• $7,3589
  • €8,9552
  • 437.544
  • 1536.11
15 Mayıs 2011 Pazar

Cari açık korkusu!

Mart ayında cari açık iki kattan fazla artınca, zaten bir süredir devam etmekte olan 'cari açık histerisi' daha yüksek sesle dile getirilmeye başlandı. Büyüme oranının yüksek, enflasyonun düşük, kamu bütçesi ve kamu borç verilerinin de problemsiz olduğu bir dönemde zaten 'felaket tellallarının' cari açıktan başka tutunacak dalı yoktu. Şimdi cari açıktaki yükselme ile herkes tir tir titremeye başladı. Ancak biz yıllardır yazıyoruz, bir kez daha yazacağız. Cari açık bir sonuçtur. Yani önce cari açık verilip sonra finansman aranmıyor. Cari açık büyük oranda finans ve sermaye hareketlerinin paralelinde gerçekleşen ihracat ve ithalat denkleminin bir sonucu durumunda.
Üstelik Merkez Bankası'nın rezerv biriktirme ve Hazine'nin tahvil ve bono ihaleleri dışındaki kalemlerde, kamu yönetiminin cari açık üzerinde doğrudan bir etkisi de yok. İthalatı devlet değil vatandaşlar ve şirketler yapıyor. İhracatı da devlet yapmıyor. Özel şirketlerin ve bankaların dışarıdan borçlanmalarında da devlet herhangi bir şekilde taraf değil. Borsada alınıp satılan kağıtları da devlet basmıyor. Özel şirketlerin halka açılması sadece SPK kriterleri çerçevesinde devleti ilgilendiriyor. Yabancılar tarafından yapılan alım satım işlemlerine de devlet karışmıyor.
Kısacası, cari açığın artması konusunda devletin yapabilecekleri sadece Merkez Bankası'nın para politikası ile ve dolaylı olarak da kamu bütçesindeki disiplin ile sınırlı. Her iki nokta da, yani Merkez Bankası'nın para politikasında ve kamu maliyesinin disiplinli uygulanmasında doğru adımlar atıldığını düşünüyoruz. Merkez Bankası'nın para politikasında attığı adımların etkileri kapasite kullanımından ve sanayi üretiminden izlediğimiz kadarıyla yavaş yavaş etkisini göstermeye başladı. Kamu bütçesinde ise ertelenen Mali Kural'dan daha sıkı bir performans söz konusu. Üstelik seçimlere bir ay kala!
Diğer yandan, mart ayında geçen yıla göre yaklaşık üç kat artarak 10 milyar dolara dayanan aylık cari açıkta bir kaç geçici faktörün ciddi rol oynadığını düşünüyoruz. Öncelikler, hızlı büyüme ve yükselen enerji fiyatları ortamında cari açığın artması zaten bekleniyordu. Burada bir sürpriz yok. Ancak, yabancı şirketlerin yıllık temettü transferini mart ayında yapmaları da açığın daha da yükselmesine yol açtı. Sadece Mart ayında temettüler yoluyla yaklaşık 2.5 milyar dolarlık transfer söz konusu. Bu etki çıkarıldığı zaman, cari açıktaki artış daha makul seviyelere geriliyor.
Aynı zamanda, uzun zamandır düşüş trendinde olan doğrudan yatırım kaleminde mart ayında olumlu gelişmeler olduğunu da belirtmemiz gerek. Aylık 2.8 milyar dolara ulaşan doğrudan yatırım girişleri Mart ayında aylık bazda son üç yılın rekorunu kırdı. Bu sayede de geçen yıl net 1.1 milyar dolar olan doğrudan yatırım girişleri bu yılın aynı döneminde 3 milyar dolara yükseldi.
Finansman tarafında kısa vadeli portföy yatırımlarıyla (ilk çeyrekte net 9.4 milyar dolar) ve özel sektörün dışarıdan borçlanmalarıyla (ilk çeyrekte net 12.2 milyar dolar) finans kalemi cari işlemler hesabındaki açığı ilk çeyrek itibarıyla karşılar durumda. Net hata ve noksandan gelen 4.3 milyar dolarlık kaynağı belirsiz döviz girişleri de Merkez Bankası'nın rezervlerine gitmiş. Özetle, İlk çeyrekte 22 milyar dolara ulaşan cari açığa rağmen, finansman tarafındaki olumlu tablo ile Merkez Bankası rezervleri 4 milyar dolar artmış.
Aşağıdaki grafik ödemeler dengesindeki gelişmeleri yıllık GSYH oranı olarak gösteriyor. Mart ayı itibarıyla bu oranın yüzde 7.8'e yükseldiğini tahmin ediyoruz. Ancak doğrudan yatırım ve net hata ve noksan kalemi çıkarıldığında bu oran yüzde 5.5'e düşüyor. Büyüme temposundaki gelişmelere ve enerji fiyatlarındaki dalgalanmaya bakarak yılsonunda da cari açığın GSYH'ya oranının yüzde 8 civarında gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz.

"deniz.20110514232817.jpg"Kaldı ki cari denge bir akım göstergesidir. Şirketler analojisi ile gelir gider tablosuna ve nakit akım tablosuna benzer. Diğer taraftan da şirketin bilançosu olduğu gibi ülkenin de döviz rezervleri (ve tabii döviz borçları da) vardır. 12 Mayıs tarihli Merkez Bankası haftalık basın bültenine göre Merkez Bankası döviz rezervleri 95 milyar dolara varmış, hızla artmıştır. Yani ülkeden döviz çıkmıyor, depoda da bol döviz var!

<p>İki ülke arasında gerçekleştirilen istikşafi görüşmelerin 61. turu tamamlandı. Bir sonraki turun

Atina ile hangi konular masada?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

40 kilometrelik alanı kaplayan Nazik Gölü'nün yüzeyi buzla kaplandı

Mutfakta işinizi yarayacak pratik bilgiler! Yumurtayı pişirirken içine buz atarsanız...