• $8,4746
  • €10,2717
  • 499.454
  • 1441.33
20 Kasım 2012 Salı

N'olacak bu Fransa'nın hali?

The Economist bu haftaki sayısında çok güzel özetlemiş. Bir taraftan baktığınız zaman Fransa dünyanın beşinci büyük ekonomisi ve altıncı büyük ihracatçısı. 2012 yılının ilk yarısında ise dünyanın dördüncü büyük doğrudan yabancı sermaye yatırımı  alan ülkesi imiş. Fortune 500 global şirketler listesinde Fransa'nın şirketlerinin sayısı, bu konuda çok iddialı olan İngiltere'den fazla. Mal ve hizmetlerin lüks ve moda olanlarının üretiminde, gıda ürünlerinde veya örneğin ilaç sektöründe Fransa en önde gelen ülkelerinden. Fransa'nın ulaşım ve enerji konusundaki altyapısı dünyadaki en iyilerinden biri.  Polytechnique ve HEC gibi yüksek okullar dünyanın en iyileri arasında. Sağlık sistemi de dünya çapında saygı görür. Fransız vatandaşlarının çoğunluğu yüksek hayat standardında yaşar. Son yılda finansal piyasalar da Fransa'ya, pek devlet deneyimi olmayan ve oldukça katı sosyalist bir başkan ve hükümet seçmelerine rağmen iyi davranmıştı.

KAMU HARCAMALARI
Ama bir de Fransa'nın diğer yüzü var. Kamu harcamaları GSYİH sayısının yüzde 57 kadarı. Bu Avrupa'daki en yüksek oran. Kamu borçluluk oranı GSYİH oranı olarak 1981 yılındaki yüzde 22 düzeyinden yüzde 90 civarına çıkmış durumda ve artmakta. Geçtiğimiz 2012 Ocak ayında Standard & Poor's  Fransa'nın AAA düzeyindeki ratingini aşağıya düşürmüştü. Servet, kar ve yükse gelirler o kadar ağır vergilendirmeye tabi ki,  Fransız insanı kapitalizme ve piyasaya karşı katı bir davranış içindedir, firmalar da ülke dışına kaçma çabasında. Başta emek piyasası olmak üzere eczaneden ticari taksilere kadar her şey çok ağır regülasyona tabi. Öyle ki CAC-40 adlı Fransa borsa hisse senedi endeksine, başladığı 1987 yılından bu yana hiçbir yeni şirket dahil olmamış. İlk reform önerisi medyaya ulaştığında sendikalar ve protestolar sokaklara dökülür. Fransa'da, başka ülkelerde istihdam makinesi olan küçük ve orta boy şirket sayısı Almanya, İtalya ve İngiltere'den çok azdır. Fransız ekonomisi şu anda durgunluk içinde ve her an resesyona düşebilecek konumda. İşsizlik oranı yüzde 10 civarında ve genç nüfusta yüzde 25 civarında. (Türkiye'den fazla) Özetle Fransa birçok alanda artık rekabet edemez durumda ve insanlar ve hükümetlerin yaşam tarzı kendi olanaklarından çok ötede, çünkü ülke rekabet gücünü kaybetmiş bulunuyor.
Bu yazılanların özeti, bu trendler devam ederse, bir süre sonra Fransa'nın finans piyasası tarafından hırplanmaya başlayacağı ve borçlanma faizlerinin de yükseleceği. Fransa adeta patlamaya hazır bir bomba gibi duruyor.
Türkiye'de durumun özeti ise basit. Siyaset içeride ve dışarıda karmakarışık. Ama Türkiye ekonomisi geçmişine ve global krize göre oldukça iyi durumda. Banka sorunu yok, kamu maliyesinde bütçe açığı yüzde 2 oranının altından, yüzde  2.5 düzeyine çıkar. Kamu borç oranı yüzde 40'ın altında.
Uzun zamandır düzeltemediğimiz konu cari açık, yani başka bir deyimle tasarruf kıtlığı ile aşırı  ithalat ve tüketim. Üstelik tarihimizde ilk defa cari denge açığını (1994 ve 2001'in tersine) politika önlemleriyle krizsiz düzeltmekteyiz. Fren çabası bütçe açığını ve işsizliği hafifçe büyütür (hafifçe !) ve işsizlik ve enflasyon da (hafifçe !) artar.
Ülke ratingi bu çabamız nedeniyle yükseldi. Ekonomi cahillerinin bütçe saçmalarını dinlemesek iyi olur.

<p>Tarihçi-Yazar Koray Şerbetçi bu hafta Kestirmeden Tarih  programında Kudüs özel bölümüyle karşını

Medeniyetlerin aynası Kudüs… Kadim şehre kim ne getirdi?

Bakan Varank, Ankara Şehir Hastanesi Klinik Araştırmalar Merkezi'ni ziyaret etti

Tüm bildiklerinizi unutun! Seyahat ve deniz yolculuklarını kökten değiştirecek

Filistinli aileler, işgalci İsrail saldırılarından korunmak için okullara sığındı