• $9,5985
  • €11,1771
  • 556.86
  • 1473.2
2 Mart 2012 Cuma

Mao'nun ülkesinde devrim: Çin'de serbesti başlıyor!

Son üç günde Çin'den entresan haberler gelmeye başladı. 1978'den beri siyasette Komünist Parti hakim olsa da, ekonomide piyasa sistemi ile barışık yaşayan Çin tahminlere göre en geç 2020'de toplam GSYİH büyüklüğü ABD'ye eşit olacak bir yapıya gelecek. Bu ortamda Çin parası Yuan (diğer adı Renminbi) da bir dünya parası haline gelsin ve ekonomik alandaki yasaklar yumuşasın, piyasalar daha gelişsin türü hedef ve  arzuları olduğunu da saklamıyorlar.
Ekonomi teorisine göre Çin parası dünyada dolar veya euro gibi paralarla en azından rekabet edebilecek hale gelecekse bazı ön şartların yerine getirilmesi gerek. Minimum şartlar, ülkenin parasının konvertibl olması, ülkeye sermaye hareketlerinin serbest giriş ve çıkışına izin verilmesi, banka sisteminin devlet yerine özel tarafa geçmesi, ülkenin menkul kıymetlerinin büyük ve likit bir piyasası olması, ve kur ve faizin piyasada belirlenmesi gerek. Aksi taktirde kimse paranızı tutmaz . İşte Çin son birkaç günde bu yola girmeye hazırlandığını ima eden raporlar sundu, ve toplantılar  ve açıklamalar yaptı. Dikkati çeken üç olgu uluslararası medyaya düştü. Birincisi, Çin bundan bir süre evvel yani 2009 yılından başlayarak dış ticarette Yuan ile ödeme yapılabilmesi için başta Hong Kong olmak üzere beş kenti seçmiş ve bu beş kentte ciddi boyutta Yunan bazlı ticaret işlemi ve bu nedenle de Yuan mevduatı ve Yuan rezervi oluşmuştu. 2011 yılı sonunda  Yuan temelli ticari işlemler 333 milyar dolara çıkmıştı . Şimdi de Çin ticaretin ötesine geçerek Yuan bazlı uluslararası işlemleri vatandaşlarının serbestçe yapması için bir deneme bölgesinde işleme başladı. Hong Kong ile hudutu olan Shenzhen'deki Çin bankaları kanalı ile transfer yapılarak Çin vatandaşları ve yabancıların Yuan cinsinden  transfer yapmaları yani dışarıya Yuan çıkaramaları ve sokmaları bir ölçüde serbest bırakıldı. Yeni düzenlemeye göre bireyler 12.700 dolar kadar bir fonu, Shenzen bankalarının şubeleri kanalıyla yurt dışına transfer edebilecek veya geri sokabilecekler. Bu çok ciddi bir ekonomik serbestleşme işareti. Ancak iş bununla kalmadı. 29 Şubatta Martin Wolf tarafından Finanacial Times gazetesinde köşe yazısına  taşınan  bir gelişme de Xinhua adlı Çin Devlet Haber Ajansının medyaya taşıdığı haberde Merkez Bankasının araştırma bölümünden Sheng Songcheng adı ile  yayınlandı. Bankanın üst yönetiminin imzasını taşmayan bir raporda ülkenin sermaye hareketlerini serbestleştirme yaklaşımını vurgulayan ve  bu konuda bir takvim içeren bir rapor dağıtılmıştı.
Rapora göre üç kademeli bir reform planlanıyordu. Birinci aşamada Çin'in Batıda banka ve şirketlerin sayı ve gücünün azalmasından faydalanarak dış alemde yatırım yapılacaktı.
İkinci aşamada ise 3 ila 5 yıl arasındaki bir takvimde yurt dışına veya yabancılara Yuan ( yani Renminbi ) cinsinden krediler verilmesi , Renminbinin finansal piyasalarda temel paralardan biri  olarak kullanılması adımı atılacaktı. 10 yıl sonrası için hedef ise yabancıların Çin hisse senetleri, bonoları ve gayrımenkullarını almalarına izin verilmesi idi.
Üçüncü aşama olarak ise henüz süresi belli olmayan 'uzun vadede', Yuan yani Renminbi'nin konvertibl olması gelecekti. Bu son adım en tehlikeli adım olarak düşünüldüğü için geçiş dönemi uzun sürecek ve maksimum tedbirli şekilde yönetilecekti.
Hatırlarsak Türkiye 1989 yılında parasını konvertibl hale getirmişti. Bu .çok erken atılmıuş bir adımdı, T.Özal ve G.Taner  bu adımı teşvik ederken Başta R.Saraçoğlu yönetimindeki Merkez Bankası olmak üzere birçok teknisyen ve bürokrat, konvetibiliteye, zamansız olduğu gerkçesi ile karşı çıkmışlardı. Finanasal serbestleşmenin son adımı olan konvertibiliteye hızla girişenlerin ne tür felaketler yaşadığı son otuz yılın ekonomi  tarihini bilenler tarafından değerlendirilebilir. 1994 yılındaki ve 2001 yılındaki krizlerin temelinde bu erken konvertibilite ve onun getirdiği aşırı dolarizasyon ve aşırı spekülatif davranışların yatmakta olduğunu her ilgilenen kişi görüyordur herhalde . Japonya gibi bir ekonomik devin bile 1986 yılında konvertibiliteye geçmiş olması üzerinde düşünülmesi gereken bir olgudur. Özetle, iç ekonomide reform yapılmadan konvertibiliteye geçilmesinin mahzurlarının 1989-2001 arasında krizlerle hırpalanan her Türk bilmektedir. Ancak 2001 krizi sonrasında iç reformlara dönmüş, banka sitemini ve kamu maliyesini düzelterek 2008 krizinde çok hırpalanmadan ayakta kalabilmiştik.
Yarın Çin ile devam edeceğiz ve yukarıdaki iki girişimin ne tür iç ekonomi reformları gerektirdiğini ve medyaya düşen üçüncü plan olan ve Dünya Bankası ile Çin'in resmi bir kuruluşu olan Çin Kalkınma Araştırmaları Merkezi tarafından ortak yayınlanan, 27 Şubat tarihli 'Çin Ekonomisi 2030 Yılı Stratejisi' adlı dökümanı tartışacağız.

<p>Futbol, sahaları aşıp evlerimizdeki televizyonlara, günlük  aktivitelere ve tabi ki son olarak oy

Neden PES Atarız?

Eren-13 operasyonları kapsamında 4 terörist etkisiz hale getirildi

Kuraklık nedeniyle Van Gölü'nde yeni adacıklar ortaya çıktı

NBA tarihinin en iyi 75 oyuncusu açıklandı! İşte listede yer alan isimler