• $7,5345
  • €8,9837
  • 411.286
  • 1541.98
27 Nisan 2011 Çarşamba

YGS ve gençlerin hali

Deniz Ülke Arıboğan
Deniz Ülke Arıboğan
YAZARIN SAYFASI

ÖSYM'nin son zamanlarda yaptığı neredeyse tüm sınavlarda birtakım şaibeler oluşması artık sıradan bir durum halini aldı. Kimse sisteme güvenmiyor. Devletin en tepesinde bile 'artık bu kadarı da fazla' tepkisinin oluşması durumun vahametini gözler önüne seriyor. En fazla güvendiğimiz, güvenmek zorunda olduğumuz kurum çatırdıyor. Bazıları için mesele başkanın bıyıkları, bazıları için cemaat müdahalesi, bazıları için siyaset malzemesi. Hangisi olursa olsun, çocuklarımız ruhen sakatlanmış bulunuyor ve bu kabul edilemez bir durum. Öyleyse ne yapmalı?

1 Sınava giren öğrenciler şunu bilmeli ki, bu sınav yıllardır yapılıyor ve bugüne kadar yapılan sınavlarda hiçbir kopya çekilmediği, her şeyin objektif esaslarla yürütüldüğü konusunda kimse garanti veremez. Hepimiz aynı süreçlerden geçtik ve muhtemelen her dönemde birileri hak etmedikleri biçimde sıralamada önümüze geçmeyi başardılar. Bugün ile eski dönemler arasındaki tek fark, biz bunlardan haberdar olmaz işimize bakardık. Çünkü bu tür durumlar son derece marjinal ve genel resmi etkileyemeyecek kadar sınırlı olurdu. Dedikodular hep duyardık ama kendi yolumuzdan taviz vermezdik. Nihai noktada bu tür adamlar ya üniversite yıllarında ya da sonrasında başarısız olarak elenirlerdi zaten. Bu bakımdan sınava giren öğrencilerin başkalarının durumu ile ilgilenmek yerine çalışmaya devam etmeleri ve motivasyonlarını kaybetmemeleri çok önemli. Bu kadar alenileşmiş bir durumda fırsatçıların yol almasına zaten izin vermezler, merak etmesinler. Herkesin gözü kulağı bu konunun üzerinde.

2 Sınavda bir şifrenin olması mutlaka kopya çekilmiştir anlamına da gelmez. Eğer öyle bir durum varsa da tespiti son derece kolaydır aslında. Mesela şifre en büyük rakamın yanındakini işaretlemekse, bütün cevap kağıdında bu sistemi kullananlar, yanlış yaptıklarında da aynı sistemi kullanmışlardır. Cevap anahtarlarından bu sistemi kullananlar ayıklanır, soru kağıtları üzerindeki çalışmaları değerlendirilir. Bu çalışma kağıdından kopya çekip çekmediğini anlamak son derece kolaydır. Hiç işlemsiz verilmiş cevaplar varsa, bunu yapanlar anında bulunur ve sınavı iptal edilir. Bu kişilerle yapılan telefon görüşmeleri, e-mailleşmeler de tespit edilip kopya verenler ortaya çıkarılabilir. Kısaca suçlu varsa mutlaka yakalanır, çünkü bu defa çok belirgin bir iz vardır.

3 Sokaklara çıkan gençlerin ruh hallerini anlamak gerekir. Ancak bu durum onların üzerinden siyasi bir istismar aracı haline getirilmemeli, hedef ana konudan ibaret kalmalıdır. Sayın Başbakan'ımızın öğrencilere, 'Ben de onların karşısında on binleri çıkartırım' demesi son derece yanlış bir tavırdır. Ortada bir mağduriyet vardır ve kendisi eğer bu öğrencileri provoke eden bir güç olduğunu düşünüyor olsa bile, bunu çocukların gözünü korkutarak çözmeye çalışması haksızlıktır. İktidarın 'istesem sizi paralarım, ama dua edin gerginlik olmasın diye yapmıyorum' demesi ise açık bir güç kullanımıdır. Zira içinde tehdit barındırmaktadır. Başbakan'a, bu gençlere sahip çıkmak ve şefkat göstermek daha çok yakışırdı diye düşünüyorum. Arkada birileri varsa ve tespit edildiyse onlarla mücadele etmek ise ayrı bir konudur kuşkusuz.

Not: Söz çocuklardan açılmışken, Hülya Avşar'a hayatımda hiç bu kadar katılmamıştım. Kızıyla ilgili bir aşk haberi yayınlayan magazin muhabirine '13 yaşındaki bir genç kızla ilgili yalan haber yapan öküzdür; aile terbiyesi almamışlar, yuh!' demesi, kimilerine göre ağır bir ifade olabilir. Bence ağzına sağlık! Bir annenin evladına zarar vermeye çalışanlara her türlü kötü sıfatı layık görmesinin bir hak olduğunu düşünüyorum. Hülya Avşar'ın medya dokunulmazlığı olmayabilir, hatta kendisi bir star olarak mümkün olduğunca dokunulmasını tercih ediyor da olabilir. Ama kimsenin evladı oyuncak değildir. Kaldı ki, bu alemlerde evin içine girmek racona terstir. 'Dışarıda görüşürüz' lafı bunca yıl boşuna söylenmemiştir. Sırf annesinin kimliği nedeniyle 13 yaşındaki bir kız çocuğuna dair aşk haberi yapan gazeteciyi bu vesileyle ben de protesto ediyorum.

<p>MODERATÖR GECE</p><p>Deneyimli gazeteci Erem Şentürk; 8 Mart Pazartesi gününden itibaren,

Erem Şentürk, 8 Mart Pazartesi'den itibaren 24 TV'de

Arşivlerden çıkan tarihe damga vuran anlar

Güzel oyuncu tanınmaz hale geldi! hayranları gözlerine inanamadı

Dağda mahsur kalan 4 kişiyi helikopterle kurtarıldı