• $13,7194
  • €15,5684
  • 786.53
  • 1910.41
9 Mart 2013 Cumartesi

Aşktan korkan aşksız kalsın

Aşkı yaşamanın da anlatmanın da türlü yolu var; aşkı konuşmak ise sınırsız bir zevk. Konuşmak ve anlamakla işiniz bitince yaşıyorsunuz zaten. ‘Bodoslama aşka dalmak’ da kader açısından bakarsak bir yöntem; aşksız kalan bir toplum olarak hayat damarlarımız çatladı diye düşünmekteyim. Ancak bir iyi, bir de kötü haberim var. İyi haber şu: Sinemayla haşır neşir seyircinin ‘romantizmden hoşlanan naif kısmı’ için şahane bir hafta sonu başladı. Aşk konulu filmler ardı sıra gösterime girdi, giriyor ve girecek de. Hafta içinde Osman Sınav imzalı ‘Aşk Kırmızı’ ve Emrah Erdoğan elinden çıkma ‘Gelmeyen Bahar’ filmlerini seyrettim. Kötü haber: Eleştirmenler filmleri beğenmedi!
Osman Sınav yazıp yönettiği ‘Aşk Kırmızı’da bir aşk üçgenini anlatmış; iki kadın ve bir erkek satranç taşları misali hamle yapmakta ve ‘şah’ diyebilmek için yarışmaktalar. Hikâye erkek elinden çıksa da kadın seyircinin daha fazla hoşlanacağı türden. Osman Hoca’yla sıcağı sıcağına yaptığımız sohbette, “Zaten kadınlar için yaptım filmi, onlara güveniyorum” dedi, en kibar sesiyle. 
Aşk, şehvet ve tutku, işin içine cinsellik katılarak ama hiçbir ‘şey’ göstermeden ancak bu kadar başarıyla çekilir. Bir erkek aynı anda iki kadını sever mi? Bu gayet gıcık bir durum ama tam anlamıyla filmi özetlemiyor; bu kadar basit değil çünkü film. Basitten hareketle ciddi bir çıkmazı, hepimize kendi hikâyelerimizi de hatırlatarak açmaya çalışıyor. Açılır mı bilemem ama aşktan bahsetmeye sebep olan her filmi ayakta alkışlarım. Aştan bahsetmemek, aşktan korkmak gibi yumuşak karnı var özellikle bizim erkeklerin. Aşk kitapları, aşk şiirleri, aşk filmleri, hikâyeleri güzeldir, ‘korkusuz Türk erkeği’ için zorlu bir mücadeledir aşk. 
Emrah Erdoğan aşkı, aşk yaşayamayanların dilinden anlatıyor; çok da başarılı bir filme imza atarak. ‘Gelmeyen Bahar’, töre anlatan bir film olsa da Emrah Erdoğan iç içe geçirdiği hikâyelerle bir ters köşe yapıyor. Aşkın ne olduğunu, ‘aşkın ne olmadığı’nı anlatarak gösteriyor seyirciye.
Woody Allen, bildiğimiz Wood Allen işte; aşkı, eline yüzüne bulaştıranlarla anlatıyor. ‘Uzun Boylu Esmer Adam’da yaşı kemale ermiş adamın genç kadın tutkusuyla şahane bir şekilde dalga geçiliyor; Allen’ı sevme sebebim de bu zaten. Kendisiyle dalga geçen insandan korkmayacaksın!  
70’ine giren ve yaşlandıkça kamerasından bal damlayan yönetmen Terrence Malick de bir aşk filmiyle karşımızda bu hafta. ‘Aşkın İzleri’nde sevmek şöyle tarif edilmiş: Sevmek başarısız olma riskini, ihanete uğrama riskini göze almaktır. Aşk sadece bir duygu değildir, sevmektir. 
1930’lardan bir şarkı, sonrasında bir film ve hatta Galliano imzalı bir parfüm markası olan ‘Bana Aşktan Söz Et’ten hareketle; aşktan söz etmenin tam sırası diye düşünüyorum. Aşkı yaşamak için önce anlayabilmek aşamasını halletsek hiç fena olmayacak. Korktuğunuz başınıza gelince en azından ezberinizde bir aşk filmi olsun…

HAFTALIK... HAFTALIK... HAFTALIK...

- Kobe Bryant sakatlandı. Keyfim kaçtı, NBA’den soğudum. Bir üşüme geldi, midem ağrıdı, içime kapandım. Lakers ne yapar şimdi?
-  Müslüm Gürses’in vefatının ardından yer gök şarkılarıyla inledi. Neşet Ertaş çalmayı bırakmalarının sebebi neydi sahi?
- Penti’den erkek imzalı kadın çorapları çıktı bu hafta; favorim Tolga Çevik’in yara bantlı tasarımı. Huysuz Virjin beklentimi karşılamadı; Mehmet Turgut sıkıcı; Bay J fazla kasmış kendini; Burak Kut sıradan; Mete Horozoğlu kedi seven kadınlara şirin gelebilir ancak! Yine de iyi çalışma olmuş, proje güzel… 
- Aşkım Kapışmak stand-up’ları çok eğlenceliymiş. Derhal gidilsin.
- Ahmet Cemal, nefis bir sanat müziği albümü yapmıştı yıl içinde ‘Beklenen Şarkılar’. Sesi güzel, kalbi güzel ve sahnesi de güzel insan Ahmet Cemal’i GS Binicilik Kulübü içindeki Doru Restoran’da izlemek mümkünmüş.  İlk iş, Ahmet Cemal bu hafta.

<p> </p>

Parasosyal etkileşimi çocuklarımıza neden anlatmalıyız?

UNESCO'nun geçici listesindeki Yesemek'te 15 heykel gün yüzüne çıkarıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Siirt'te toplu açılış törenine katıldı

Ürdün'ün Salt kentindeki müze dünyanın en küçük Kuran-ı Kerim'ine ev sahipliği yapıyor