyen yeni İstanbullularla!
Eskiden sitede yaşamak bir mahallede yaşamak gibiydi gerçekten de; insanlar birbirini tanır, sever, güvenir, ocakta pişeni paylaşır, çocuklarını birbirine emanet ederdi. Biz gürültü yapıp oynarken, annem odamıza gelip “Komşunun kızı finallere çalışıyor, gürültü yapmayın” derdi mesela! Gelinen noktada, kendi çocuklarına söz geçiremeyen ve son 30 yıldır ‘çocuklarınızla arkadaş olun’ safsatasını yutturan ‘çokbilmişlerin’ gazıyla evlatlarıyla konuşamaz hale gelen ebeveynlerin, komşu çocuğunun ödev yapma durumunu düşünüyor olması gerçek bir mucize olurdu!
Gelişmiş ülke ne yapıyor bakmak lazım! Gayet basit, ABD’de ev kiralarken ve hatta satın alırken sözleşme imzalarsınız.
Kiracı-ev sahibi kontratı dışında, apartmanda yaşamanın sorumlulukları belirten, yükümlülükleri hatırlatan bir sözleşmedir bu. Nereye kadar gürültü yapabilir, hangi saatte duvara çivi çakabilir, ortak alanlardan gecenin kaçına kadar faydalanabilirsiniz! “Balkon veya ortak havuzlarda yüksek sesle konuşur, kurallara uyumazsanız siteden ayrılmanız istenir” gibi ciddi kurallar vardır.
Yine bugün gelinen noktada, şöyle durumlarla karşılaşıyorsunuz; nefis ve havalı bir şekilde ortak kullanıma sunulan sağlık kulübündeki havuza başında bone olmadan giren bir adama müdahale ettiğinizde “Sana ne, parasıyla değil mi?” diyebiliyor.
Çünkü eve taşınırken böyle bir sözleşmeden bahsedilmemiş ve “kurallara uyulmaması durumunda pılını pırtını alır gidersin” denmemiş! Kuralları koyamazsanız, kuralsızlığın kuralları geçerli olur; tıpkı bizim ‘bilmemne’ konutlarında olduğu gibi.
Site müdürü olarak atanan ve kendini devlet bakanı zanneden kişilerle konuşmak da mümkün değil bu ortamda. Ev sahipleri dairelerini birkaç günlüğüne, çoklukla Arap turistlere kiralayıp haksız kazanç elde ederken; ne site müdürü ses çıkarabiliyor ne de sistem galip geliyor. Berbat!

HAFTALIK

- Çok önemli bir organizasyondu; Tiger Woods’u tüm dünya Boğaziçi Köprüsü’nde izledi. Gönül ister ki köprünün birkaç saat kapalı olacağı duyurusu bir ay önceden yapılsın, insanlar işi gücü ona göre ayarlasın…
- Türk filmlerini sevmeme kararı aldım, ağlamaksa ağlatıyorlar ama ağlamak isteyen kim? Komedi desen bence bulaşmamaları gereken bir alan! ‘Benim Dünyam’ Uğur Yücel oyunculuğu için izlense de dediğim gibi bugünlerde gözyaşına kimin ihtiyacı var?
- Hülya Avşar’ın kulağını o kadar çok çınlattık ki geçen gün, itiraf etmeden yapamayacağım. Kıyafetleri, saçı, botoksu, tarzı, tavrı, kızı, eski kocası derken epey bir gıybete saptık. Ama şunu anladım ki başka kadınları konuşmak epey boşatıyor kafayı… Dedikodu güsseell şey…
- Peki ya kocasını bir şarkıcı için boşadığı söylenen kadının aslında kocasını bir başka erkeğe kaptırdığı için boşadığı dedikodusu kaç puan?

FİTLEŞMEZSEM NE OLAYIM!

Ece Vahapoğlu, kendini spora adayalı beri pek çok kadını da peşi sıra sürükledi. Sporla haşır neşir olmayan bir millet olarak ihtiyacımız var yol gösterenlere, yol açanlara. Yeni dönemde kendisini spor bakanı olarak görmek istediğim arkadaşım Ece Vahapoğlu, bu defa yine spor bazlı ama farklı bir konseptle gündeme geldi. ‘21 günde fitleşme’ kampı! Belirli bir ücret ödeyerek kampa katılabilir, doğa yürüyüşleri ve salon aktivitelerine gidebilir ve özel olarak hazırlanıp eve teslim edilecek hayvani gıda içermeyen ‘row food-yarı pişmiş yiyecek’lerle ciddi bir şekilde sıkılaşabilirsiniz. İlk kampa katılmaya karar verdim, ayrıntıları sizinle paylaşacağım elbette ama daha detaylı bilgi istiyorsanız; Ece’nin Twitter hesabına bir göz atın derim. Fitleşemezsem fitleştirirler gülüm, benim yârim mis gibi kokuyorrr…

HER ŞEY ÇOCUKLAR İÇİN

Çocukları seven ve onlar için çabalayanları çok seviyorum. Clara Amram, ‘Sağlıklı Yemekler Mutlu Çocuklar’ kitabıyla, iştahsız çocukların anneleri için nefis öneriler sunuyor. Perulu Clara Amram, sağlıklı yaşam koçu olarak ‘Clarita’s Way’ adını verdiği bir yaşam tarzını da geliştirmişti. Clara, hem kendi kültürü hem de Türk yemek kültürünü harmanlayarak ortaya muhteşem mönüler çıkarmış. Enerji içecekleri ve cipsler favorim; asla çocuklara marketten hazır gıda alınmaması gerektiğini söylüyor Amram; becerikli ve istekli kadın mutfakta harikalar yaratabilir…

<p>Türkiye'nin en büyük, Avrupa'nın ikinci büyük rüzgar tüneli tesisinin yapımına başlandı</p>

Türkiye'nin en büyük, Avrupa'nın ikinci büyük rüzgar tüneli tesisinin yapımına başlandı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (18 Haziran 2021)

DSİ'nin yaptığı gölet hayvancılığı geliştirip köye dönüşü hızlandırdı

Tuz Gölü'ndeki flamingoların ilk kez yavruları görüntülendi