• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
10 Ağustos 2012 Cuma

Felaket ve fıslama?

O ilk defa 2004 yılında uluslararası atletizm sahnesine karanlıkların arasından sıyrılarak çıkmıştı, tanınmıyordu, henüz üzerinde baskı yoktu. 2004 yılında Atina Olimpiyatları'nda 110 engelli yarışında atletizmde altın madalyayı kapıp atletizm pistinde altın madalya kazanan ilk Çinli olurken, tüm Çin'in, hatta tüm Asya'nın  gönlünü fethetmiş, ülkenin kahramanı olarak tescil edilmişti. Özellikle de, ABD'li favori atleti ve Avrupalıları hiç tanınmamış, bilinmeyen bir Çin atletinin hem de dünya rekorunu egale ederek geçmesi büyük sarsıntı yaratmıştı.
O, 2006 yılında bir dünya rekoru daha kırmış ve salon ve pist dünya şampiyonlukları da kazanmıştı. Rüyada gibiydi. 2008 Beijing Olimpiyatları kendi ülkesinde yapılıyordu ve başarıları orada taçlandırılacaktı. 110 engelli koşu için piste çıktığında birden sağ ayağının topuğunu tuttuğu görüldü. Aşil tandonu sakatlığı yarışmasına izin vermiyordu. Bacağına yapıştırılmış kulvar numaralarını söktü ve acı içinde yarışı terk etti. Ne de olsa gençti, tedavi olurdu, önünde 2012 Londra Olimpiyatları vardı ve bir kere daha ülkenin kahramanı haline gelme fırsatı oluşabilirdi.
Londra'ya ayak bastığı zaman tam 29 yaşında idi ve son kurşununu kullanmaya hazırlanıyordu. Salı günü start sonrası dördüncü kulvarda koşarken daha ilk engelde 2008 yılında sakatlanan sağ ayağının topuğunu ilk engele vurdu ve yerlere yuvarlandı. Kader peşini bırakmamış ve aşil tandonunda aynı sakatlığı bir kere daha geçirerek acılar içinde yere serilmişti. Ayağa kalktı ve seke seke gitti ve son engeli öperek helalleşti, veda etti.
Onun adı Liu Xiang! Felaket sonrası Çin yöneticileri atletizmi bırakmayacağını söyleseler de o topuk onu bırakacağa benzemiyordu.
Peki bizim kaç atletimizin sakat sakat piste çıkmak zorunda kaldığını ve benzer felaketler yaşadığını biliyor muyuz ? Bu insanların bazıları sakat sakat başarılı olurken, bazılarının ise hiç yarışa bile çıkamadığını düşünüyor mu insanlarımız! Uzun yıllar, aylar, haftalar ve günler boyu çalışma, bir anda boşa giderken, bu spor insanlarının hissettiklerini vatandaşlar ve medya anlayabiliyor mu? Bu insanlar bu tür olaylardan sonra yeniden eski durumlarına gelebilirler mi, yaşadıklarını unutmaları mümkün mü?
İngilizce'de sakatlık olsun olmasın bu tür durumlara 'choking' deniyor. Mesela depar hatası yapıp elenme, engele takılma, başkasının düşerken seni düşürmesi gibi şanssızlık, yarış esnasında ilk defa veya tekrar başa gelen sakatlıklar gibi şeyleri atletler unutabiliyorlar mı? Yoksa her akşam rüyalarında felaketi bir kere daha yaşayarak, yaptıkları hatalardan ya da yaşadıkları şanssızlıklardan hiç kurtulamaz hale geliyorlar mı? Bu konuda bir kitap yazan Chicago Üniversitesi Psikoloji Profesörü Sian Bedilock cevap olarak 'Tekrar yaşıyorlar ve hiçbir şey onalara bırakılırsa  eskisi gibi olmuyor, inkar ve kaçış başlıyor!' diyor. Bir de çözüm öneriyor.
Birincisi, felaketleri önlemek için atletlerin yarışırken ne yapacaklarını düşünmek ve endişelenmek yerine, her şeyi uzun çalışmayla elde edilen 'adale hafızasına' bırakmaları gerekmiş. Çünkü stres, beyinlerindeki 'prefrontal corteks' denen yerden çok miktarda düşünce geçirdiği zaman, endişeler hataya dönüşüyormuş. Tersine 'motor corteks' denen beyin bölümü, hareketlerin planlanması ve koordinasyonunu yaparsa da, yani beyin düşünmeyi bırakıp otomatiğe geçerse, sorun azalıyor. Yani atletlerin yarış öncesi ve yarışta düşünmeleri değil, düşünmemeleri gerekiyormuş. Birçok başarılı atlet, yarıştan sonra sorulduğunda yarışta ne olduğunu hatırlamıyorlar, çünkü düşünmeyi bırakmaya alışmışlar.Tabii gene de  kötü olaylar olabiliyor. Peki olaylar gerçekleştikten sonra nasıl unutulacak, kafadan çıkartılacak?
Burada da gene spor bilimi ve psikolojinin bazı tavsiyeleri var! Burada yapılan en önemli öneri şu: Yarışta başınıza gelen felaketin veya yaptığınız hatanın videosunu elde etmek ve onu defalarca seyretmek tavsiye ediliyor. Kanada Olimpiyat  takımındaki yüzücülerin posikoloğu Hap Davis videodan felaketleri seyrettirdikten sonra onlarla yarış hakındaki görüşlerini ve hatalarının ne olduğu hakkındaki düşüncelerini konuşuyor. Yapılan testlerde bu tekrar tekrar yapıldığında atletlerin beyninin felaketleri unuttuğu ve işleri adale hafızasına emanet emeye başladığı görülüyor, endişeler ortadan kalkıyor. Sonunda felaketin videosunu seyretmek, bir motivasyon aracı haline geliyor.
Peki biz ne yapıyoruz? Özellikle vatandaş ve medya yarıştan önce sprorcuya aşırı doz gaz veriyor ve bu da baskıyı artırıyor. Endişeler beyinde cirit atmaya başlıyor. Yarışta bir felaket gerçekleşirse veya teknik hata sonucu performans gelmezse de dramın 'Şerefsizler, gene fısladılar!' bölümüne geri dönüyoruz. En çok anında tweetler ve facebook mesajları sporcuyu mahvediyor!
Bu yaklaşımla sporcunun bir sonraki yarışta endişesiz olmasına ve huzurlu ve güvenli olmasına yardım ediyor muyuz?
Hele bir düşünün bakalım!

<h3>Aşıda ikinci parti ne zaman gelecek?</h3><h3>BAŞKAN ERDOĞAN AÇIKLADI</h3><p>Başkan Erdoğan, Çin'

22 Ocak 2021 Güncel Haberler

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Bülent Turan, 1915 Çanakkale Köprüsü inşaatında incelemelerde bulundu

İHA fabrikası Ankara'da üretime başladı