• $8,402
  • €9,9982
  • 489.162
  • 1408.81
8 Aralık 2017 Cuma

İkizlerle hayat

Ben anne olmayı ne çok istemişim de bunu yıllarca kendime dahi çaktırmamışım...

Hatta anne olmak bir yana, ben evliliğe de meraklıymışım, haberim yokmuş.

İşte kader kısmet dedikleri bu...

Onun da zamanı varmış.

Bu karşılıklı hissedebileceğin bir duyguymuş...

“Ben istedim evleneyim” demekle olmazmış.

Senden benden çıkıp BİZ olma haline gelebilmekmiş...

“Birbirimizi seviyoruz” deyip omuz omuza aynı yolda yürüyor olmakmış...

Farklı bireyler olarak geleceğe, anlayışla, sabırla, sevgiyle bakabilmekmiş...

İşte ben bu yolda yürürken, bu geleceğe bakarken Rabbim bana bir tane beklerken, ikisi çocuk nasip etti... Binlerce şükür...

Biz bu ‘geç kalışlara’ bazen kısmet, bazen nasip, bazen de çalışan her kadının içinde büyüttüğü ‘kariyer hırsı’ diyebiliriz...

Velhasıl kelam özetle anladım ki ‘beni anam anne olayım diye doğurmuş...’

Allah’ım da eşim Necat’a kadar bekletmiş...

Eleştiriye tahammül etmenin getireceği dayanılmaz hafiflik

Yıllar içinde kendimce geliştirdiğim bir formülüm var.

Şu kısa yerde anlatmaya çalışayım.

Bir eleştiriyle karşılaştığımızda acil durum butonumuz devreye giriyor ve kendimizi deli gibi savunmaya başlıyoruz.

Eleştiri karşımızdakinin bizimle ilgili yaptığı bir çeşit kendi gözlemi, belki egosu.

Bunu son yıllarda daha sık hisseder olduk...

Kimse kimsenin işini beğenmiyor... Yaşayışını, ailesini, giyimini, yemesini, içmesini...

Herkes kendini sanki dünyanın yedi harikasından biriymiş gibi görüp kıyasıya, acımasızca ağzına geldiği gibi konuşuyor...

Tabii ki her eleştiri doğru olmayabilir, tabii ki bize her laf edene eyvallah demeyelim.

Ama biraz sakin olalım n’olur.

O anda ağzımıza geleni söylemeyelim.

Haklıyken haksız duruma düşmeyelim.

İğneyi önce kendimize batıralım.

Fikrimizi söyleyelim ama yapıcı olalım.

“Evet sen de haklı olabilirsin” deyip bu hafifliği yaşayalım... Ne dersiniz...

Vefa üzerine birkaç samimi cümle...

Ne kadar güçlü ne kadar kendimize yetebilir durumda olursak olalım ‘vefa’ insan ruhunun bir ihtiyacı... Özellikle karşı taraftan beklerken... Öte yandan, vefa beklerken, vefalı olmak da lazım, unutmamalı. Bunu da her zaman, her an, şimdi, şu an yapmamız lazım.

Sanat camiamızın iki kıymetli müzisyeni, türkülerimizin iki yanık sesi, Arif Sağ ve Nuray Hafiftaş…

İkisi de aynı hastalıktan mustaripler. Şimdilerde, bütün türküler de dahil, hepimizin vefa gösterme zamanı. Onları ne çok sevdiğimizi; bizlerin, sanat camiasının, türkülerin onlara ihtiyacı olduğunu, onları eskisinden daha fazla sahnelerde, albümlerde, radyolarda görmek, dinlemek istediğimizi söyleme zamanı… Onların ihtiyacı olduğu için değil, bizim onlara ihtiyacımız olduğu için aynı zamanda...

Ne demiş Mevlana Celaleddin-i Rumi?

Hatırlayalım: “Dostlarını daima vefayla hatırla can! Arayan sen ol, bulan, kucaklayan sen ol. Kula vefası olmayanın, Hakk’a vefası olmazmış.”

<p>Türkiye'nin gurur kaynağıydı. Pek çok başarılı işe imza attı. Ama nasıl olduysa 'Türk Hava Kurumu

Türk Hava Kurumu nasıl batırıldı?

Orman yangınlarında yaralanan hayvanlar tedavi ediliyor

Uluabat Gölü, yeşile büründü

Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Suver, Van'da incelemelerini sürdürüyor