• $9,5352
  • €11,0907
  • 546.723
  • 1455.42
20 Mayıs 2013 Pazartesi

Buyurun borç tartışmasına!

Türkiye ilk yatırım yapılabilir ülke ratingini 1990’lı yılların başında aldı, ama kısa süre tutabildiği ratingini çabucak kaybetti. Geçtiğimiz günlerde ise yani yirmi yıldan fazla bir zaman sonra, Fitch’in ve sonra da Moody’s’in yatırım yapılabilir ratingini birkaç ay içinde aldı. Yakında Standard&Poor’s da rating artırımı yapacaktır. Biz bu sürunda birkaç yıldır son derece ısrarlı ve tutarlı bir şekilde “Ülkemizde siyaset kavga ve kargaşa içindedir ama ekonomi oldukça iyi yönetilmektedir!” dedik durduk. Kavga hem hükümetin hem de muhalefet partilerinin ortak ürettiği bir şeydir. Bu nedenle hepimiz suçluyuz. Ancak özellikle CHP’nin ekonomi kurmaylarının ekonomiyi eleştirme çabalarının tarzı da oldukça gariptir.
Faik Öztrak Bey ve arkadaşları şimdi “özel borç” konusunu tutturmuşlar. Derler ki ülkenin kamu borcu azaldı, ama özel tarafın borcu arttı. Yani borç toplamı azalmadı arttı diyorlar. Üstelik bu eleştiriyi de büyük çapta nominal sayılara dayanarak yani oranlara geçmeden yapmaya çalışıyorlar.

GEÇ KALDIK!
Güney Kore, kişi başına gelirde bizi ikiye katlamış bulunuyor. Çünkü dışa açıldı ve bizi geride bıraktı. Biz ise 1970’li yılların başında Planlama’dan ayrılıp IMF-Dünya Bankası’nda eğitime giden Turgut Özal’ın dış ticarete dayalı açık ekonomi yaklaşımı modelini oralarda öğrenip, gelip raporlar hazırlayıp, on yıl boyunca her iş başına gelen hükümete dışa açılalım baskısı yapmasından sonra, 24 Ocak kararları ile 1980’li yıllarda değişim yapabildik. 
Özal, Başbakanlık Müsteşarı ve daha sonra da Başbakan  olunca, kur politikası da değişti, faiz de serbest bırakıldı ve dış ticaret rejimi de serbestleştirildi. Ama 1991 seçimleri öncesinde Özal hata yaptı ve erken konvertibiliteyi seçim silahı olarak ilan etti, fakat ANAPseçimi kazanamadı. 
Konvertibilite sonucu sermaye girişini yönetememe ve uzlaşamayan üçlü koalisyonlarla yönetilme, 1994 ve 2001 krizlerinin temel nedenidir.

35 MİLYAR DOLAR AÇIK
S. Demirelve E. İnönü koalisyon ortağı olarak 1991 yılında seçimi kazandılar. Ama Demirel 1991 seçimi sonrasında erken emekliliği getirdi ve bu nedenle de bugün sosyal güvenlik sistemi her yıl 35 milyar doları aşan bir bütçe deliği üretiyor. Yani bizim bütçe denk dediğimiz günlerde altta “seçim hediyesi” milyar dolarlık açık var. Bu sorun da ancak 2040’lı yıllarda ortadan kalkacak. Bu gerçeği en iyi bilen de Kemal Kılıçdaroğlu’dur. SSK’nın başında dürüst bir Genel Müdür olarak, gerçekleri ben dahil bütün basına anlatan da odur.
1994 ve 2001 krizlerinden sonra toparlanmak zorunda idik. 2002 sonrasında da seçimden tek parti hükümeti çıktı. 
Ben iktisatçıyım, siyaset uzmanı değilim. Ekonomik veriler de ortada. Türkiye’nin toplam GSYİHsayısı 2000 yılında 200 milyar dolar kadardı. 2006 yılında 400 milyar kadar, 2012 yılında da 800 milyar dolara yanaştı. Ekonomi büyüdükçe ve ülke dışa açıldıkça borç da artar. Önemli olan oransal durum. Yarın ülkenin kamu ve özel dış borcunun değişimini ve bugünkü değerleri sütuna aktaracağız ki vatandaş kendi incelesin.

<p>Verdiğiniz nefes aldığınız nefesle  karışmıyor. Akıllı maske telefonla kontrol ediliyor.</p><p>Ak

Akıllı maske nefes aldıracak

Güney Kore ilk yerli roketi 'Nuri'yi uzaya fırlattı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Üsküdar'da bir kafede vatandaşlarla sohbet etti

Niğde'de 20 milyon yıllık fosil bulundu