• $7,5345
  • €8,9837
  • 411.286
  • 1541.98
28 Kasım 2012 Çarşamba

Muhteşem tartışma!

Deniz Ülke Arıboğan
Deniz Ülke Arıboğan
YAZARIN SAYFASI

Başbakan Erdoğan'ın Muhteşem Yüzyıl'a yönelik eleştirilerinin ardından Türkiye gündemi doğal olarak ecdadımıza kilitlendi. Tarihçiler Erdoğan'a katılıyor ve Kanuni'nin asla dizide resmedildiği gibi bir hükümdar olmadığını söylüyorlar. Buna mukabil olaya sanatsal açıdan bakanlar dizinin bir belgesel olmadığını ve mutlak doğruların izini sürmekle yükümlü bulunmadığını iddia ediyorlar. Halk severek izlediği bir dizinin bitebileceği endişesini taşırken, kanal yöneticileri ise en tepeden gelen kınama ile titriyor ve Kanuni'yi sefere yollamanın yollarını arıyorlar (muhtemelen).
Ben Muhteşem Yüzyıl dizisini izleyemediğim ve sadece fragmanlarından takip edebildiğim için dizi hakkında yorum yapamayacağım. Kısa görüntülerden edindiğim intiba biraz müsamere tadında olduğu için izlemeye çok da gönüllü olmadım açıkçası. Görebildiklerim Tudors, Roma gibi tarihi dizilerin çekim kalitesinin çok uzağındaydı lakin çevremde bir çok insanın o diziyi izlemek için özel programlar yaptıklarına şahit olduğumdan diziyle ilgili gelişmeleri sempatiyle takip ettim. Dizinin bu kadar ilgi görmesi başka kanallarda da tarihi içeriği olan dizilere yol açmıştı. Dizideki objeler, giyim tarzı, saç stilleri hemen moda haline gelmiş, ev dekorasyonundan, dokumaya kadar bir çok alanda Muhteşem Yüzyıl esintisi hissedilmeye başlamıştı. Ayrıca dizi çok net bir biçimde tarihe olan merakı teşvik etmiş, tarih kitapları, müzeler, tarihi mekanlar ilgi çeker hale gelmişti. Bu alandaki boşluğu ilk gören Murat Bardakçı'dır. Hakkını verelim.
SİNEMANIN GÜCÜ
Dizinin bir başka önemli etkisini yurt dışı gezilerimde hissettim. Bosna'dan Azerbaycan'a Katar'dan Almanya'ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada izleniyordu. Gittiğim yerlerde herkes diziye, oyunculara dair bir şeyler soruyor, cevap veremeyince de şaşkınlıkla yüzüme bakıyorlardı. Daha önce Türkiye'nin ürettiği hemen hiç bir şey, piyasada bu kadar popüler olup, bu kadar satın alınmamıştı.
Peki bu iyi miydi? Türkiye, tıpkı vaktiyle Dallas dizisinin ürettiği Amerikan imajına paralel bir biçimde, kendi imajını bu dizi üzerinden geliştirmeli miydi? Türk dış politikası harika bir araç yakalamış ve dizileriyle (sadece bu dizi değil) yakın coğrafyasındaki her eve girmeyi başarmıştı, lakin acaba o dizilerde göründüğü gibi mi bilinmek istiyordu? Başbakan Erdoğan'ın tepkisi sadece dizideki ahlaki serginin, muhafazakar anlayışla örtüşmemesi miydi yoksa dizi Türkiye'nin üretip yaymaya çalıştığı bir ideolojinin önüne psikolojik bir set mi çekiyordu? Akil Osmanlı'nın, Muhteşem Süleyman'ın, stratejik düşüncenin yerini uçkuru gevşek Osmanlı'nın, Hürrem aklının, evlat katilliğinin alması mı istenmiyordu?
Başbakanın tepkisinin muhafazakarlıktan mı yoksa dizinin yarattığı imajların dış politikamızın işleyişine ters düşmesinden mi kaynaklandığını bilemiyorum. Lakin sinema sıradan bir sanat dalı değil. Diğer sanat alanlarından, elit değil, popüler olmasıyla farklılaştığından politik amaçlara da çok uygun bir toplumsal silah. Mustafa Altıoklar'ın deyimiyle 'stratejik bir sektör'.
Hollywood'un ABD'nin en güçlü ideolojik silahı olduğunu hatırlatmaya gerek yok. ABD adına küresel değerler sistemi üretmekte ve bir Amerikan yüzyılı yaratmakta nükleer silahlardan daha etkili olduğunu söylenebilir. Belki Türkiye'nin de sinema sektörünü ve gücünü yeniden değerlendirmesinin zamanı gelmiştir. Malesef Başbakan Erdoğan'ın diziyle ilgili tartışmayı bu şekilde başlatması konuyu özgürlükler, sanata müdahale gibi temalar üzerine kaydırdı. Oysa farklı bir mecrada Muhteşem Yüzyıl'dan hareketle, 'stratejik bir güç alanımız olarak sinema sektörünün' ele alınması çok faydalı olabilirdi. Çok geç sayılmaz.

<p><span>Bitlis'teki helikopter kazasında şehit düşen 8. kolordu  komutanı korgeneral Osman Erbaş te

Şehit Korgeneral Osman Erbaş'ın kahramanlıkları...

Şanlıurfa'da mağaralara operasyon: 29 gözaltı

Arşivlerden çıkan tarihe damga vuran anlar

Güzel oyuncu tanınmaz hale geldi! hayranları gözlerine inanamadı