• $9,262
  • €10,7921
  • 526.391
  • 1409.56
18 Mart 2012 Pazar

Bütçede ilk iki ay

Herkesin bildiği ekonomik risklerimiz, ülkedeki kredi artışının yeterince yavaşlayıp yavaşlamadığı, bunun sonucu olarak da büyümenin fren tutup tutmadığı ve tabii cari denge açığının da makul hızla aşağıya inip inmediği gibi konularla ilişkili. Bunlar kısa dönemli faktörler. Bunların arkasında da çevremizdeki İran ve Suriye sorunları ve enerji fiyatları yükselişi ve Avrupa ile ilişkili korkular var.
Ancak uzun vadeli bir bakışla esas sorunumuz tasarruf konusudur. Cari denge açığı sonuçta ülkenin harcamasının frenli ve tasarrufunun gazlı gidip gitmediğini gösterir. Bizde üzücüdür ki özel tasarruf azalıyor, kamu tasarrufu ise artıyor. Ama iç tasarrufumuz iç yatırımımızı karşılamıyor, bu nedenle de yabancıların tasarrufunu ödünç almak zorunda kalıyoruz.
Bu durumda kısa vade önlemi sıkı maliye politikası ve sıkı para politikası olmak zorunda. Bugün sık maliye politikasının son durumuna bakıyoruz.
Yılın ilk iki ayına ilişkin Merkezi Yönetim Bütçe gerçekleşmeleri Maliye Bakanlığı tarafından yayınlandı. Buna göre geçen yılın ilk iki ayında 2 milyar TL fazla veren hükümet bütçesi bu yılın aynı döneminde 900 milyon TL açık vermiş. Yani ilk bakışta bütçe dengesinde, küçük de olsa, bir miktar bozulma söz konusu.
Aşağıdaki tablo, Merkezi Yönetim Bütçesi'nde ilk iki aylık gerçekleşmeleri ana kalemler itibarıyla özetliyor. Karşılaştırmanın kolay olması için geçen yılın aynı döneminde gerçekleşen toplamları da tabloya ekledik. Ayrıca Tüketici Fiyat Endeksi'ne göre düzelttiğimiz verilerden yola çıkarak reel artış oranlarını da hesapladık.
Tabloda ilk dikkat çeken kalem faiz giderlerindeki 4 milyar TL'lik artış. Zaten geçen yıl ilk iki aydaki bütçe fazlasının yerine bu yıl bir miktar bütçe açığı oluşmasının gerisinde de bu faiz giderlerindeki artış var. Ancak faiz ödemelerinin Hazine'nin geçmiş borçlanma ve itfa takvimine bağlı olarak aydan aya ve hatta yıldan yıla dalgalanma göstermesi normaldir. Geçen yıldan bu yıla, faiz oranlarında çok aşırı ve çok olağanüstü bir zıplama olmadığı için faiz giderlerindeki artış henüz önemli bir durum sayılmamalı.
Bütçe'nin faiz dışı kalemlerine bakarsak, gelirler tarafında vergi gelirlerinin reel yüzde 2.3 oranında arttığını görüyoruz. Geçen yılki vergi barışı ile başlayan vergi tahsilatındaki hızlı artış ise sona ermiş gözüküyor. Ekonomik aktivitedeki göreceli yavaşlama ile birlikte vergi gelirlerindeki artış oranının yavaşlamış olduğu yorumu yapmak mümkün.
Diğer yandan, faiz dışı harcamalardaki reel artışın gelirlerdeki artışın yaklaşık iki puan üzerinde olduğuna dikkat çekmek istiyoruz. Rakamlar henüz iki aylık olduğu için genel trend anlamına gelmiyor, ancak harcamaların gelirlerden hızlı artıyor olması uzun vadede bütçede bir miktar gevşeme anlamına geliyor.
Türkiye ekonomisi, geçen yıl hem küresel sorunlara rağmen, hem de içeride seçim olmasına rağmen oldukça başarılı bir yıl geçirdi. Bütçede de, ciddi anlamda bir disiplin söz konusuydu. Bu disiplin sayesinde yıl sonu bütçe açığı GSYH'nın (tahmini olarak) yüzde 1.2'sine kadar düşürülmüştü. Bu yılın ilk iki ayında bu oran yine tahmini olarak yüzde 1.5 düzeyine çıkmış durumda. Tekrar edelim: İki aylık rakamlara bakıp kesin bir bozulma trendinden bahsedemeyiz belki, ama bütçeden gelen ilk sinyallerin bir miktar gevşemeye işaret ettiğini tespit etmemiz gerekiyor. Bütçe açığındaki artışlar toplam tasarruf oranını doğrudan olumsuz etkilediğinden bütçe disiplinindeki uzun vadeli bozulmanın cari açık problemini kötüleştirebileceğini de hatırlatalım.

"gokce.20120317223558.jpg"

<p>Pürüzsüz cilde sahip olmak kadınların en hassas olduğu noktalardan biri. Hava şartları, yanlış ku

Kışa girmeden pürüzsüz cildin sırrı

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Angela Merkel ortak basın toplantısı düzenledi

Sel felaketinin çevre sorunlarına da yol açan izleri 3 aydır silinemedi

Cevizi 1 gece suda bekletip içerseniz... Faydasını bir bilseniz