• $ 5,7299
  • € 6,3578
  • 275.986
  • 96047.6
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Eski düşman dost olursa

Dünyaya korku salan canavar evreni ‘Godzilla II: Canavarlar Kralı’ (Godzilla: King of the Monsters) ile yeniden canlanıyor. Film, özel yaratıklarla ilgili araştırma yapan Monarch isimli kuruluşta görevli doktor Emma Russell’ın Orca isimli bir cihazla özel canavarları sakinleştirip yatıştırabildiğinin keşfedilmesiyle başlıyor. Tabii Orca bir nevi panzehir görevi görürken, asıl zehrin yani en eski çağlardan kalma gizli saklı tüm canavarların yeniden ortaya çıkması insanlığın sonu için ciddi bir tehdit haline geliyor. Bu canavarlar içinden Üç Başlı Kral Ghidorah’ın Godzilla’nın tahtını sarsıp alfa görevi üstlenmesiyle canavarlar arasında amansız, yıkıcı bir savaş başlıyor. Bu arada Godzilla, kendi gücünü ve krallığını korumak için ‘bir süreliğine’ taraf değiştirip insan ırkının yanında yer alıyor.

Yönetmen Michael Dougherty’nin canavarların yeniden doğuş mitolojisini, dünyanın sonunu getiren dehşet verici mücadele ile harmanlanması filmin en ilgi çekici damarını oluşturuyor. Buraya kadar iyi ancak bence buradaki tek sıkıntı, doğanın kendi dengesini sağlaması için canavarlar arasındaki savaşı tetikleyen doktor Emma Russell karakterinin asıl amacının tam anlatılamayıp biraz üstünkörü geçilmiş olması. Dolayısıyla, kaş yapayım derken göz çıkaran bilim insanı portresiyle Emma Russell karakteri bir yerden sonra tamamen etkisiz eleman olarak kalıyor. Vera Farmiga, Kyle Chandler, Ken Watanabe ve Millie Bobby Brown’un başrolde yer aldığı ‘Godzilla II: Canavarlar Kralı’ dünyanın ayakta kalması için ‘eski düşmanının krallığını kabul eden insan ırkı’ açılımıyla dikkat çekici ve sürükleyici bir seyir…

Ava giden avlanır!

Yönetmenliğini Chris Addison’ın yaptığı, başrollerinde Anne Hathaway ve Rebel Wilson’ın yer aldığı ‘Düzenbazlar’ (Hustle) biri kendi çapında ufak tefek sahtekarlıklar yaparken diğeri üst düzey dolandırıcılık işleri yapan iki kadının tesadüfen karşılaşmaları sonucu gelişen olayları konu alıyor. Birbirine taban tabana zıt olan Josephine ve Penny isimli bu iki kadın dolandırıcının bir araya gelmesiyle merak uyandıran film, ilerledikçe sürükleyiciliğiyle birlikte merak duygusunu da kaybederek zorlama bir mizahla ‘ava giden avlanır’ hikâyesi anlatıyor. Başrolde Anne Hathaway’in yer alması, oyuncunun benzer türdeki en yakın dönemli filmi ‘Ocean’s Eight’in de çağrıştırmasıyla ister istemez seyirciyi Ocean’s serisi tadında eğlenceli bir düzenbazlık hikayesi beklentisine sokuyor. Ne var ki karşılıklı sahnelerinde oldukça eğlenceli olan Hathaway-Wilson ikilisinin varlığı bile senaryodaki eksikliklerin ve yavan espri anlayışının üstesinden gelemiyor. Filmden anca Fransız Rivierası’ndan hoş kadrajlar aklımızda kalıyor.

<p>Kırsal Durmuşlar Mahallesi´nde yaşayan besici Mehmet Şıngır´a ait 4 yaşındaki ´Kömür´ isimli yerl

Cüce Buzağı Görenleri Şaşırttı

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Sele kapılan çocukluk hayalini yeniden yeşertmek istiyor

Tırpanla ot biçip taş kaldırarak şampiyonaya hazırlanıyor