• $7,3713
  • €8,9798
  • 443.007
  • 1551.57
24 Ağustos 2011 Çarşamba

Libya'da yolun sonu

Deniz Ülke Arıboğan
Deniz Ülke Arıboğan
YAZARIN SAYFASI

Libya'da Kaddafi rejimi sona ermiş görünüyor. Zaman zaman çelişkili haberler yayılsa da Kaddafi ve oğulları için geriye dönüş imkanı kalmadı gibi. Artık kendileri için gidecek bir yer bulma ve yurtdışındaki servetlerini kullanabilecekleri gerekli pazarlıkları yapma zamanı. Kanımca Kaddafi'nin elinde özellikle Batılı siyaset adamlarına karşı kullanabileceği yeterince bilgi ve koz var. Bu bilgiler Batı'da yaşayıp da onun elini öpenler, çadırında ağırlananlar, mala ve paraya boğulanlar için bir siyasi kariyer felaketi haline dönüşebilir. Bu bakımdan Libya'ya müdahil güçlerin Kaddafi ailesini en az ses çıkartabilecekleri biçimde bertaraf etmeyi tercih edeceklerini sanıyorum. Konuyu kısaca değerlendirelim

1- Muammer Kaddafi kuşkusuz kötü ve eli kanlı bir liderdi. Halkına karşı silah kullanmaktan çekinmedi ve kaybetti. Lakin Kaddafi'nin bertaraf edilmesi şenlikler eşliğinde kutlansa da, siyasal sistemdeki egemenlik mücadelesinin bitmesi mümkün olamayacağından, yeni kötülerin ortaya çıkması kaçınılmaz. Üstelik kötüleri bertaraf eden güçlerin iyi oldukları konusu da tartışmaya açık. Siyaset, kötülerin arasından sadece kaybedenlerin bedel ödediği, adaletsiz bir oyun. Afganistan'da, Irak'ta, Libya'da kötü olarak nitelendirilen rejimlere ve kişilere karşı bombalarla, tanklarla, uçaklarla savaşan güçlerin yarattığı can kaybı, kötülerin yaratabileceklerinin çok üzerinde. Bu nedenle herkesin kötüsü kendine. Bu işte ortak bir kanaat hiçbir zaman oluşmuyor. Şimdilerde Beşşar Esad'a sorsanız, ülkesinin bütünlüğünü korumak için savaşan iyi yürekli ve fedakar bir cengaver olduğunu anlatacaktır. Kaddafi'nin de farklı olduğunu düşünmemek gerekiyor. Onun gözünde o ülkesinin zenginliklerini paylaşmak isteyen emperyalistlere karşı mücadele eden ve onlarla işbirliği yapan hainleri cezalandıran bir siyaset adamıydı. Kötüler ise NATO şemsiyesi altında Libya'ya üşüşen Batılı piranalardı. Şimdi kim kötü diye sorsanız, elbette kaybeden cevabını verebiliriz.

2- Kaddafi'nin ardından toplumsal çalkantının bir süre daha devam edeceği görülüyor. Henüz askeri bakımdan da bir sürü belirsizlik var. Muhaliflerin mutlak bir zafer elde edip etmediği bilinmiyor. Kaddafi destekçisi grupların toparlanarak karşı atağa geçmeleri mümkün. Kaldı ki muhaliflerin kendi aralarında da tam bir birlik yok. Her an bir iç çatışmaya girebilirler. Unutmamak gerekir, Libya'da yaşanan bir devlet-halk çatışmasından ziyade kabileler arası rekabet şeklindeydi. Şimdi merkez gücü elinde tutan kabile ittifakı değişecek. Yani Obama'nın kullandığı 'Libya artık Libya halkınındır' söyleminin elle tutulur tarafı yok. Eski yönetim ne kadar halksa bunlar da o kadar halk olacak. Esas mesele kurulacak düzenin kabile güdüleri ile hareket eden, diğerini dışlayan, şiddet uygulamaktan çekinmeyen bir çerçevede yapılanmak yerine, modern bir ulus devlet mantığında örgütlenmesi. Yani kabile üyelerinden vazgeçip Libya vatandaşlarını yaratması.

3- Kaddafi yönetiminin devrilmesi NATO açısından da önemli bir zafer ve dönüm noktası. Zira 6 aydır büyük bir NATO operasyonuna rağmen iktidarını sürdüren, eli silahlı çetelerle yönetimi teslim etmeyen bir yönetimin varlığı, örgüt açısından ciddi bir imaj kaybı yaratıyordu. Üstelik çatışmanın sürmesi ve özellikle de hava harekatları sivil kayıplara yol açıyor, NATO askerleri ciddi suçlamalarla karşılaşıyordu. Çatışmanın bitmesi NATO operasyonunun durması anlamında da iyi haber.

4- NATO operasyonları kısa ya da uzun vadede askeri başarıya ulaşıyor, yani savaşı kazanıyor, lakin barışı kazanma konusunda oldukça başarısız olduğu söylenebilir. Afganistan'da, Irak'ta hayat bir türlü normale dönemiyor. Bu bakımdan Ahmet Davutoğlu'nun Libya ziyareti çok önemli. Türkiye'nin yeni dış politikası güvenlik politikaları konusunda çekingen ama barışı kurma politikaları konusunda aktif bir rol üstlenmesini gerektiriyor. Türkiye'nin yeni Libya'nın kurulması konusunda daha da aktifleşeceğini sanıyorum. Ancak işimizin oldukça zor olacağını bir kenara yazalım.

<p>'Burası bizim topraklarımız. Ne  kadar yerli olursak o kadar sağlıklı bakarız'</p><p>Osman

Türkiye'nin Batılılaşma serüveni

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Josep Borell ile görüştü

İzmir'de depremin ardından acil yıkılan 71 binada inşaat çalışmaları başladı