• $7,4137
  • €9,0239
  • 442.4
  • 1542.45
12 Aralık 2012 Çarşamba

Mültecilerin dramı

Deniz Ülke Arıboğan
Deniz Ülke Arıboğan
YAZARIN SAYFASI

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin açıklamalarına göre Esad rejiminden çevre ülkelere kaçan Suriyeli mültecilerin sayısı 500 bini aşmış. İç savaşın uzaması durumuna bu rakamın milyon seviyelerine ulaşması mümkün. Şimdilik dışarıya kaçanlar daha ziyade rejim muhalifleri ama önümüzdeki dönemde bu defa Esad yanlılarını zor günlerin bekleyeceğini öngörmek yanlış olmaz.
 Savaşın ve kayıpların hesabı henüz kesilmedi. Esasen çatışmanın her iki tarafı da mağdur; her iki taraf da kurban. Ortada yakılıp yıkılmakta olan bir ülke ve ölmekte, öldürmekte olan bir halk var. Kimin daha haklı olduğunu tespit etmenin mümkün olmadığı bir mücadelenin içinde kaybolmuş durumdalar. Üstelik herhangi bir çıkış yolları ve bir çıkış hedefleri de yok. 'Bu gidiş nereye''nin bir cevabı bulunmuyor. 'Başka bir iktidar, başka bir lider, başka uluslararası bir konumlanma durumu kurtarır mı' sorusunun cevabı da muğlak. Bu yüzden çaresizlik içerisinde günü kurtarmaya çalışıyor, çoluk çocuk topraklarını, evlerini, akrabalarını geride bırakarak, bilmedikleri başka yurtlara sığınıyorlar.
Savaşların ve iç çatışmaların ortaya çıkardığı bu mültecilik sorunu, tarihsel olarak insanlığın en önemli mağduriyetlerinden birisi. Yersiz yurtsuz kalışın insan psikolojisi üzerindeki yükü çok ağır. Bir yanda bırakılan yurda duyulan derin özlem ve gidilen yere ait olamamanın getirdiği yapayalnızlık duygusu, diğer yanda ne bırakılan, ne gidilen yerde istenen adam olmanın ürettiği suçluluk psikolojisi; bir tarafta geçmişini bırakıp da meçhule gelmenin yarattığı kopuşun isyanı, diğer tarafta bir gelecek hayal edememenin verdiği kayboluş durumu; bir yanda yarım yamalak bir varoluş, diğer yanda mutlak yokoluş; ve hepsinin özünde ise varken yokolmuşluk duygusunu içselleştirme hali. Yolculuklar, gidişler, kopuşlar, terk edişler, hiçbir yerin vatandaşı olma zorluğu ve en temelinde bir ontolojik kriz.
Oysa savaş mağduru mülteciler, bunca yokolmuşluğun, yalnızlığın içerisinde aynı ruh halini taşıyan milyonların kalabalığı içerisindeler. BM'nin 2010 raporuna göre dünyadaki mültecilerin sayısı 43 milyon civarında. Sadece 2011 yılında yurdunu terk ederek başka ülkelere sığınmaya çalışan insan sayısı 800 bin. Arap baharıyla birlikte oluşan siyasal istikrarsızlığın bu rakamı daha da büyüteceği sanılıyor. Zira krizler bir türlü çözülemiyor ve yeni krizlerle birlikte mültecilerin dramı giderek daha da artıyor.
ARTIK ŞEFKAT BİTTİ
Dünya sathındaki ekonomik krizin de etkisiyle artık hiçbir ülke başka ülkelerin vatandaşlarına şefkat dolu kucağını açmaya gönüllü değil. Özellikle Batı dünyasının (Almanya dışında) mülteci sorununa karşı tavırları son dönemde oldukça negatif ve acımasız. Mültecilere kucak açanlar yine kendi yağlarında kavrulmaya çalışan bölge ülkeleri. Bugün sadece Pakistan'da 1 milyon 700 bin Afgan mülteci bulunuyor. Irak ve Somali'de 1 milyondan fazla mülteci barınırken, Kenya'da da Somali'den giden 500 bin mülteci yaşıyor. Türkiye ise yakın zamanda Irak krizi sırasında açtığı kapılarını bu kez Suriye için açmış durumda. 100 binden fazla mülteci, yaşamını BM tarafından yapılan denetimlerde dünyadaki kampların en iyisi olarak görülen sığınma kamplarında sürdürüyor.
Buna karşın içinde yaşanılan mekan ne kadar donanımlı, yenilen aş ne kadar doyurucu olursa olsun insanın evi, yurdu gibi olmuyor. Temel mesele bir an önce krizlerin çözüme kavuşturulması ve insanların kendi dağlarına, nehirlerine, bulutlarına, yuvalarına kavuşturulabilmesi. Dünyanın tepesinde büyük siyasi oyunlar oynanırken, yani filler tepişirken, ezilen çimenleri de görmemiz gerekiyor. Mültecisiz dünyalar kurabilmenin yolu, çatışmasız ortamlar yaratabilmek. Herkesin kendi yurdunda yaşamaya ve ölmeye hakkı olmalı.

<h3>Aşıda ikinci parti ne zaman gelecek?</h3><h3>BAŞKAN ERDOĞAN AÇIKLADI</h3><p>Başkan Erdoğan, Çin'

22 Ocak 2021 Güncel Haberler

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

1 milyon kibritle öyle bir şey yaptı ki

İHA fabrikası Ankara'da üretime başladı