• $7,4211
  • €9,0333
  • 442.338
  • 1542.45
25 Kasım 2011 Cuma

Dikkat, ortam değişti, risk artıyor!

Bugün, dünkü yazımızda vurguladığımız önemli bir konuyu biraz daha detaylandıracağız, açıklığa kavuşturacağız. Ekonomide ne tür gelişmelerin önümüzdeki dönemde önem kazanacağını anlamak istiyorsanız, hemen okumaya başlayın.
Eylül ayı verilerinin son günlerde açıklanması ile 2011 yılı 3. çeyreğine ilişkin ekonomik göstergeler tamamlanmış oldu. Dr. Zümrüt İmamoğlu ve araştırmacı Barış Soybilgen tarafından hazırlanan yeni 'betam' raporu Türkiye'nin son dönemdeki değişen ve artan risklerini açıkça ortaya koyuyor.
Basite indirgenirse Türkiye'de neler olacağını belirleyecek iki zıt akım var. Ve ortada da zaman karşı bir yarış mevcut!
Türkiye cari denge açığını ne kadar hızla azaltırsa o kadar yere sağlam basmış olacak. Diğer taraftan da Avrupa ne kadar erken ve derin durgunluğa girerse Türkiye üzerindeki kötü etki de o kadar güçlü olacak. Tabii iş insanları bir de bu tür gelişmelerin ne zaman olacağını yani takvim konusunu düşünmek zorundalar.
Betam tarafından geçtiğimiz günlerde yayınlanan 18.11.2011 tarihli rapora göre 2011 yılı üçüncü çeyreğinde en dikkati çeken gelişme ihracat artarken ithalatın gerilemiş olması. Gerçekten 2011 yılı ikinci çeyreğinden üçüncü çeyreğine ihracat yüzde 5,2 arttı. Ama ithalat ise yüzde 0,8 oranında azaldı. Yani 2011 yılında üçüncü çeyrekte Gayri Safi Yurtiçi Hasıladaki (GSYH) büyümenin büyük kısmının net ihracat kaleminden veya başka bir deyişle artan dış talepten geldiği tahmin ediliyor.
Diğer taraftan da, yatırım malı ithalatındaki büyük düşüş, yatırımların da üçüncü çeyrekte azaldığını yani iç talebin zayıfladığını ve ekonomide yavaşlama başladığını gösteriyor. Ama son dönemde artan ihracat ise dış talebi gene de canlı tutuyor. Fakat bu durum çok sevinilecek bir durum da değil. Çünkü sadece yatırımda değil tüketimde de göstergelerin çoğu yatay ya da azalan yönde. Yani iç talep giderek zayıflıyor. 
Betam'ın üçüncü çeyrek reel büyüme tahmini çeyrekten çeyreğe % 0,6. Geçen yılın aynı çeyreğine göre ise %7,4. Gerek dış ticaret dengesi, gerekse cari açıktaki artış hızı üçüncü çeyrekte geçtiğimiz çeyreklere kıyasla azalmış bulunuyor, ancak tekrarlayalım, cari açık /GSYH oranı hala yüksek, sürdürülmesi zor bir seviyede. Betam'ın tahminine göre 2011 üçüncü çeyrek sonu itibarıyla cari açığın GSYİH'ya oranı çift basamaklı (yıllık) yüzde 10,1 civarında olacak gibi gözüküyor.
Bu durumda ortaya ilginç bir görüntü çıkmış bulunuyor. Tekrar özetlersek, iç talep daralıyor, ama dış talep göreli olarak artıya dönüyor. Diğer yandan da yeni bir eksi faktör devreye giriyor. Avrupa'da ortaya çıkan ciddi durgunluk riski de kuvvetleniyor. Son dönemde iç talebimizin daraldığı, ama dış talebin kısmen toparlandığı, ama cari denge açığı nedeni ile zayıflık içeren bir ortamda 'yaygın bir Avrupa Krizi' gerçekleşirse, ciddi bir Avrupa durgunlaşması, bizi hem iç talepten hem de hem de dış talepten gelen iki etkinin birleşmesi ile güçlüce aşağıya iter. Çünkü Avrupa sorunları büyürse dış talep de duracak! Bu da iç talep zayıflarken, aynı anda tersine dönecek dış talep nedeni ile büyümeyi ciddi şekilde frenler!
Kim bilebilir ki, cari açığın azalması Avrupa durgunlaşmadan önce mi gerçekleşecek? Bu alternatif gerçekleşirse, Avrupa'dan gelecek durgunluk oldukça az tahribat yaratır.
Yok eğer Avrupa'dan hızlı ve güçlü bir durgunlaşma bizim cari denge açığı daralmadan evvel gelirse, o zaman işimiz zor olur.

Zamanlamayı tayin etmek oldukça zor. Bakalım bu yarış nasıl sonuçlanacak!

<p>Peki, reform paketlerinde gelinen son durum ne? Hukuk ve  ekonomide hangi başlıkları konuşacağız?

Reform paketlerinde son durum ne?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Bakanlar Gül ve Karaismailoğlu, Gaziray Projesi'nde incelemelerde bulundu

Kafese giren adam ayıya yem oldu