• $9,5898
  • €11,1675
  • 556.979
  • 1494.32
25 Şubat 2016 Perşembe

Çin ve finansal dalgalanma!

2016 başından bu yana özellikle Çin’de olmak üzere finansal dalgalanma ortaya çıkmış ve global çapta endişe artışı yaşanmıştı. Sonunda Çin biraz sakinleşti, ve Çin Merkez Bankası Başkanı Zhou Xiaochuan da uzun bir aradan sonra konuşmaya başladı. Ona göre ülke parasının devalüe olması için bir neden yoktu. Ülkenin yeterince döviz rezervi de vardı. Ve Çin’in sermaye hareketlerinin yabancılar tarafından yakından izlenmesine de gerek yoktu. Çin Merkez Bankası Başkanı tabii ki okumuş ve bilgili bir insan ve bundan kimsenin şüphesi olamaz. Ama kamu çalışanı oldun mu bazı şeyleri açıkça da söyleyemiyorsun. Ama diğer taraftan da 1961 yılının başından bu yana da iktisatçıların bildiği bir ekonomik gerçek de var.

Başına bela olmaya başladı

Robert Mundell tarafından global çapta kabul ettirilen gerçek bugünlerde Çin’in başına bela olmaya başladı gibi. Bahsettiğimiz teorik gerçek, İngilizce adı ile “impossible trinity” denen konu. Özetle, bir ülkede sermaye giriş ve çıkışı serbest ise, bağımsız bir para politikası ve sabit (veya sıkıca kontrol edilen) bir döviz kuru eşanlı gerçekleşemez. Bu üç faktörden sadece ikisi bir arada olabilir. Eğer sermaye hareketi serbestisi ve bağımsız bir para politikası uygulanacaksa, üçüncü faktör, yani döviz kuru piyasaya bırakılmak zorundadır. Yok eğer sermaye giriş çıkış serbestisi varsa ama kontrol altında veya yönetilen kur varsa da, para politikasının sonuçları yani faizler piyasa tarafından belirlenir. Hem kuru hem de faizi kontrol etmek istiyorsan da, sermaye hareketi serbestisi olamaz, sermaye hareketi yasaklanmak zorunda olur. Biz bugün sermaye hareketini serbest bırakmış ve faizi yani para politikasını da elde tutan bir tercih sahibi olmamız nedeniyle, döviz kurundan sık sık sopa yiyoruz.

Hangi riskleri taşıyor?

Türkiye 1980 sonrasında sermaye hareketi “giriş” olarak oldukça serbestti. Ama döviz girişini serbest idare etsek de, döviz çıkışı yasaktı. Ancak 1989 yılından sonra döviz giriş çıkışı tamamen serbest bırakıldı, “tam” sermaye hareketi serbestisi gündeme geldi. İlginç olan sermaye ve dış ticaret açısından bizden çok ileride olan Japonya’nın ancak 1986 yılında sermaye hareketi serbestisine geçmiş olması idi. Yani bizden sadece 3 yıl evvel. Yani biz çok erken sermaye hareketi serbestisine geçmişiz. Para politikasını ve sermaye hareketi serbestisini eşanlı kullanınca, kuru da piyasaya bırakmak zorunda kaldık. Bu da o günden bu yana sık sık döviz kuru sorunu yaşamamıza neden oldu.
Peki Çin’in şu andaki durumu ne? Merkez Bankası Başkanı Zhou söylemiyor ama Çin’de siyaset (Yani Kom. Parti ) kura müdahale edilmesini isteyince Çin liberalleşeme programını durdurmak zorunda kalmaya başladı. Bu arada bir de risk oluşmakta. Çin 2014 yılında 3.9 trilyon dolar döviz rezervi vardı. Ocak 2016 tarihinde ise döviz rezervi 3.2 trilyon dolara düşmüştü. Salt ocak ayında ayda 100 milyar dolar rezerv azalması yaşanmıştı. Eğer sermaye hareketi (sermaye çıkışı ) bu hızla devam ederse döviz rezervleri bir iki yıl içinde ciddi baskı altında kalır ve hızla azalır.
Ayrıca Çin döviz rezervi 2008 yılında toplam para arzının yüzde 30 kadarı iken şimdi 2016 yılında para arzının sadece yüzde 15 kadarı. Şimdi hızla yaratılan kredinin ve paranın artışı bir gün büyük çapta dışa döviz çıkışına neden olma riski içeriyor. Çin’de doğrudan yatırım ve ticaret finansmanı dışındaki sermayenin aşırı doza gelmesi, ülke parasına güveni aniden sarsabilir. En çabuk kaçabilen şey de paradır!
Bu tezi vurgulayan kişi de Çin uzmanı George Magnus!

<p>Yeşilçam'ın usta ismi Hülya Koçyiğit, 1963 yılında henüz 16 yaşındayken Susuz Yaz adlı filmle bey

Hülya Koçyiğit bilinmeyenlerini anlattı

Düzce'nin 1830 rakımlı Kardüz Yaylası'na kar yağdı

Az bilinen tarihi fotoğraflar ve hikayeleri

''Gıda Denetim Seferberliği'' kapsamında Trakya'da denetimler başladı