• $7,3658
  • €8,9573
  • 437.167
  • 1536.11
12 Nisan 2012 Perşembe

IMF'in başı da belada olabilir!

Avrupa'dan gelen haberler hiç hoş değil. Şubatta 17 ülkelik euro blokunda işsiz sayısı arttı, 10 aydır yükselme gösteren işsizlik yüzde 10.8'e yükseltti. İspanya'da işsizilik genelde yüzde 24 civarında ama genç nüfus işsizliği nerede ise  yüzde 50'nin üstüne çıkıyor. Piyasalarda eski korkular yeniden gündeme geldi. İspanya'nın 10 yıllık bonolarında faiz oranı yeniden tırmandı ve yeniden yüzde 6 düzeyine geliyor. Ciddi sorunları olan ve büyüyemeyen ülkelerde acı reçete ve kemer sıkma ve tasarrufu artırma yaklaşımı kötü sonuçlar vermekte. Bu ülkelerde talebi ve arzı, donmuş olan yatırımı ve durmuş üretimi yeniden canlandırmak gerekiyor. Bu ülkelerin nasıl yeniden  büyümeye başlayacakları konusunda bir yaklaşım üretilmesi gerekli. Türkiye'nin 2001 krizi sonrası deneyimi büyüme olmadan sorunların üstesinden gelmenin mümkün olmadığını açık seçik ortaya koyuyor.
Ama Türkiye farklı bir durumda. 2009'da duran dış talep nedeniyle ihracatının yarıdan fazlası Avrupa'ya olan Türkiye ve de Almanya aynı boyutta yüzde 4.7 daraldı. Türkiye artan sıcak para ve kredi artan iç talep vasıtasıyla 2010 ve 2011 yıllarından rekor büyüme yaşadı. Büyümeyle beraber tüketim ve ithalat da arttığından şimdi iç talebi ve kredi artışını frenlemek ve büymede yavaşlamak zorunda. Son verilerin gösterdiği gibi hem büyüme daralıyor hem de cari denge açığı oranı düşüyor. Bu yavaş bir süreç. Yavaş olması da iyi. Zaten hızlı durgunlaşma ve sert iniş istemiyoruz. Büyüme oranı geçmiş ortalamalarımıza indiği zaman cari denge açığı da yarıya iner. Ama bu zaman alacak bir süreç ve kabaca yıl sonuna kadar dengelenmeyi sağlamak için vaktimiz var. Hızlı büyüyen bir ülkenin tasarruf etmesi ve büyümeyi frenlemesi, yerlerde sürünen Avrupa'nın sorunlu güney ülkelerinin yeniden büyüme istihdam ve mali dengeleri düzetmesinden çok daha kolaydır. Bu nedenle medyamızdaki sanayi üretimi yavaşlıyor feryatları, hayalperest analizleri temsil ediyor. Tüketimi kısmak, ithalatı yavaşlatmak ve normal büyüme ve ithalat düzeylerine inmek zorundayız. Ama bizim durumumuz başkalarından çok kolay.
Kaldı ki son günlerde en çok konuşulan konu, yeniden Yunanistan'ın kemer sıkmayı beceremeyeceği. Medyada bunun ne şekilde yapılması gerektiği tartışılıyordu ve biz de dün bu konuyu gündeme getirdik. Ancak bu eurodan çıkış tartışmalarında önemli ve pek tartışılmayan bir konuya salı günü dikkat çekildi. Gündeme getirilen konu Yunanistan eurodan çıkarsa IMF tarafından verilmiş krediler nasıl ödenecek  konusu. 2002 yılında iflas eden Arjantin GSYİH oranı olarak yüzde 60 borçla çökmüştü. Kur üçte iki oranında peso aleyhine değişmişti. Tabii bu arada Arjantin IMF'e olan borçlarının da üsütüne yatmıştı. O zaman global kriz yoktu ve miktar da göreli olar ak küçüktü.  Yunanistan şu anda yüzde 150 civarında borç /GSYİH oranıyla yaşmakta. Büyük cari denge açığı var. Euro sisteminden çıkarsa da, değer kaybedecek olan drahma nedeniyle borç/GSYİH  oranı kabaca yüzde 300 düzeyine çıkacak. Yunanistan özel sektör borçlarını sildiğine göre de dikkatler euro ülkeleri ve IMF'e olan Yunanistan borçlarına çevrilecek, onlar ne olacak sorusu gündeme gelecek. IMF'in toplam alacaklarının yüzde 80-90  kadarı da  döviz kuruna Avrupa'ya.
Şimdi Yunanistan çökerse ve peşinden başka euro bölgesi ülkelerini de sürüklerse ve sonunda IMF alacaklarını Avrupa ülkelerinden tahsil etmeye kalkarsa borçların kur sorunu nedeniyle durum karışacak. IMF'in euro bölgesine kredileri hangi kurdan geri ödenecek. IMF de kur nedeniyle bir deprem yaşamak zorunda kalacak.
Arjantin borçların üzerine yatarak, borç sorununu üç yıl içinde atlatmış ve hızla artan peso kuru sonucu ihracat  ürünlerine de talep  olduğundan birkaç yıldır hızlı büyüyen ülkeler arasında yer almıştı. Yunanistan da kur değişmesiyle çok ucuzlayacak turizm maliyetleriyle birkaç yıl içinde hizmet sektöründen başlayan bir toparlanma ve büyüme yaşayabilir.
Peki IMF borcunu nasıl tahsil edebilecek? Alt tarafı IMF de piyasadan ucuz borç alıp, biraz maliyet ekleyerek muhtaç olanlara kredi veren bir aracı. Şimdi yerel paralarla geri ödenmeye çalışılacak borçlar ile IMF'in 'hard currency' denen döviz kuru temelli kendi piyasa borçlarıyla nasıl bir arada ayakta kalacak, hangi kur, geri ödemede geçerli olacak? Düşünülmesi gereken bir sorun da bu!

<p>Yozgat'ta aydınlatma direğindeki Türk bayrağının katlanmış olduğunu gören yaşlı bir vatandaşın, ş

Yozgat'ta vatandaşın 'bayrak' hassasiyeti kameraya yansıdı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Mutfakta işinizi yarayacak pratik bilgiler! Yumurtayı pişirirken içine buz atarsanız...

Ahır yapımı sırasında bulduğu taşların gizeminin çözülmesini istiyor