• $8,2425
  • €10,0348
  • 485.776
  • 1441.33
13 Mart 2011 Pazar

Görülen lüzum üzerine!

Dün, birkaç gün sürecek bir dizi yazıya başlayacaktık. Ama öncesinde bazı medya yorumcularının yarattığı bir belirsizlikle ilgili birkaç kelam etmeye mecbur kaldık, bu nedenle dizimize yarın başlayacağız.

Merkez Bankası birkaç aydır 'yeni normal' adını verdiği bir politika uyguluyor. Kanuni karşılıkları yükselterek, faiz yükseltmeden miktar önlemi ile kredi miktarını sınırlamaya ve ithalatı frenlemeye çalışıyor. Gecelik faizi düşürerek de kısa vadeli sıcak para sokan spekülatörü engellemeye çalışıyor. Bu politikada neyin neden yapıldığını anlamayanlarla 'siyaseten kötü niyetli olan' bazı ekonomi yorumcuları ise ortalığı karıştırmakta. Aşağıda ikaz mahiyetinde birkaç noktayı açıklamak zorundayız..
Birincisi, ödemeler dengesi bilançosu diye bir şey yoktur. Balance kelimesi ile balance sheet kelimeleri karıştırılıyor. Bu iki kelimeyi karıştıran ödemeler dengesinde ne olduğunu zaten anlayamaz. Bilanço bir stok göstergesidir. Halbuki ödemeler dengesi tablosu aylık bir akım tablosudur (ödemeler dengesi tablosunun kendi muhasebe kuralları vardır ve gelir-gider ile nakit akımın bir arada verildiği bir tablodur). Örneğin 50 girip 60 çıktı ise net 10 çıkış kaydedilir. Bu nedenle aynı ayda oluşan giriş-çıkışı bu tabloda göremezsiniz.

İkincisi, MB yeni politikayı gündeme getirdiğinde dış alemden gelen sıcak paracılar çok büyük miktarları gecelik faize yatırım yapıyorlardı. MB bu aşırı spekülatif kısa vadecileri ürkütmek için gecelik faizi yüzde 1.5 seviyesine indirdi. Bunu anlayalım artık. Bu bir finansal istikrar tedbiriydi.

Üçüncüsü, spekülatörlerin bir kısmı (çıkıp girip) bu sefer kamu kağıdı ve diğer mali varlıklara yatırıma geçtiler. Kamu kağıdı faizinin yüzde 8 değerine yükselmesi de önemli bir kar marjı yaratıyor. Ama ek riskler de getiriyor. Örneğin kamu kağıdına veya borsa yatırımına geçtiğiniz zaman, gecelik vadede yatırımın tersine, faiz riski, endeks riski ve döviz kuru riski gibi farklı riskleriniz var ve üstelik daha az likitsiniz. Sıcak paracı açısından en önemli risk döviz kuru riski. Kur riskini ülkemizde VOB üzerinden kapatmak (tabi maliyeti var) mümkün. Ama VOB kontratları daha uzun vadeli kontratlar. Daha kısa vadede ise Deutsche Bank veya Goldman Sachs benzeri birçok finansal kurumdan, Londra'da veya ülkemizde, over the counter kontratlarla kur riskinizi kapatabilirsiniz. Bunun da maliyeti var ama vadeleri yeterince kısa vadede, örneğin haftalık bile olabiliyor. Burada 'cross currency' denen bir bacağı TL diğer bacağı döviz, bir bacağı spot diğer bacağı vadeli swap işlemi kullanılıyor. Swap kayıtlarının miktarını halka açık bir istatistikten görmek mümkün değil. Bu nedenle giriş çıkışları bilmek de mümkün değil.

Dördüncüsü, bu tür işlemler ülkeye döviz sokup, döviz de Merkez Bankası'na satıldığından TL likidite yaratmakta ve MB'nin karşılık oranları ile başlattığı kredi daraltma, ithalatı frenleme ve cari açığı kontrol politikası ile bire bir çelişmektedir. Bazı medya ekonomi yorumcuları bunları da anlamadıklarından,  sorun yaşamaktadırlar.
Beşincisi, BDDK bankalardan aldığı bilgilerle bankaların net döviz pozisyonu istatistiklerini yayınlar. Ancak bunlar birkaç ay geç yayınlanır. Şu anda elde aralık ayı verileri var. Girişi çıkışı buradan görmek mümkündür. Medyacıların bunu bilmediklerini düşünüyorum. Biraz ev ödevi yapılması gerekli.

Altıncısı, her zaman M. Bankası, BDDK ve TMSF ve SPK gibi kurumların enformasyon seti, medyadaki sınırlı bilgiye sahip bazı yorumculardan daha fazladır. Bu nedenle M. Bankası ile zıtlaşmaya gitmek, hem teorik hem de istatistiki bilgi açığı varken, tavsiye edilir bir durum değildir. Tersine M. Bankası tarafından yapılan açıklamaları internetteki M. Bankası sitesinden alıp detaylı okumanın çok faydası vardır. MB Başkanı Yılmaz ve hatta Bakan Ali Babacan'ın da yakında detaylı açıklama yapacaklarını düşünüyorum. Çünkü bazı medya yorumları iyice kafa karıştırmakta.
Ülkemizdeki siyaset tarzını sevmem, siyasete de bulaşmam. Ekonomik bilgi eksikliğinin, siyaset veya çıkar temelli tarafgirlikle birleştiği ortamlarda tüm vatandaşlar zarar görür. Bunu 2001 krizinde anayasa uçarken hep beraber yaşadık. Eline kalemi alanın bunu düşünmesi gerekir. Krizler bir tarafı etkiler, diğer tarafı etkilemez diye düşünmek de tamamen saçmadır. Durduk yerde ortalığı karıştırmayalım. Belirsizliğin kimseye faydası yoktur. Ortada zaten yeterince dış kökenli risk var!

<p>Irak kuzeyindeki Gara bölgesinde tespit edilen 8 PKK'lı terörist, Hava Kuvvetleri tarafından etki

MSB: 8 PKK'lı terörist etkisiz hale getirildi

Demirspor, Süper Lig'e çıktı; Adanalılar çıldırdı!

Filistinli gençler, İsrail'in saldırılarını balonlarla protesto etti

Hobi diye başladı! Şimdi tanesini 2 bin liradan satıyor