• $7,4685
  • €9,0606
  • 441.376
  • 1565.01
14 Aralık 2011 Çarşamba

Batılı gözüyle Arap Baharı

Deniz Ülke Arıboğan
Deniz Ülke Arıboğan
YAZARIN SAYFASI

Demokrasi ve insan hakları kavramını çağdaşlık ve Batılılık kavramlarıyla özdeşleştiren anlayış, kuşkusuz demokratikleşme adına gerçekleştirilen her türlü eylemi destekleyecektir. Sokaklar şenlendiğinde, sendikalar ve emekçi sınıfı greve gitme kararı aldığında, diktatörler birer birer devrildiğinde, kurulu düzenler ve ekonomik paylaşım modeli halkın talebiyle değiştirildiğinde elbette her Batılı'nın bu dönüşümün yanında durması beklenir. Hatta bu değişimleri, kanla sulanmış olsa bile, bir bahar uyanışı olarak algılamalı, yeni kadroları bahar çiçekleri misali bağrına basmalıdır. Zira Batılı olma hali, kuruluş felsefesi itibariyle nerede durulacağını göstermektedir. Demokrasi çoğunluğu sesinin duyulmasını gerektirir ve Batılılık eğer gerçekten teorik olarak üzerine kurulu olduğu zihniyet kalıplarını esas alıyorsa, bu baharın yeşerttiği her türlü filizin sulanması gerekir. Ama durum maalesef böyle olmuyor. En azından artık öyle değil.
Arap Baharı'nın yaşanmakta olduğu topraklarda yapılan demokratik seçimler, İslamcı partilerin etkinliğini net biçimde gözler önüne seriyor. Örneğin Tunus'ta Gannuşi'nin liderliğindeki El-Nahda, oyların %42'sini alarak 217 üyeli parlamentoda 90 sandalye kazanmayı başarmış durumda. Mısır'da ise laik liberallerin aldığı oy %13 civarında. Müslüman Kardeşler'in Özgürlük ve Adalet Partisi %36, Selefilerin En-Nur Partisi ise %24 civarında oy oranına sahip. Bu sebeple başlangıçta Mübarek veya Bin Ali gibi diktatörlerin devrilmesinden büyük memnuniyet duyan uluslararası kamuoyu, İslamcıların iktidara gelmesi halinde neler olabileceğine dair spekülasyonlara başlamış durumda. Mesela turistlerin artık rahat rahat denize giremeyeceği, firavunlar döneminden kalan tarihi eserlerin restore edilmeyeceği, alkolün yasaklanacağı,  Kıptilere karşı tavrın sertleşeceği yönünde iddialar artık açıktan konuşulur halde. Endişeler giderek artıyor. Örneğin kendisini aktivist ve antiemperyalist olarak tanımlayan akademisyen James Petras, demokratikleşme adına daha da ağır diktatörlüklerin kurulma aşamasına geldiği yerlerde Arap Baharı'ndan bahsetmenin saçmalık olduğundan söz ediyor. Tarihçi Benny Morris ise Arap dünyasının hızla İslamlaşma trendine girdiğinin kristal berraklığında ortaya çıktığını söyleyerek, Batı ile ilişkilerin daha da gerileceğinden söz ediyor. Bu şu anlama geliyor; Batı da artık bu 'gerçek değil,  yalancı bahar' havalarına geçiş yapılmış bulunuyor. Batı dünyası demokratikleşme yoluyla İslamlaşmanın karşısında pozisyon alıyor. Zira laik diktatörlüklerden, demokrasi yoluyla İslamcı rejimlere geçiş bir yandan da tarihsel travmaları körüklüyor. Petrol coğrafyası olarak işaretlenen haritalar İslam coğrafyasına dönüşürken, 1000 yıl öncenin kalıntıları, 11 Eylül'ün hatıralarına karışıyor.
Arap Baharı'nın Batı zihnindeki diğer yansıması ise katı diktatörlük rejimlerinin devrilirken yerlerini dizginlenemeyen istikrarsızlıklara bırakmış bulunması. Sokaklar bir türlü durulmuyor. Kanlı bastırma girişimleri, linçler, suikastlar, bombalamalar, sivillere yönelik şiddet girişimleri süregidiyor. Bu aralar Bahar coğrafyasında yüzlerce binlerce insan hayatını kaybediyor, evini barkını bırakıp başka diyarlara göç ediyor, ekonomiler çöküyor, yeni düzenin sahipleri eski düzenin sahipleriyle gaddar bir hesaplaşma yürütüyor. Batı açısından böylesi bir istikrarsızlık sadece o coğrafyada yaşayan milyonlarca sivilin hayatını tehlikeye atan bir konudan ibaret değil. Direkt kendi varlığına yönelik bir tehdit algısı da var. Zira istikrarsızlıktan kaçan göçmenler kapıya yığılmış durumda. Rejimleri değişen ülkelerle daha önce geliştirilmiş olan ekonomik ilişkiler risk altında. Bahar topraklarında terör potansiyeli yükseldiği gibi, o coğrafyada yaşayan Hıristiyan azınlıklar açısından çok zor bir dönem başlamış bulunuyor.
İnsani bakımdan katliama dönüşen istikrarsızlıklarda askeri müdahalede bulunma gereksiniminin doğacak olması ise Batılılar açısından başka bir kabus konusu. Zira daha önceki başarısız girişimler de göz önünde bulundurulduğunda bu coğrafyalarda askeri bir hareket kamuoyunun hiç de tercih ettiği bir durum değil. Birçoğu açısından zaten hayatlarını 9 şiddetinde sarsan bir ekonomik bir kriz varken, bir de dönüşmekte olan coğrafyalardaki siyasi krizlerin yükünü üstlenmek çok ağır bir bedel.
Göründüğü kadarıyla Batı dünyası bu Baharın serencamından giderek daha memnuniyetsiz hale geliyor. Eh ne demişler; 'Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır'.

<p>Popüler sosyal paylaşım sitesi Facebook da Türkiye'ye temsilci atamaya karar verdi. Açıklama, rek

Türkiye'de temsilcilik açmayan sosyal medya şirketlerini neler bekliyor?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Edirne Müftülüğünde meydana gelen yangında ahşap bina kullanılamaz hale geldi

İran Ordusu, Umman Denizi'nde askeri tatbikat başlattı