• $7,404
  • €9,0254
  • 440.229
  • 1529.2
04 Kasım 2011 Cuma

Çin, Avrupa'yı kurtarmalı!

Dün  aktardık. Pazartesi gününden beri farklı bir dünya gündeme geldi. Bu hafta Yunanistan'da kemer sıkmaya karşı isyan çıkınca, AB'nin yardım paketini isteyip istemediklerini referanduma bıraktı. Ortalık yeniden karıştı.
Gene bu hafta 'burnundan kıl aldırmayan' Fransız Nicolas Sarkozy mali açıdan sıkışık olan Avrupa için Çin Başkanı Hu Jintao ile temas kurarak mali destek (yani teknik anlamda  borç veya sokak dili ile 'koltuk çıkma')  istemişti. Bu tabii sevseniz de sevmeseniz de, Çin'in ekonomik gücünün ve bunun sonucu olan realitenin, yani Çin'in dominansının, 'statükocu yapıda ve çok sorunlu AB' ile  'kıpırdanamayan ABD' tarafından kabul edilmesi anlamına geliyordu.
Uzun zamandan beri takip ettiğim Arvind Subramanian adlı ünlü ikitisatçı, bu olacakları çoktan haber vermişti (detayları dünkü yazımızda anlattık.) Ancak A. Subramanian 29-30 Ekim 2011 tarihli International Herald Tribune Gazetesinin altıncı sayfasındaki yazısında, bir adım daha ileri gitti. Çin'in Avrupa'ya finansman sağlaması gerektiğini, ama karşılığında da siyasi içerikli taleplerde bulunmasını tavsiye etti.
Avrupa'da en iyi durumdaki Almanya dahil  (en iyinin GSYİH oranı olarak yüzde 80 kamu borcu olan var)  Avrupa'da kimsenin bugün 'çek yazacak' hali kalmamıştı.
Lider Avrupa ülkesi Almanya, açıkça belli idi ki, ne kendisi doğrudan yardım sağlayabiliyordu veya sağlamak istiyordu, ne de Avrupa Merkez Bankası'nın para yaratarak finansman yapmasına razıydı.
ABD ise topa girmiyor ve Harvard ekonomisti Martin Feldstein'ın alenen yazdığı gibi, bugünkü kamu borcu 2008 yılındaki kamu borcu oranı olan yüzde 40 değerinin iki misli yüzde 80 düzeyine hızla yaklaşırken ve hatta bu gidişle yüzde yüz oranına ve hatta dikkat edilmezse  yüzde 150 oranına  10 yıl içinde gelebilecekken kimseye yardım eli uzatacak durumda değildi.
Bu nedenle 'baba' ülkelerde 'gık' çıkarmıyordu.  
Peki Çin ne yapmalı idi? İşte burada Arvind Subramanian'ın kendi düşüncelerine geçiyoruz.
'Dünyanın bir numaralı ihracatçısı olarak Çin, salt kendi çıkarını bile düşünse, en büyük ithalatçılardan olan Avrupa'nın yıkılmasını seyredemezdi, çökmelerini engellemek zorundaydı.
Ancak Çin bir tercih kullanabilecek, yaklaşımı seçebilecek  bir konumdaydı. Ya mevcut kurtarma fonunu doğrudan destekleyebilirdi, veya İtalya ve İspanya bonolarını doğrudan, sabitleştirilmiş iskontolu belli bir fiyattan satın alabilirdi, ya da IMF'e fon aktararak Avrupa'yı IMF'in kurtarmasının yolunu açabilirdi.
Çin gözlüğü ile bakılınca da, Çin bu durumda finansmanı sağlayan ülke olarak, bazı şeyleri de karşılık olarak talep edebilirdi. Örneğin Avrupa'nın Çin  ürünlerine karşı daha az koruma ve ithalat sınırlaması getirmesini talep edebilirdi, veya sorunlu ülkelerde bazı şirketleri satın almasına hoşgörü ile bakılmasını talep edebilirdi, veya Avrupa'daki siyasi kargaşadan ve siyasi kavgalardan tamamen uzak durmaya çalışır ve fonları  IMF kanalı ile aktarmayı seçebilirdi. Ama uzak durup IMF kanalı ile kurtarma operasyonu yaparsa da karşılığında ne talep edebilirdi?

ÇİN, FİNANSÖR OLURSA NE OLUR?
ÇİN'İN akıllı bir yaklaşım ile ekonomik gücünün karşılığını siyasi güce çevirecek bir adım daha atması mümkün. IMF'in üst yönetimi artık günün yeni  ekonomik realitelerini yansıtmak zorunda! ABD ve Avrupa IMF'de alenen veto hakkına sahipler. IMF'de önemli kararlar yüzde 85 oy çokluğu ile yapılıyor. Eğer Çin IMF'in temel finansörü haline gelirse de, ABD ve Avrupa gibi veto hakkına sahip olmasından daha haklı bir talebi olamaz. Bu da Avrupa'nın gücünün, kredi veren statüsünden borç alan statüsüne geçmesine oransal olarak, azaltılması gerektiği demek.
ABD ve Avrupa bu gelişmeyi sevmeseler de, bu değişime direndikleri takdirde  ve Çin destek vermediği zaman, işler çok daha kötüye gidecek.
Çin eğer Sarkozy'nin telefonlarına cevap vermezse, bunun anlamı Avrupa'nın uçurumdan aşağıya itilmesi demek olabilir. Avrupa'da artık pek alternatif kalmadı, borçlular seçme hakkına pek sahip değildir!

<p>Bir önceki PPK toplantısında faizler yüzde 15'ten yüzde 17'ye yükseltilmişti. Ekonomistler, Merke

Merkez Bankası faiz kararını açıkladı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Bülent Turan, 1915 Çanakkale Köprüsü inşaatında incelemelerde bulundu

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Brüksel'de NATO Genel Sekreteri ile görüştü