• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
6 Nisan 2013 Cumartesi

Benim arkadaşım öldü…

Arkadaşım öldü benim, 1 Nisan’da. Hayatını işine, aşkına, köpeği Tango’ya ve arkadaşlarına adayan pırıl pırıl bir kadındı Seval Birinci. Mutlu olmak, mutlu etmek için yaşıyordu; iltifat etmek, övmek, alkışlamak için. Yani şöyle bir etrafınıza bakınca gördüğünüz insanlardan değildi, hesapsız ve saftı. 

Çok üzgünüm çünkü beni defalarca aradığı ama ona dönmediğim zamanlar oldu. Çok üzgünüm çünkü aradığı zaman meşgule aldığım oldu telefonu; işi bahane edip konuşmadığım anlar oldu… Aradı Seval bıkıp usanmadan; aradı, davet etti, plan yaptı. Sürpriz doğum günleri düzenledi, sadece benim için değil, bütün arkadaşları için yaptı bunu. Ne kadar sevildiğini göremedi, “Ruhu hissetmiş ve görmüştür” diyor bir yanım ama öte taraftan ayağa kalkıp onu bekleyenleri, içi yananları görseydi istiyorum. O kadar çok sevdi ki arkadaşlarını, sevgisiz, karşılıksız kalmadı duyguları. Çalışmaktan hiç vazgeçmedi, aslında her gün işe gitmeye ihtiyacı var mıydı bilmiyorum!
Çorlu’daki fabrikaya gideceğine, bir ofis kiralayabilirdi çok sevdiği Bebek’te, yapmadı. İşin başında olmayı seçti, iş arkadaşlarıyla olmayı. Daha stressiz yaşayabilir, daha az yorulabilirdi, istemedi. Bir marka yarattı, durmadan çalıştı. Yeni kreasyonlar, defileler, fuarlar derken didindi durdu. Bir yer açtı kendine, bir yer edindi zamanla. 
 “Her ölüm erkendir” der şair, haklıdır da; Seval’in ölümü çok erkendi. Ortak bir dostumuz şöyle dedi, “Aslında böyle çekip gideceksin, zirvedeyken, sevilirken, başarılıyken. Arkandan el açıp, dua edecek olanlar varken”… Çok sevdiği Bebek’te uğurlandı, gitti. Artık fiziken olmadığına inanmak çok güç. Giderayak organ bağışıyla can verdiği insanlar oldu, yaşadığı gibi öldü Seval Birinci. Öyle alelade gitmedi işte…
Öyle gitmemek lazım zaten…

Morlar içindeki Sevalciğimizin 2009 yılı Aralık ayındaki doğumgününden. 
Hemen yanında ortak arkadaşımız Pınar Aylin var. Cenazede Pınar çok ağladı, şimdi en çok Seval’in biricik aşkı köpeği Tango’ya kimin bakacağını merak ediyoruz.  

Aşkın ardından nefret mi gelir?
Nilgün Belgün, gayet şık bir biçimde erkek arkadaşından ayrıldığını duyurdu hafta içinde. Fikir uyuşmazlığı başlamış, aşk zarar görmüştü, belli ki. Nilgün Belgün, beraber olduğu erkeği var eden kadınlardan. “O erkek varlıksız, o erkek yok” demiyorum ama Nilgün öyle bir kadın ki, kız arkadaşlarını dahi yükselten biridir. Erkek arkadaşının zaman içinde albüm yapmaya karar verdiğini okumuştum. “Ne şanslı” diye düşünmüştüm, beni bağışlasın. Ünlü ve çok sevilen bir sanatçının sevgilisi olmak işleri kolaylaştıracaktı muhtemelen. İşin gerçeği ne bilemem tabii, ancak ayrılığın ardından söylenen sözleri ve imaları işittim ve kulaklarıma inanamadım. Erkekler de aşk acısıyla ne yaptıklarını ve söylediklerini bilemiyorlar sanırım. 
İşin içinde aşk varsa, aşktan da vazgeçildiyse bir miktar çirkinleşmeyi anlıyorum. O bir miktar da sizin aslında nasıl biri olduğunuzu gösteriyor. Nasıl biri olduğumuzu ve gerçek yüzümüzü. Bunu hepimiz yapıyoruz, öyle ya da böyle. Erkekleri var eden kadınlar onların üzerlerinden ellerini çektiklerinde aslında kim için ter döktüklerini de görmüş oluyorlar. Erkek öyle bir zarafetle gidiyor ki, kadın ayrıldığına pişman oluyor kimi zaman. Hangisi daha iyi bilemedim. Nilgün güzel kadın, üzülmesin… 

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Kültür ve  Turizm Bakanlığınca tarihi,  kültürel, mimari, ekonom

Beyoğlu dünya sahnesine çıkıyor

Dünyanın yeraltı kaynakları zengini ülkesi hangisi? Türkiye kaçıncı sırada?

Selimiye Meydanı kazılarında Roma döneminden kalma aile mezarlığı bulundu

Binlerce yıllık oluşum yok olma sürecini yaşıyor