• $8,1577
  • €9,7421
  • 456.603
  • 1379.21
11 Şubat 2014 Salı

Kimse okyanusta ada değil!

Önce Hindistan Merkez Bankası Başkanı eski IMF baş iktisatçısı ünlü Raghuram Rajan şikayetlerini sıraladı. "Global krizi siz çıkardınız, sonra da sermayenizi kurtardınız, gelişen ülkelere yatırdınız, şimdi de geri çekerek gelişen ülkeleri hırpalıyorsunuz!" dedi. Arkasından da Hollanda kökenli, Jame Tobin'in öğrencisi ülkemizi de yakından tanıyan, London School of Economics'de hocalık yapmış, İngiltere Merkez Bankası Para Politikası Kurulu'nda çalışmış ve Avrupa Kalkınma Bankası'nda da yöneticilik yapmış, şimdi de Citi Baş İktisatçısı Willem Buiter de benzer şikayetlerde bulundu.

Çöküş gelişmiş ülkeleri de etkiler
ABD tarafında ise "Bizim Merkez Bankamız FED'in tek görevi politikasını ABD'nin gereklerine göre düzenlemektir! Siz kendi dertlerinizi kendiniz çözün!" şeklinde tezler gündeme gelmekte. Bu yaklaşım ne kadar yanlış! Bazı kişiler ABD politikaları gelişen ülkeleri tahrip ettiği zaman, onlar ile olan ticarette zayıflama sonucu kendi ekonomisine gelecek olan zararı hesaplamıyor. Sanki ülkesi kapalı bir ekonomi imiş gibi düşünüyor. Eğer ABD politikaları nedeniyle gelişen ülkelerde bir çöküş yaşanırsa, ABD dahil tüm gelişmiş ülkeler de zarar görecekler. Henüz ortada böyle bir durum yok ama, potansiyel de ortada!
Son dönemde paraları en çok değer kaybeden beş gelişen ülke Arjantin, Brezilya, Hindistan, Rusya ve Türkiye global ekonominin üretiminin yüzde 12 kadarını üretmekte. Küçük değiller yani! Zaten gelişen ekonomilerin toplam üretimi bu krizde global ekonominin yüzde 50'sini geçti.
Buna karşılık Goldman Sachs tarafından açıklanan verilere göre tüm Avrupa'nın şirketlerinin gelirlerinin yüzde 18 kadarı gelişen ülkelerden kazanılmakta. İngiltere'nin şirketlerinin ise gelirlerinin yüzde 24 kadarı gelişen ülkelerden elde edilmekte. İsviçre'nin ise toplam şirket gelirlerinin yüzde 31 kadarı da gelişen ülkelerden elde edilen gelirler. ABD'ye dönersek de Standard and Poors 500 listesindeki şirketlerin karlarının yüzde 15 kadarı gelişen ülkelerden elde edilmekte.
Bank of America Merrill Lynch tarafından yapılan tahminlerde Amerikan şirketlerinin çoğunluğu 2013 yılı dördüncü çeyreğinde kar tahminlerini aşmış durumdalar. Standard and Poors 500 listesindeki şirketlerin raporlarına bakıldığında yüzde 70 kadarının hisse senedi başına getirileri yıllık bazda yüzde 7 oranında artmış bulunuyor. Wall Street'te kayıtlı şirketlerin karlarının GSYİH oranı İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en yüksek düzeyde.
ABD hisse senetleri en önemli bir iki kriterle değerlendirildiğinde şu anda çok yüksek değerde bulunuyor. Hisse senetleri "Price -Equity" oranı ile bakıldığında (Fiyat-Öz Sermaye oranı), yani hisse senedi fiyatı, 10 yıllık ortalama kara oranlandığında 25 misli civarında, halbuki uzun dönem ortalaması bu oranla yüzde 16 civarında. Hisse senetleri bir alternatif ölçüt ile değerlendirildiğinde, örneğin q-ratio denen ve hisse senedi fiyatının şirket varlıklarını yenileme maliyeti ile karşılaştırıldığında benzer şekilde pahalı görülmekte. Gelişen ülkelerden başlayacak bir etki hisse senetlerine yıkım getirebilir.

Batı bu söylentileri dikkate almalı
Diğer taraftan gelişen ülkeleri çok ilgilendiren emtia fiyatları endeksleri ise 2013 yılında yüzde 13.9 değer kaybetmişti. Örneğin gelişen ülkelerin önemli ihracat maddesi olan bakır (ki fiyatı ekonomik gidişata çok hassastır) yüzde 15 civarında değer kaybetmişti. Bu olgu da risklerin altını çiziyor.
Batı bu söylenenleri dikkate almazsa kendi kendisini de yeniden yaralama yönüne gidebilir. Bu risk küçük değil. Hep beraber batarız! Kimse okyanusta ada değil! Gelişmiş ve gelişen, her taraf akıllı davranmalı!

<p>Peki, kod 29 olarak bilinen fedih kodunun kaldırılması ne  anlam ifade ediyor? Çalışma hayatından

Kod 29'un kaldırılması ne anlam ifade ediyor?

Osmanlı döneminde padişahların iftar sofralarını süsleyen yemekler

Petranboard'u kapan zirveye koştu

Muş'un yüksek kesimleri beyaz örtüyle kaplandı