• $9,6006
  • €11,1909
  • 553.489
  • 1479.93
24 Mayıs 2013 Cuma

Türkiye neden finansman bulabiliyor?

İlginç bir ülke olduğumuz kesin. Biz burada birbirimizi eleştirmek için ülkeyi ve ekonomisini “özel sektörün dış borcu” bahanesiyle kötülerken, Bahçeşehir Üniversitesi  öğretim üyeleri  meslektaşlarım Seyfettin Gürsel, Necip Çakır, İpek Altınbaşak  ve ben, geçtiğimiz pazartesi günü İtalya’da Roma’da  ülkenin en ünlü üniversitelerinden “Sapienza Universita di Roma” tarafından davetli olarak Türkiye’nin  2001 krizi sonrasında nasıl toparlandığını anlatıyorduk. İtalyan ekonomisi  çok zor durumda ve İtalyanlar çözüm aramaktaydı. Benim bildiğim kadarı ile İtalyanların Türklerden ekonomi konusunda görüş almaları çok çok nadirdir. Ama kriz böyle bir şey ve roller değişiyor.
Gelelim özel sektör borcu tartışmasında global bir bakışa. Ruchir Sharma Morgan Stanley’in gelişen ülkeler ve global çapta gelişen ülkeler makro trendleri konusunda  uzmanıdır. 21 Mayıs tarihli Financial Times’da gelişen ülkelere sermaye akımı konusunda bir makale yazmış. 
Der ki, Japonya ve ABD’nin Merkez bankalarının para basma aktiviteleri kur savaşları adı verilen çekişmeyi gündeme getirdi. Bu tartışmanın arkasında gelişmiş ülkelerde basılan paraların hızlı büyüyen gelişen ülkelere akacağı ve onların paralarını değerlendirerek, ihracatlarını yaralayacağı ve diğer yandan da varlık balonları oluşturacağı düşüncesi var.  Halbuki aslında Hindistan’dan Güney Afrika’ya kadar büyük ve hızlı büyüyen gelişen ülkeler sermaye akımlarından daha büyük bir pay almaya çalışıyorlar. Bu arada gelişen ülkelerin döviz rezervleri de yılda yüzde 25 artarak 2000’deki 570 milyar dolardan 2011’de 7 trilyon dolara yükseldi. .
Ancak son bir iki yılda ise bu artış hızı iyice yavaşladı ve yüzde 5 civarına indi. Çünkü global sermaye akışları 2008 yılındaki zirveden, yüzde 60 kadar daraldı. Bu arada dünya dış ticareti de daralmakta. Fakat  ithalat kuvvetli kalırken ihracat da düşüyor. Bu nedenle gelişen ülkelerin toplam cari denge fazlaları da GSYİH oranı olarak yüzde 4 civarından yüzde 2 civarına indi. Özetle, bu gelişmeler önceki on yılın sermaye hareketi trendlerini tersine çevirdi. Gelişen ülke paraları da bu süreçte yüzde 11 kadar değer kaybetti. Sermaye alamayan ülkelerde kredi daralıyor ve büyüme yavaşlıyor. Peki ama  gene de sermaye hareketi var ama hangi ve ne tür  ülkelere gidiyor?
Yazara göre bugün birçok gelişen ülke yapısal sorunlar yaşamaktalar. Brezilya, Rusya ve G.Afrika yapısal sorunları nedeni ile önümüzdeki yıllarda global ortalamadan daha  yavaş büyüyecekler. Pek sermaye girişi alamayacaklar. Ancak değişime dönük gelişen ekonomiler herşeye rağmen sermaye girişi almaktalar. Bunların başında Filipinler, Tayland ve Türkiye gelmekte. Bunu ben değil global uzman vurguluyor! 
ABD ve Japonya’da basılan paralar ise yurtdışına gitmeye mecbur değil. Çoğu içeride kalacak. Bu nedenle de yapısal reform yapmayan ve büyümeyen büyük gelişen ülkelere sermaye akımı olmuyor.
Bir uluslararası uzman sermaye hareketi ve borç konusunu ve Türkiye’yi böyle değerlendiriyor. Biz ise gırtlağımıza kadar siyasete boğulmuş, birbirimizi “yiyoruz”!

<p>Futbol, sahaları aşıp evlerimizdeki televizyonlara, günlük  aktivitelere ve tabi ki son olarak oy

Neden PES Atarız?

Kütahyalı marangoz ahşaptan susuz ceviz soyma makinesi icat etti

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (22 Ekim 2021)

Eren-13 operasyonları kapsamında 4 terörist etkisiz hale getirildi