• $7,435
  • €9,0213
  • 443.752
  • 1540.21
23 Şubat 2012 Perşembe

Merkez faiz düşürdü!

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, borç verme faizini % 12.5'tan 11.5 düzeyine, açık piyasa işlemleri çerçevesinde piyasa yapıcısı bankalara repo işlemleri ile borçlanma faizini ise  yüzde 12'den yüzde 11 düzeyine indirdi. 
Diğer taraftan politika faizi olan bir haftalık repo faizini ise yüzde 5.75 oranında sabit tuttu. Kendisinin gecelik borçlanma faizi oranını da eskisi gibi yüzde 5 düzeyinde tuttu. Bu sıcak paracılara verilen faizin sabit kalması demek!
Özetle Merkez Bankasının yeni dili ile söylenirse, faiz koridoru üst limiti düşürülürken , alt limit ve politika faizi sabit kaldı, yani koridor daraltıldı. Bankaların finansmanıysa şartlara göre ortalama yüzde 7-8 arasında olacak!
Çekirdek enflasyonun TL'nin değer kaybı ve kazancı ile paralel gittiği düşünülürse, TL'nin yeniden değer kazanma trendinde olması, Erdem Başçı'nın bir ay kadar evvel  Bursa Sanayi ve Ticaret Odası'nda gündeme getirdiği TL'nin dolara karşı değerleneceği iddiasının da gerçekleşiyor olması, enflasyonun da  öngörüldüğü gibi önümüzdeki dönemde düşeceği demek! Bu da faizlerin yavaş da olsa yeniden düşme trendine girmesi demek.
Dünyada para politikası gevşetiliyor ve likidite artıyor. Bu da ülkemize giren dış fonların da artacağını gösteriyor. Ülkemizde iç talebin, kredi artışının, cari açığın ve ithalatın da yavaş da olsa daralması, ve önümüzdeki dönemde enflasyonun hız keseceği öngörüleri  bizim de faiz indirmemize olanak sağladı. Ülkemiz lehine bir tek yazı üretmeyen ve para politikalarımız  ile dalga geçen Wall Street Journal (yazar Joe Parkinson adlı zat) ve Financial Times (yazar Daniel Dombey adlı zat) çok zor duruma düştüler. Parkinson Bey, 'Faiz yükseltmezlerse ya Ekonomi Nobeli alırlar ya da rezil olurlar!' demişti. Şimdi dürüst bir gazeteciyseler ve bir lobinin kalemi değilseler, 'Ekonomi Nobel'i alma yolunda olduğumuzu' açıklamalarını   bekliyoruz tabii!
Türkiye'de Durmuş Yılmaz döneminde kasım 2010'da karşılık oranları arttırılarak kredi frenlenmeye çalışılmış, Merkez'in gecelik yatırım yapanlara verdiği faiz de iyice düşürülmüştü. Yani faiz koridoru TCMB terminolojisi ile aşağıya doğru genişletilmişti. Bu önlemler ekonomiye fren anlamına geliyordu.
Sonra 2011 Ağustos'ta ise işler değişti. ABD'nin  ratingi düşüp, Euro Bölgesi siyasilerinin de iflas eden ülkeler için çözüm adımlarını atamadıkları veya çok yavaş attıkları ortaya çıkınca da, Merkez Bankasında başa gelen Erdem Başçı karşılık oranlarını düşürmüş, sıcak parayı yeniden davet etmek için gecelik yatırım yapanlara verdiği faizi yeniden yüzde 5 düzeyine yükseltmiş, ve faiz koridoru da üst limit yüzde 12.5 olmak üzere yukarıya doğru genişletilmişti. Merkez Bankası bu adımları atarken  faizi arttırmak yerine, bankaların finansmanını yani fonlama maliyetini bilerek belirsiz bırakarak esneklik ve finanasal istikrar sağlamak peşine düşmüştü. Politikaları da başarılı oldu. Yılbaşı sonrasında hem kur volatilitesi hem de kur düzeyi kontrol altına girdi ve şimdi de faiz düşüşü gündemde.
Bu arada zor ve spekülatif günlerde Merkez Bankası  enflasyon hedeflemesi yaklaşımı kavramını da bir süre için esnetmiş, spekülatif dönemde kur politikasında da daha aktif hale gelmişti. Şimdi Yunanistan konusunda çözüm geliyor olması ve risklerin azalıyor olması da, tüm dünyada Merkez Bankalarının işini kolaylaştırıyor. Kur-enflasyon zaman içinde sakinleştikçe karşılık oranları politikasında ve  enflasyon hedeflemesinin kullanımında  da değişiklik olacaktır ve eskiye dönülecektir. 
Nitekim geçtiğimiz cumartesi günü Çin Merkez Bankası da 24 Şubat'tan başlamak üzere mevduat karşılık oranlarını yüzde 20.5 düzeyine düşürdü. Çin mevduat karşılıkları geçmişte yüzde 21.5 düzeyine kadar arttırılmıştı, şimdi düşmekte. Çin karşılık oranını 2011 yılında 6 defa yükselmişti. Ayrıca kredi ve mevduat faizlerini de üçer defa arttırmıştı. Sonra da en son Kasım 2011 tarihinde karşılık oranını düşürmüştü. Karşılık düşürme adımı kredi politikasını gevşetmek, likiditeyi arttırmak ve dolayısı ile büyümeyi desteklemek için atılır. Çin mevduat karşılıkları 2009 yılı ile 2011 yılının ilk yarısında kredi patlamasına karşı yükseltilmişti. Çünkü kredi patlaması Çin enflasyonunu yükseltmişti. Özellikle de konut fiyatları çok artmıştı.
Bu arada Çin büyümesinin 2011 yılındaki yüzde 9.2 düzeyinden 2012 yılında yüzde 8.5 civarına inmesi beklentisi de gündeme gelmişti. Çin'de inşaat sektörü yavaşlamakta. Mevduat karşılığının düşürülmesi kabaca 63.5 milyar dolarlık bir likidite enjeksiyonu yapacak diye tahmin ediliyor. Çin ocak ayında bir enflasyon artışı yaşamış da olsa bunun yılbaşı etkisinden kaynaklandığı görülüyor.  Bu nedenle enflasyon artışından korkmuyor. Aslında tüm gelişen ülkeler sonunda bizim politika yaklaşımımıza yaklaşıyor. Bir de Batı medyası ve iç münafıklar ne yapıldığını anlasalar! Aslında anlıyorlar da, anlamadıkları görüntüsü vermelerine neden olan şey lobilerin Ortadoğu siyaseti gerekleri nedeni ile, bizim para politikası ve ekonomi politikalarımızın eleştirmeyi seçiyor  olmaları!  Kötü niyetliler yani!

<h3>Süper Lig'in 21. haftasında Galatasaray, Yeni Malatyaspor'a konuk oldu. Sarı Kırmızılılar çok zo

Galatasaray - Yeni Malatyaspor maç yorumu

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Beş asırlık Tarihi Maraş Çarşısı'nın dış cephesi yenileniyor

Yüksek Hızlı Tren (YHT) hattında performans testi için Ankara'dan Yozgat'a geçti