• $9,4936
  • €11,044
  • 548.321
  • 1519.25
7 Ekim 2013 Pazartesi

Milli maçlar öncesi!

Stefan Syzmansky ve Simon Kuper “Why England Lose!” adlı kitapta İngiltere’nin 2010 Dünya Kupası’nda başarısız olacağını söylenmişlerdi. Ama herkes İngiltere ligleri dünyanın en iyi futbol ligi diyor! İngiltere uzun zamandır milli takımlar düzeyinde başarısız. Yukarıdaki iki analist 2010 Dünya Kupası’nda haklı çıktı ama peki analizleri neye dayanıyordu? 
Bu iki isme göre milli futbol takımı başarısı, istatistiki olarak üç faktöre bağlı. Birincisi nüfus kalabalıklığı. İngiltere 53 milyon nüfus ile mütevazı. İkincisi maç tecrübesi. İngiltere 1966’dan bu yana milli takımda üst düzey milli maç oynamadı. Ekonomik zenginlik de önemli. İngiltere günümüzde zengin değil. Son başarıları 1996’daki Dünya Şampiyonluğu kendi ülkesinde oynanmıştı. İngilizlerin diğer ülkelerden bir tek farkı var. Maçlara iyice asılırlar ve potansiyellerinin, az da olsa, üstüne çıkarlar. 
İngiliz liglerinde çok miktarda yabancı oyuncu olması İngiliz Milli Takımı için bir hendikap. Ama Kuper ve Syzmanski tersine İngillere liginde çok fazla İngiliz oynadığını iddia ediyorlar. 1996’dan bu yana yabancılar Premier Ligi doldurduğundan İngiliz oyuncular iyi futbolcularla top oynuyorlar ve gelişiyorlar. Bu da İngiliz Milli Takımı’nın kazanma oranını artırmış. Fakat İngiliz Milli Takımı’nı yakın zamana kadar çalıştır Capello İngiliz Milli oyuncuların milli maçlara yorgun geldiklerini söylüyor. 1998’den bu yana milli takımın attığı 43 golün 27 tanesi ilk yarıda! Simon Kuper İngilizlerin futbol felsefelerini bırakıp yabancılardan ilham almaları gerektiğini söylüyor. İngilizlerin “kick and rush” denen yaklaşımın teorisyeni 1904 doğumlu Charles Reep adlı kişi idi. Reep yıllarca yaptığı gözlemlerde futbolda gollerin çoğunu üç veya daha az pastan geldiğini tespit etmiş, bu nedenle de uzun ve havadan ileri top atmak ile çok fiziki güçlü bir santrforu birleştiren futbol yaklaşımını ve rakibe presle hata yaptırarak topu rakibin alanında kapmak, kanattan oynayarak oyunu genişletmek gerektiğini 1950’li yıllarda yazdığı kitabında gündeme getirmişti. Bu nedenle örnek olarak İngiliz altyapılarında oyuncu adayı gençlerde teknik değil, vücut iriliği, hırs ve koşma  ön plana alınıyor.  
 İspanya ise bugün “tiki taka” denen Hollanda futbolunu Jack Reynolds’tan, Birinci ve İkinci Dünya savaşları sonrasında öğrenmiş. Ajax’ta Reynolds tarafından yetiştirilen Rinus Michels ve sonra da Johan Cruyff pas verme ve almanın, alan değiştirmenin ve topa  hakim olmanın önemini Barselona’ya taşımışlar, Barselona felsefesi de İspanya’yı zirveye taşıdı. 
Ama şimdi ise Alman Milli Takımı’nın yaptığı aşama ve Bayern Münih’in tüm kupaları toplaması dikkatleri çekti. Geçmişte tamamen fizik ve mücadeleye dayanan Alman futbolu, bugün Bayern’de forvette İngiliz gibi oynamakta (kanat atağı, önde  pres ve hepsi koşan ve tümü hücum ve savunmaya katılan forvetler ile oynuyor). Orta alanda ise Hollanda ve Barselona gibi teknik, topa hakim ve pas yapan bir yaklaşımla kazanıyor. Bayern’de gerideki savunma ise klasik Alman inadı, fizik gücü ve dayanıklılığı unutmamış. 
Artık üç anlayışın karması “eklektik” yani karma futbol moda ve zirvede!  

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Beyaz Saray Sözcüsü Psaki, düzenlediği  basın toplantısında, gün

ABD'den 'müttefiklik' vurgusu

Türkiye'ye has uçak! Motoru dursa bile uçuyor

Çorum'da anne ile kızı aynı üniversitede eğitim görüyor

Kayseri'de Geç Roma-Erken Bizans dönemine ait mozaikli yapı bulundu