• $7,4192
  • €9,0018
  • 442.513
  • 1540.21
21 Aralık 2011 Çarşamba

Kriz kapıda mı?

Her gün yazı yazdığınız zaman, bir yandan güncel konuları daha iyi izliyorsunuz ama diğer taraftan da bazı zevat tarafından her gün tekrar edilen bazı yanlışlara da sık sık kızıyorsunuz. Bazen de kendi yargınızı ve değerlendirmelerini sorguluyorsunuz. Son yılda ben daha çok meslektaşlarım Taner Berksoy ve Seyfettin Gürsel ile benzer yorumlar yapmaya başladım.
Bugün ise kendi yorumlarıma oldukça paralel ve meslektaşım Dr. Seyfettin Gürsel tarafından kaleme alınmış bir yazıyı size aktaracağım ki, farklı kişilerin benzer yorumlar yaptığını da görün! Dr. Seyfettin Gürsel de, benim gibi ekonomiyi çok güncel olarak, yakından takip eden bir iktisatçı. Aşağıda son yazısı var.
Seyfettin der ki, 'İniş sert mi yoksa yumuşak mı olacak?' tartışması son günlerde 'kriz geliyor mu?' tartışmasına yöneldi. Wall Street Journal'ın 'Avrasya kaplanı' benzetmesine,  büyümemize 'takmış' görünen Financial Times 'Ne kaplanı? Türkiye kediciktir' yanıtıyla tartışmayı kızıştırırken, Rubini'den 'kemerleri bağlayın' uyarısı geldi. Yangına körükle giden ise Citibank oldu: 16 Aralık tarihli 'Turkey Macro View' başlıklı notunda bankanın ekonomistleri küçülmenin kaçınılmaz olduğunu iddia ettiler.
Citibank Türkiye ekonomisinin 2008 sonbaharında yaşanan büyük çaplı sermaye çıkışının bir benzerinin eşiğinde olduğunu söylüyor. Bir süredir yabancı yatırımcı kurumlar 'Türk varlıklarını sat' modundalar. Sermaye çıkışları şimdilik sınırlı ölçüde devam ediyor ve kur üzerinde belirgin bir baskı hissediliyor. Sermaye çıkışları, özellikle Türk bankalarının uluslararası kredi portföyünde hızlı bir daralmaya neden olursa, şikayet ettiğimiz kredi genişlemesi, kredi çöküşüne dönüşebilir ve 2012'de küçülme yaşanabilir. Peki bu senaryo ne kadar gerçekçi? Bir başka deyişle kriz gerçekten kapıda mı?

GÖZDEN KAÇAN - KAÇIRILAN DETAYLAR
Kriz tellallarının temel argümanı Türkiye ekonomisinin dengesiz bir şekilde hızla büyümeye devam ediyor olması. Bu argümana kanıt olarak da 3. çeyrek büyümesi gösteriliyor. Oysa 3. çeyrekte yıllık olarak yüksek büyüme devam etmiş olsa da, büyümenin temposunun düşmekte olduğu, daha da önemlisi büyümenin nitelik değiştirmeye başladığı görmezden geliniyor. 2. çeyrekten 3. çeyreğe GSYH yüzde 1,7 arttı. Yılıklandırılırsa yüzde 7'ye yakın bir büyümeye karşılık geliyor. Geçmişe kıyasla düşen ama yine de yüksek bir tempo. Ama aynı zamanda bileşiminde de önemli değişiklikler gündemde. Bir kez daha hatırlatmak gerekiyor. Tüketim artışının 3. çeyrek büyümesinde önemli bir paya sahip olduğu doğrudur. Ancak bu dönemde kredi genişlemesinin halen yüksek düzeyde devam ettiği dikkate alınırsa bu şaşırtıcı değil. Buna karşılık son günlerini yaşamakta olduğumuz 4. çeyrekte kredi gerilemesinin bir hayli yavaşladığı gözlemleniyor. Yatırımlarda ise sert bir fren ortaya çıkmış durumda. Ama en önemli değişiklik ihracatın ithalattan daha hızlı artması sonucu net ihracatın büyümeye pozitif katkı yapmış olması.

AVRUPA KRİTİK UNSUR
Büyüme temposu bir yandan düşerken, diğer yandan daha az iç talebe daha çok da ihracata dayanır hale gelmesi krize karşı paratoner işlevi görür mü? Kritik soru budur. Büyümeyle ilgili kişisel öngörüm 2012'de temponun yüzde 4 civarında dengeleneceği. Bu öngörüm, tüketimde belirgin bir yavaşlamanın olacağı, ihracatın da, azalarak da olsa, ithalattan daha hızlı artmaya devam edeceği varsayımlarına dayanıyor. Bunun için Avrupa'nın yüzde '0' civarında öngörülen büyümeden krize yuvarlanmaması gerekiyor. Doğrusu böyle olmayacağına dair iddiaya girmem ama bu ihtimali de düşük görüyorum. Avrupa'nın borç sorunuyla boğuşmaya daha uzun yıllar devam edeceği belli oluyor ama ağır bir bunalımı engellemek için Almanya'nın tutumunu yumuşatması da yüksek ihtimal.
Avrupa'da bunalım olmazsa Türkiye krizden kaçınabilir mi? Bence evet. Kriz tellallığına iki itirazım var: Birincisi, kur düzeltmesi enflasyonda sınırlı hasarla da olsa gerçekleşti. Cari açık halen düşmekte. Yine de gelecek yıl büyük ölçüde dış kaynağa ihtiyaç var. İkinci itirazım bu kaynağın bulanabileceği. Bu iddianın en büyük dayanağı kamu maliyesinin ve banka sisteminin sağlamlığı. Göstergeler yumuşak inişin gerçekleşmekte olduğunu doğruladıkça Türkiye'nin kreditörlerinin endişelerinden sıyrılacaklarını bekliyorum.
Ben de Deniz Gökçe olarak bu analize amin diyorum!

<p><span>İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü Ekipleri HDP Binası'na 6 saatlik

Kandil değil HDP binası

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Kutup ayılarını görüntülemek istedi, az daha canından oluyordu!

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Mustafa Şentop'u ziyaret etti