• $9,262
  • €10,7921
  • 526.391
  • 1409.56
23 Aralık 2010 Perşembe

Cin ve Çin!

Merkez Bankası geçen hafta yaptığı temel politika değişikliklerini açıkladıktan sonra, 21 Aralık günü '2011 yılında Para ve Kur Politikası' adı altında 30 sayfalık bir not yayınlayarak politika paketinin tümünü bir araya getirmiş oldu. Bu not hem açıklamaları, hem de içerdiği veriler ve bilgi aktarımı ile konunun uzmanlarını ve finans sektörünü belirsizlikten kurtarıyor. Okunmasını şiddetle tavsiye ediyorum.

"tablo.20101222224914.jpg"

Tabii bir de 'caridengekolikler' var. Onlar oldukça 'mümin' oldukları için tenezzül edip yayınlanan şeyleri okumazlar, anlamaya çalışmazlar, inanç sistemlerini satırlara döker dururlar. Sürekli kur politikasının değiştirilmesini ihracatın teşvikini isterler. Onlar için üzülüyorum.

Bir de tabii banka düşmanları var. Sanki bankanın kaynakları vatandaşın yıllar boyu çalışarak kazandığı reel birikimi değilmiş ve bankaların aktifleri de şirketlere sürekli aktarılan ve üretime giden kredi değilmiş gibi, bankaları Robin Hood ile eşdeğer yapan 'pseudo' analistler vardır.

2001 krizindeki 30 kadar bankanın çökmesi sonrasında alınan tedbirler finans kesimindeki kırılganlığı ortadan kaldırmıştır. Ancak reel kesimde ihracat daralması, sanayi üretimi düşmesi firmaların yapısını bozmuş, iflaslar ve işsizlik artmıştır. Ancak iç talebin yükselmesi, ülkenin krizden hızla, ama iç talep ile çıkmasını getirmiştir. Unutulmasın Türkiye 2010'da tüm Avrupa'da yüzde 5 üzerinde büyüyen tek ülkedir. Ancak dış talep gelmediği takdirde iç talebin frenlenmesi sorun haline gelebilir. İşte burada Merkez Bankası ve Hazine ikili bir politika uygulayarak faizle, genişlemeci ve düşen enflasyona uyumlu bir ortam yaratırken, karşılıklar gibi önlemlerle de kredi genişlemesinin kredi balonu, inşaat balonu, borç balonu haline dönmesini engellemeye, yani finansal istikrarı sağlamaya çalışmaktadır. İki hedef olunca iki ayrı araçlı politika uygulanmak zorundadır. Ama Türkiye ne enflasyon hedeflemesinden vazgeçmektedir ne de dalgalı kurdan.

İçeriye giren dövizin çok miktarda olması MB'nin elindeki para miktarı daraltma araçlarını sınırlamış ve MB piyasadan kamu kağıdı alarak cephane biriktirmek zorunda kalmıştır. Çünkü piyasadan döviz rezervi topladıkça ortalığa dökülen TL miktarının sterilize edilerek çekilmesi açık piyasa işlemleri ve kamu kağıdı kullanılarak yapılmaktadır. Merkez Bankası'nda da kamu kağıdı bittiği için yeni kamu kağıdı almak veya kendi borç senetlerini çıkartarak sterilizasyon yapmak zorundadır. Yukarıda bahsettiğim para ve kur politikası raporunda bu konular açık ve seçik yazılı. Kaldı ki Türkiye'de enflasyon çok düştü ama hala çok yüksektir. Bu nedenle de faizler de yüksektir. Ama faizde dünya rekortmeni değiliz. Bazı vatandaşlar faiz yüksek konuşunu sık sık gündeme getiriyorlar. Aşağıdaki bazı ülkelerin enflasyon ve faiz düzeyleri var. Bu ülkeler durumları iyi olduğu için ceza gören ülkeler.

Ceza görenlerden Brezilya'nın 3 aylık faizi yüzde 10.66 ve yıllık tüketici enflasyonu yüzde 5.60. Endonezya'nın  3 aylık faizi yüzde 8.54 ve yıllık tüketici enflasyonu yüzde 6.30.Türkiye'nin 3 aylık faizi ise yüzde 7.87 ve yıllık tüketici enflasyonu ise yüzde 7.30. Bu  üçlü arasında, nasıl hesaplarsanız hesaplayın en düşük reel faiz ülkemizde. Bazı 'cin' vatandaşlarımız da bize 'Çin' örneğini vermeye çalışıyorlar. Çin'de sermaye hareketi yasak ve devlet vatandaşı sömürüyor. Üç aylık faiz 3.42 ve yıllık tüketici enflasyonu 4.40 yani bizde 1980 öncesi olduğu gibi. Reel faiz eksi! Şimdi enflasyonu düşürmeye devam etmemiz  mi gerek yoksa Çin gibi kapanalım, sermaye hareketini yasaklayalım, kuru değiştirip bütün vatandaşları fakirleştirelim ve ilaç, döviz, enerji bulunmasın mı?

Kaldı ki döviz rezervi açısından GSMH oranı olarak bakıldığında durumumuz henüz çok kuvvetli değil. Aşağıdaki grafik de bunu açık seçik ortaya koyuyor. Merkez Bankası daha çok döviz alacak, bu arada da bol kepçe kamu kağıdı alacak ki piyasayı likit tutabilsin! Bu da faizi düşürür ve değerleri arttırır.

<p>Şişli Ermeni Kabristanındaki anmaya Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kartoğlu ve Kült

Markar Esayan'a vefa... 'Bugüne kadar geri adım atmadı, Markar yalnız değildir'

Fenerbahçe, Trabzon'a ayak bastı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (16 Ekim 2021)

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Angela Merkel ortak basın toplantısı düzenledi