9 Kasım 2013 Cumartesi

Draghi’nin faiz indirimi sürpriz değil

AVRUPA Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi son ay içinde faizleri artırmak gerektiğinden bahseden medya ve finans sektörü yorumcularına sık sık faizler artmaz ve hatta düşebilir demişti de kimseyi inandıramamıştı.
Benzer şekilde İngiltere Merkez Bankası’nın başına Kanada’dan ithal edilerek gelen Başkan Carney de İngiltere Merkez Bankası’nın faizlerinin de uzun süre bu günkü düzeyde kalacağını, artış beklenmemesi gerektiğini söyleyip duruyordu.
Ama iki başkanın ikisi de kimseyi faiz yükselmeyeceklerine hatta düşüreceklerine inandıramıyorlardı. Adeta piyasa mensupları ve medya yeminli idi. Halbuki aslında Avrupa’nın gidişatı hiç hoş değildi. Avrupa’da çeyreklik büyüme sayıları peş peşe altı çeyrek eksi geldikten sonra 2013 yılı ikinci çeyreğinde yüzde 0.3 gibi çok zayıf bir büyüme sergilemişti.
Ancak bu hafta bir sürpriz gerçekleşti. İngiliz Merkez Bankası bütün tersine beklentilere rağmen faizi yükseltmedi. Olduğu yerde tuttu.
Avrupa Merkez Bankası ise bazılarına göre sürpriz gelen bir hamleyle 0.5 düzeyinde olan politika faizini yüzde 0.25 düzeyine indirdi. Aynı zamanda da kendi borç verme faizini de 0.25 indirim ile 0.75 düzeyine getirdi. Borç alma faizi ise eskisi gibi sıfır düzeyinde kaldı.
Medya ve piyasa neler olduğunu pek kavramış gibi gözükmüyordu. Hakikaten Merkez Bankası faizleri neden indirmişti?
Faiz indiriminin iki temel etkisi vardır. Birincisi insanları kredi kullanmaya ve daha fazla harcamaya teşvik eder. Tüketiciler daha fazla harcarsa da iç talep artar. Bu da büyümeye destek verir.
Diğer taraftan da Avrupa’nın faiz düşürmesi ortak para euronun değerini de aşağıya doğru iter, yani euro değer kaybeder. Bu da ihracatın artmasına destek verirdi.

BELKİ REKABET ORTAMI SAĞLANIR

Hatırlanırsa 2013 yılı içinde Almanya küçük de olsa pozitif bir büyüme sergilemekte idi. Ama euro bölgesinin tüm diğer ekonomileri de eksi büyüme yaşamakta idiler. Almanya, Doğu Almanya ile birleştikten sonra bazı reformlar yapmış, ücretleri kontrol altına almış ve dış ticarette rekabetçi bir konuma gelmiş, dış ticaret fazlası ve cari denge fazlası üretir konumda idi. ABD’de bu durumdan çok şikayetçi olmuştu. Ama Avrupa’nın euro bölgesinin diğer ülkeleri ise kriz ortamında rekabet edemeyen durumda idiler. Bu nedenle de dış denge açığından mustarip bulunuyorlardı.
Euronun değerinin faiz indirilerek düşürülmesi Almanya dışındaki diğer oldukça sorunlu ülkelere biraz rekabet gücü katarak dış dengelerini olumlu duruma getirmek ve bu sayede büyümelerini de daha kuvvetli hele gelmeye doğru itiyordu.
Avrupa Merkez Bankası’nın enflasyon hedefi yüzde 2 idi ama gerçek enflasyon yüzde 0.7 değerinden başlayarak son üç ayda da düşmekte idi.
İkincisi, faizin düşürülmesinin enflasyonun da artan harcama ortamında fiyatları yükselterek şirketlerin kârlılığının artması yönünde bir destek vermesi ve böylece istihdamda mütevazı olarak artış ve işsizlik oranında küçük de olsa düşüş yaratması beklenebilirdi.
Bu nedenle Avrupa Merkez Bankası’nın attığı yeni politika adımında sürpriz olan bir şey yoktu. Nitekim faiz düşmesinin hemen arkasından dolar hafifçe değer kazandı, euro da hafifçe değer kaybetti. Borsalar da yukarı çıkarken, altın da değer kaybetmeye başladı.

<p>Türk SİHA'ları her geçen gün  dünyadan daha fazla ilgi görüyor. Güney Asya'dan Orta Asya'ya, Kafk

Etiyopya Türk SİHA'sına talip

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'de Din Eğitimi Sempozyumu'na katılarak konuşma yaptı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (15 Ekim 2021)

Kumanda görünümlü tabanca, polisi yaraladı