• $13,6492
  • €15,2027
  • 787.75
  • 2009.83
23 Mart 2013 Cumartesi

Güney Kıbrıs'ın öğrettikleri!

Bu haftasonu çözülmezse felaket boyutuna ulaşacak. Ülke şöhrete ulaştı, artık bankaya para yatıranların faiz gelirleri değil, mevduatın kendisinden vergi alınması yaklaşımı literatüre girmiş oldu. Bunun sonucu da dünyanın her yerinde en ufak şüphede banka sisteminden hızla para çekilmesi olacak. Mevduat sigortası kavramı da çöpe atılmış oldu. Üstelik milli mevduat ve yabancı mevduat ayırımı da başladı. 
Mevduat sigortası konusunda ABD'ye bakalım. ABD'de toplamı 10 trilyon kadar olan mevduatın sigortasını yapan FDIC'nin toplam 25 milyar dolar kaynağı olduğunu, bunun tek bir banka batınca yeterli olabileceğini ama Bank of America ve Citibank gibi her biri 1 trilyon mevduatı olan iki bankadan biri sorunlu olsa, bunun çok önemli sorun yaratacağı konuşulmaya başlandı.
Ana konu yüksek getiri düşük vergi peşinde koşan ve "off shore" tipi bankalara giden mevduat. Deniyor ki Ruslar  yüksek getiri düşük vergi peşindeydi ve risk aldıklarını da bal gibi biliyorlardı. Nitekim Bloomberg'in yaptığı bir inceleme Rus mevduatının beş yılda net yüzde 24 getiri sağladığını hesaplamış! Risk alanların bunun bedelini ödemesi doğal diyenlerin sayısı da hiç az değil.
Faiz ve getiri uluslararası kazancı etkileyen tek faktörü değil. Döviz kuru da çok önemli. Döviz kuru dış yatırımcı için kazanç olabildiği gibi ziyan kaynağı da olabiliyor. Farzedelim ki G. Kıbrıs eurodan çıktı ve parası hızla değer kaybetti. Ruslar acilen kaçabilseler bile, bir kısmı kaçamayacak, Hem resmi hem de karaborsa kur da zıplayacak. 
Şimdi düşünelim. Birçok kişi, gariban Kıbrıs vatandaşları Ruslar gibi para babası değil ve onlara fatura çıkartılması acımasız bir yaklaşım diye düşünebilir. Ancak eğer eurodan çıkılır, para birimi değişir ve yeni yerel para hızla devalüe olursa, sadece mevduat sahibi olan Güney Kıbrıs vatandaşları değil, bu ülkede yaşayan her kişi devalüasyon nedeniyle kayba uğrar. Böyle bir felaketi önlemek için mevduat sahiplerine küçük bir zarar bindirerek büyük tabloda çöküşü önlemek kabul edilebilir olabilir diye düşünenler de ortalığa döküldü. Bir önceki  G.Kıbrıs lideri komünist Christofias'ın neden bu seçimde aday olmadığı da açık. O bugünlerin geleceğini biliyordu.
Şimdi ülkemize dönelim. İhracatçı ülke parasının devalüe edilmesini ister. Ama ülke parasının değer kaybı, örneğin ithalatçı olan kişilerin  ve vatandaşın da  gelir kaybına uğramasına da neden olmaz mı? Yani mevduat vergisi konusunda nihai değerlendirme kararı verilmeden önce daha detaylı düşünmek gerekir sözü de oldukça anlamlı.
Venezüella'da 14 yıldır ülkeyi yöneten Chavez, 2005'ten bu yana 7 kez devalüasyon yaptı. Ülkenin tek önemli ihracatı olan petrolü satmak için devalüasyona gerek yok. Bunu herkes  biliyor.  Ancak ülkede bugün bütçe açığı yüzde 17 ve devlet harcaması 175 milyar dolardı. Petrol geliri de 100 milyar dolar düzeyinde olduğu için devalüasyon yaptıkça eline çok daha fazla harcayacak yerel para geçiyordu. Ama Venezüella halkı da fakirleşiyordu. Üstelik ülkede, 7 devalüasyondan sonra 1 dolar 6.3 bolivar değerine geldi, karaborsada ise bir dolar 23 bolivar değerini aştı! Venezüella'da her kişi fakirleşti. Bu gerçekleri görmek gerek. Gerçeklerden uzaklaşmış "hümanizm" masraflı bir yaklaşımdır!

 

<p> </p>

Kamu işçisinin maaşı ne kadar artacak?

Boynundaki şişlik için doktora gitti! İçinden bakın ne çıktı

Dalış sırasında köpekbalığına yem oluyordu! Okyanusta dehşet anları

Polisleri şaşkına çeviren suçluların ilginç fotoğrafları