• $12,4385
  • €14,0451
  • 712.835
  • 1776.41
7 Eylül 2013 Cumartesi

Kritik iki hafta!

Türkiye ekonomisi açısından önümüzdeki iki hafta çok önemli. Çünkü ülke riskleri açısından çok önemli olan  bir adet veri ve iki politika kararı önümüzdeki iki haftada gündeme gelecek.
Önce 10 Eylül Salı günü 2013 yılı ikinci üçüncü çeyrek büyüme ve milli gelir detayları yayınlanacak. Hatırlanırsa Türkiye 2012 yılının bütününde rekor düzeydeki bir cari açık sorununu aşmak için bilinçli olarak reel büyümeyi yavaşlatmıştı. Bunun sonucunda ülke reel büyümesi 2012 yılında sadece yüzde 2.2 hızla büyümüştü. 2013 yılının ilk çeyreğinde ise düzeltilmiş reel büyüme çeyrekten çeyreğe yüzde 1.6 ve bir evvelki yılın ayni çeyreğine göre de yüzde 3.0 olmuştu. Bahçeşehir Üniversitesi Betam iktisatçıları tarafından yapılan hesaplarda 2013 yılı ikinci çeyreği için düzeltilmiş reel büyüme tahmini, bir evvelki çeyreğe göre yüzde 1.5 ve bir yıl evvelin aynı çeyreğine göre ise yüzde 3.3 olarak hesaplanıyor. Yani ikinci çeyrek büyümesi de 2013 yılının bütünü için yüzde 3 civarında reel büyümeyle tutarlı.

ÖZEL ARTIŞ HIZI KRİTİK

Ancak dikkat edilmesi gereken bir husus var. 2013 yılı birinci çeyreğinde yüzde 3 büyümeye, özel tüketim yüzde 2.1 (kamu tüketimi de ilaveten yüzde 0.7 katkı) pozitif  katkı yaparken, toplam yatırım yüzde 0.1, (kamu yatırımı da yüzde 2.2) ve özel yatırım  eksi 2.1 ve özel yatırım artı stok değişimi eksi yüzde 1.9  katkı yapmıştı. Hatırlanırsa kamu tüketimi ve kamu yatırımının milli gelir içindeki payları çok küçük ve ekonomiyi ancak payı çok daha büyük olan özel tüketim ve özel yatırım ayakta tutabilir (tabii net ihracat da önemli). Bu nedenle 2013 ikinci çeyrek büyümesi ilan edildiği zaman ilk bakılması gereken özel yatırımın artış hızı ve büyümeye katkısı olmak zorunda. Özel yatırımda düzelme ve artış varsa, büyüme temposu devam ediyor demektir. Yok eğer özel yatırım gene eksi katkı yapıyorsa, o zaman büyüme iyice darbe alacaktır.

SURİYE BELİRSİZLİK YARATIYOR

Yukarıda iki de politika kararından bahsetmiştik. Bunlardan birincisi Suriye harekatıyla ilişkili. ABD’nin kararı ABD’de meclisten geçiyor. Ne zaman harekat olur bilemiyoruz. Dolayısıyla ortada belirsizlik var ve piyasaları rahatsız edecek bir durum gündemde. 
Ancak 17 Eylül ve 18 Eylül günleri ise ekonomi politikası açısından çok çok önemli. 17 Eylül günü bizim Merkez Bankamız para politikası konusunda bir toplantı yapacak. 
TCMB’ye tavsiyem para politikası toplantısını 19 Eylül’e tehir etmeleridir ki ABD kararını açıkladıktan sonra da biz kendi stratejimizi ABD’den belirleyelim. Çünkü aynı günlerde yani 17 Eylül tarihinde ABD Merkez Bankası da para politikası kararı için toplanacak ve karar 18 Eylül günü açıklanacak. Biz para politikası değişikliği konusunda kararımızı ABD Merkez Bankası’nın kararından sonra alsak daha iyi olur, tabii eğer takvim kaydırmak mümkünse. 
Benim şahsi kanaatim 17-18 Eylül toplantısında, Amerikan Merkez Bankası’nın yaklaşımında önemli bir değişiklik olmayacağı şeklindedir. Ama menkul kıymet piyasasındaki hem uluslararası ve Türkiye yerel kamuoyu bir tür önemli karar alınacağı kanısında. Fed kararı hem TCMB hem de Avrupa genelinin ve tüm global gelişmekte olan ülkeler para politikası karar vericilerinin yaklaşımı önemli ölçüde etkileyebilir. Dolayısıyla önümüzdeki 12 ayda neler olabileceğini 17-18 Eylül tarihinde anlamış olacağız. Ben bugünkü durumun değişmeyeceğini düşünüyorum. Piyasada birçok kişi ise tam tersini düşünüyor, felaketten bahsediyor. Bakalım ne olacak!  

<p class='MsoNormal'>Aykut  Enişte 2 filmiyle beyaz perdeye dönmeye hazırlanan Melis Babadağ, iki  s

Gişeci'de Aykut Enişte 2 sohbetleri... Bölüm 2: Melis Babadağ

Fenerbahçe'ye İzmir'de coşku seli

Galatasaray'a Malatya'da coşku seli

Hibe desteğiyle mantar tesisi kurdu! Şimdi siparişlere yetişemiyor