• $7,4026
  • €8,9775
  • 441.86
  • 1540.32
16 Mayıs 2011 Pazartesi

Cari açık ve biz!

Bütün ekonomi ve finans sorunlarının doğru analizi, sorunu akım (yani flow) ve düzey (yani stock veya level ) şeklinde ikiye ayırarak analiz etmekte yatar. Bu tür analizi en iyi bilenler de endüstri mühendisleridir. Onların  modellemelerinin çoğu akımlar ile stokları bir arada analiz etmek üzerine kuruludur.
Bir şirket örneği verelim. Şirketin gelir gider tablosu bir akım göstergesidir (nakit akım tablosu da akım göstergesidir). Ama diğer taraftan şirketin bir de düzey göstergesi yani bilançosu vardır.
 Şimdi bir şirket düşünün ki, bu yıl ziyan etmektedir, ama bomba gibi bilançosu vardır, özvarlık kuvvetlidir, borcu yoktur , likit varlıkları vardır ve bu nedenle dayanabilir. Veya bir başka şirket düşünün ki bu yıl kar etmektedir, ama bilançosunda özvarlık eksidir, borçları elde ettiği pozitif kardan yüksektir ve kısa vadelidir. Bu şirketlerin ikisi de problemlidir, ama farklı şekilde problemlidir. Zaman içinde gidişat değişmezse   tabii ikisi de sorun yaşayabilirler. Ama ne akım göstergesi tek başına, ne de stok göstergesi tek başına sorun hakkında yeterli bilgi vermez.
Şimdi şirketten ülkeye dönelim. Ülkemizin cari denge açığı bir akım sorunudur. Yani mal ve hizmet ticaretinden elde ettiği gelir giderini karşılamamaktadır. Eksi cari açık bu demek. Ziyan eden şirket benzeri bir durum.
Peki bu ülkenin döviz rezervi ve borç yapısına bakıldığında durumu sağlam ise, farklı bir analiz yapılmak zorunda değil mi? 
Böyle de cari denge açığı büyüklüğünden şikayet eden analistler, medya mensupları, eski bürokratlar ve akdemisyenler ülkenin borç ve rezerv yapısını masanın üstüne koyup dikkatli bakmaktalar mı?
Bas bas bağırdığımız mart ayı cari dengesinde 10 milyar dolara yakın cari açık vardır, ama gelen finansman ister soğuk, ister sıcak, ister ılık olsun cari açıktan 3-4 milyar dolar fazla olduğundan döviz rezervlerimiz 3-4 milyar dolar civarında artmıştır. Ülkede kamunun (Merkez Bankası rezervleri) döviz rezervi kamunun toplam döviz borcu kadardır, yani kamunun döviz kuru riski yoktur. Bankalarımızın da durumu kontrol altındadır. TMSF ve BBDK bankaların durumunu yakından izlemekte ve 2001 öncesindeki durumların bir kere daha gerçekleşmesine izin vermemektedir. Kamunun toplam dış borcu orta ve uzun vadeli ve 85 milyar dolar civarındadır. Kısa vadeli borç nerede ise hiç yoktur. Peki ya döviz rezervleri?
Kamunun 2010 yılı sonunda 86 milyar dolar civarında olan döviz rezervleri, 6 Mayıs 2011 tarihinde 95 milyar doları aşmıştır.
Yani hem kur hem de miktar değişmesi içeren verilerde, bugün ülkenin döviz rezervleri kamu döviz borcunun (85 milyar dolar ve kısa vadeli değil) toplamını 10 milyar dolar aşmıştır (beş milyar dolar kadarı da altındır). Cari dengede açık vermekteyiz ama, döviz borcu ve döviz rezervi yani stok göstergelerinde iyi durumdayız.
Üstelik bugün tüketime, yatırıma, kredi kullanmaya ve ithalata devam eden özel sektördür.
Bir-iki dakika durdum düşündüm. Cari açık üzerine yazıp çizen değerli ekonomi yorumcularının kaç tanesi büyük Amerikan ve Alman arabaları ve jeep kullanıyor diye. Çoğunluğu, üstelik ben dahil (benimki aslında VW bir Jetta ama ithal)! Açığı biz üretip, şikayeti de biz yapıyoruz.
Türkiye'de ekonomide zaman zaman fren yapılması zaman zaman da gaz verilmesi gerektiğini öğrenmeliyiz.
Bunu öğrenmesi gereken de büyük çapta kentsel, yüksek gelirli, eğitimli ama tasarrufa dönük olmayan dostlarımdır. İthal mutfakları, jeep arabaları, yatları herhalde 'normal vatandaş' almıyor, normal vatandaş enerji yutan 'air conditioner' cihazları kullanmıyor. Benzin ve mazot yakan dev araçlarda gezmiyor.
Bugünkü cari açığın altında yatan esas faktör, gene de hızlı büyümemiz, enerji fiyatları yükselmesi ve enerji tasarrufu yapmamamızdır.
Kaldı ki zaten tasarruf yapmayı da seven bir millet değiliz. Özel tarafın döviz borcu ve dövizli harcaması, eneji açığımızdan sonra (ortalama yılda 50 milyar dolardır), enerjinin yanında diğer büyük dış denge  sorunumuzdur.  Ancak bugün özel sektör de tasarruf yapmak zorunda, sadece kamu tasarrufu ile iş yürümez!
Bu kriz bize ihracatın da müşterilere bağımlılık yarattığını öğretmek zorunda. Bildiğiniz gibi iç talep artıyor ama dış talep çok zayıf artıyor.
Eğer özel taraf kemerlerini sıkamazsa ve enerji fiyatları da düşmezse, o zaman dalgalı kur devreye girer ve hep beraber fakirleşiriz!

<h3>Başkan Erdoğan'dan esnafa kredi müjdesi</h3><h3>6 AY ERTELENECEK</h3><p>Başkan Erdoğan, Halkbank

25 Ocak 2021 Güncel Haberler

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Yüksek Hızlı Tren testlerini yapan tren Sivas'a geldi

Haftanın yalanları