• $9,6059
  • €11,1383
  • 556.155
  • 1521.98
4 Kasım 2016 Cuma

Hikâyeyi anlatabilmek…

Filmekimi, Sinematek’in 50. yıl gösterimleri ve vizyon filmleriyle sinema severleri pek mutlu eden ekim ayının ardından kasım ayında da birbirinden unutulmaz yapımları vizyonda izleyeceğiz. Unutulmaz dememin sebebi, bu yapımların her birinin gerçekten de seçmekte zorlanacağınız ve rahatlıkla birkaç kez daha izleyebileceğiniz filmlerden oluşması… Pedro Almodovar’ın son filmi ‘Julieta’, Yılmaz Erdoğan’dan umudun hikâyesi ‘Ekşi Elmalar’, İranlı yönetmen Mecid Mecidi’nin uzun zamandır merakla beklenen filmi ‘Hz Muhammed: Allah’ın Elçisi’ ve bu haftanın gözdelerinden görkemli fantastik ‘Doctor Strange’ ile Isabelle Huppert’lı rahatsız edici gerilim ‘O Kadın’ film öneri listemin üst sıralarında yer alıyor.

‘Vizontele’, ‘Kelebeğin Rüyası’ ve şimdi ‘Ekşi Elmalar’… Yılmaz Erdoğan, duygu dünyamıza dokunan güzel işler yapıyor ve yine gözümüze sokmadan, bize usulca hissettirerek tüm kaybedilenlere rağmen bir umut hikâyesini anlatıyor. 70’lerin Hakkâri’sinde başlayıp 90’lı yılların sonunda Antalya’ya dek uzanan hikâye, herkesin konuştuğu meyve bahçelerini ve 3 güzel kızını gözünden bile sakınan Belediye Reisi Aziz Özay’ın çevresinde gelişiyor. Sinemada anlatım, bir yönetmen için belki de en zor şeylerden biri… Çünkü görsellik, farklı çekim metotları ve yeni nesil efektlerle bir şekilde elde edilirken öykünün nasıl ele alındığı ve öyküyle birlikte karakterlerin nasıl evrildiği aslında izleyicinin filmle bağ kurmasını sağlayan en temel şey. Yılmaz Erdoğan, öykücülüğü iyi bildiğinden olsa gerek, güldürü ile dramı öyle güzel bir şekilde harmanlayarak sunuyor ki filmde bir an gülerken ardından kendinizi o karakterin yerine koyup içlenirken buluyorsunuz. Kadro oldukça iyi, ancak özellikle Songül Öden ve Zeynep Farah Abdullah’ın oyunculukları dikkate değer... Filmi genel olarak sevmekle birlikte ‘Kelebeğin Rüyası’ kadar güçlü olmadığını da söyleyebiliriz; ‘Ekşi Elmalar’ sanki bu anlamda biraz geride kalabilirmiş gibi gözüküyor.

Hikâye anlatıcılığından bahsetmişken, örneğin Mehmet Can Mertoğlu’nun birçok festivalden ödülle dönen, ilk uzun metrajlı filmi ‘Albüm’de ne yazık ki yeteri kadar iyi bir anlatımın yakalanamadığını görüyoruz. Film, evlat edindiğini gizlemeye çalışan bir çiftten yola çıkarak toplumsal kalıplara, çevreye ayak uydurabilme ve sadece herkesin sahip olduğu bir şeyden (çocuk sahibi olmaktan) eksik kalmama adına gösterilen uğraşa değiniyor. Tamam, konu iyi ancak durağan yapısı, uzun sekanslara boğulan ve pek de ihtiyaç duymazken izleyicinin hayaline bırakılan kapanışıyla film derdini anlatamıyor. Seçilen anlatım dili, filmin dramatik öğelerini besleyemezken, olay örgüsündeki belli noktaların altı çizilerek parlatılıyor ancak yönetmen bunlar dışında ne demek istiyor anlayamıyoruz. Tabii bu arada tabir-i caizse filmi kurtaran Murat Kılıç ve Şebnem Bozoklu bu absürd çifti canlandırmada oldukça başarılı. Anlatımın gücüne bir başka örnek ise, Mecid Mecidi’nin Hz Muhammed (sav)’in doğumundan 13 yaşına kadarki dönemi kapsayan son filmi ‘Hz. Muhammed: Allah’ın Elçisi’. Tarihsel yaklaşım ve sinemaya uyarlanışı bakımından farklı görüşler konuşuluyorken hissiyat olarak bıraktıklarına bakarsak, defalarca izlesek de yine izleyeceğimiz ‘Çağrı’ filmine kıyasla, Mecidi’nin filminde görsel bir büyüleyicilikten bahsetmek mümkün. Tablovari görüntülerle film adeta bir şiir gibi akıp gidiyor ve üç saatlik filmin her bir dakikası akla kazınır hale geliyor. Kaçırmayın demek az kalır; fırsat yaratıp mutlaka izleyin.

<p>Maden ocağını su bastı. 18 madenci  yaşamını yitirdi. Facianın üzerinden 7 yıl geçti. ailelerin y

Ermenek'teki maden faciası

Tarım arazilerine zarar veren kahverengi kokarca ile ''samuray arıları'' savaşacak

Uyuşturucunun ''kimyasal parmak izi'' suçun kaynağına ulaştırıyor

Dev kayayı balta ile parçaladı! Ortaya bakın ne çıktı?