• $9,4898
  • €11,0532
  • 548.339
  • 1519.25
29 Nisan 2015 Çarşamba

IMF'nin danışmanı kötümser!

Olivier Blanchard Fransa’dan yetişmiş, ABD’de yaşayan ve IMF ‘de hem araştırma bölümünü yöneten hem de danışman olan, çok önemli bir iktisatçıdır. Yıllardır IMF yıllık raporu WEO‘nun önsözlerini de yazar. Ancak geçtiğimiz günlerde çıkan 2015 WEO raporu için yazdığı önsöz kadar kötümser olanını bugüne kadar hiç yazmamıştı. Söylediklerini aşağıya özetleyerek alıyorum.

Blanchard der ki orta vadede iki faktör gelişmeleri etkiliyor. Finansal krizin ve Avrupa’da euro bölgesi krizinin etkileri hâlâ birçok ülkede geçerli. Zayıf bankalar ve yüksek borçluluk hâlâ harcama ve büyümeyi çeşitli ülkelerde etkiliyor, bu nedenle de toparlanma yavaş gerçekleşiyor.
Bu krizde potansiyel üretim daralmış bulunuyor. Zaten gelişmiş ülkelerde üretim potansiyeli krizden önce de daralmaya başlamıştı. Yaşlanma, total prodüktivite azalışı etkili olmakta idi. Krizden çıkılırken de bu iki faktör etki yapmaya devam etmekte. Bu tür etkiler gelişmekte olan ülkelerde daha da etkin olmakta, çünkü sermaye birikimi oralarda çok yavaşlıyor. Diğer taraftan gelir dağılımı açısından önemli iki faktör yani petrol fiyatlarının düşüşü ve döviz kurlarının büyük ölçüde dalgalanması da sorunları büyütüyor. Petrol fiyatlarının düşüşü olağan dışı üretim yaklaşımlarının devam etmesi ve OPEC’te strateji değişimi gibi nedenlerle devam edecek gibi gözüküyor. Tabii petrol fiyatlarının düşüşü petrol ihracatçılarından petrol tüketicilerine doğru reel gelir transferi yaratıyor. Bu transfer de ABD, Çin, Hindistan ve euro bölgesinde reel geliri artırıyor ve bu ülkelerde harcamayı canlandırıyor.
Döviz kuru dalgalanmaları çok aşırı boyutta. Dolar değerlenirken, euro ve yen de değer kaybediyor. Bu durum para politikasında farklı durumlarda olmaktan kaynaklanıyor. Ama esas sürpriz dalgalanmaların ne kadar uzun zamandır gerçekleşiyor olması. Euro bölgesi ve Japonya’nın durgunluk riski yaşamasını paralarının değer kaybı önleyebilir. ABD de, doların değerlenmesinden ters etkilenme riski taşıyor.
Ama Rusya’daki ekonomik sorunlar, Brezilya’nın aşırı durgunluğa girmesi büyük çapta da siyasi sorunlar, yani aslında olmaması gereken olgular. Bu nedenle gelişmeler tek tek ülke bazında izlenmek zorunda. Gene de bu yıl gelişmiş ülkeler daha iyi ekonomik büyüme yaşayacak ama gelişen ülkeler ve düşük gelir ülkeleri ise yavaşlayacaklar. Bu nedenle global büyüme bu yıl artmayacak.
Gene de makroekonomik risklerin biraz da olsa azaldığını söylemek mümkün. Geçen yıl en büyük risk euro bölgesinde resesyon idi. Bu risk şimdi biraz azalmış durumda. Ama finansal ve jeopolitik riskler ise artmış durumda. Eğer döviz kurlarında yüksek dozda hareketlilik devam ederse finansal riskler ve kur savaşları gibi olgular başlar. Veya bir Yunanistan krizi finansal piyasaları sarsabilir. Ukrayna ve Ortadoğu da, büyük sistemik ekonomik sorunlar yaratma potansiyeline sahip.
Ülkelerin farklı durumda olmaları politika aklı verenlerin ülkelerin özel durumlarını dikkate almalarını gerektiriyor. Tek tek ülkeler incelenmek zorunda.
Hem kısa vadede hem de orta vadede, büyüme birinci öncelik olmalı. Yani altyapı yatırımlarını artırmak türü yaklaşımlar tavsiye edilmek zorunda.Yapısal reformlar da kısa vadede çabuk sonuç vermez ama gene de tavsiye edilmeli. Yapısal reform maliyetli olur, bu nedenle reform yaklaşımı seçimleri doğru yapılmak zorunda!
Blanchard’ın değerlendirmesini okuyunca benim canımın sıkıldığını itiraf etmek zorundayım! Çünkü üst düzey bir iktisatçı olan Blanchard geçmişte hep çok olumlu konuşan bir insan olmuştu!

<p>Afrika'nın güneybatısı. Yük gemisi Togo'dan  Kamerun'a gidiyordu. Gine Körfezi'nde geçiyordu. Kor

Korsanlar yük gemisine saldırdı

Türkiye'ye has uçak! Motoru dursa bile uçuyor

Çorum'da anne ile kızı aynı üniversitede eğitim görüyor

Kayseri'de Geç Roma-Erken Bizans dönemine ait mozaikli yapı bulundu