• $13,4584
  • €15,3333
  • 770.654
  • 1857.4
28 Temmuz 2013 Pazar

Barcelona nereye?

2013 yılında Bayern Münich, Barcelona takımını inanılmaz skorlarla eleyince ve Şampiyonlar Ligi finalini de iki Alman takımı Dortmund ile Bayern oynayınca futbola yaklaşım iki yenilikten kaçamaz oldu.
Çünkü hem Dortmund hem de Bayern finansmanı çoklukla kulüp üyelerinden ve dev statlarda maç hasılatından sağlayan takımlar. Başarılarının arkasında müsrif para babası başkan yönetimi yerine tamamen profesyonel ve uzun vadeci yöneticiler, altyapı, ve bilge teknik adam becerisi var. Ancak Alman Milli takım ve kulüplerinin başarısı, son dönemde dünya futboluna hakim olan Barcelona’nın ve dolayısıyla İspanya’nın, “tiki taka” takma adı ile tanınan topa hakim olmak, çok pas yapmak ve durmadan hareket şeklindeki total futbolunun sonu geldi mi sorusunu gündeme getirdi.


JOHANN CRUYFF'U ÇALIŞTIRDI

Futbolu İngilizler icat etmişti. Dolayısıyla futbola bilimsel yaklaşımda da İngiliz parmağı olması sürpriz değil. İngilizler’in ulusal futbolu extrem bir yaklaşım, “kick and rush” adı ile anılıyor. Temelde bu yaklaşımın teorisyeni 1904 doğumlu ve istatistik meraklısı Charles Reep. Reep yıllarca yaptığı analizlerde gollerin üç veya daha az pastan geldiğini tespit etmiş, bu nedenle de uzun ve havadan top ile güçlü bir santraforu birleştiren futbol yaklaşımını ve rakibe presle hata yaptırarak topu rakibin alanında kapmak, kanattan oynayarak oyunu genişletmek gibi tipik İngiliz yaklaşımının başarılı olma şansını 1950’li yıllarda yazdığı eserler ve yaptığı analizlerle gündeme getirmişti. Reep’in analizleri İsveç futbolunu da çok etkilemiştir. İsveçli Swen Goren Ericsson’un İngiliz milli takımının başına bu yüzden getirildi.
1881 doğumlu bir İngiliz olan Jack Reynolds ise bugün Barcelona’nın oynadığı çok paslı total futbolun teorisyeni ve uygulayıcısı olarak anılmak zorunda. İngilizler’in “kick and rush” ve “long ball” terimleri ile özetlenen futboluna inanmayan Reynolds, ülkeyi terk ederek 1912-1914 arasında İsviçre’de St.Gallen, sonra Alman Milli takımı, sonra da 1919 yılında savaşta Hollanda’ya kaçarak Hollanda milli takımını çalıştırmış ve 1919-25, 1928-40 ve 1945-1947 arasında Ajax takımını çalıştırarak önce Rinus Michels ve sonra da Johann Cruyff gibilerinin önderi olmuştu. 

BARCELONA'YA SİSTEMİ TAŞIDILAR

Michels ve Cruyff ise bol pas yaklaşımını Ajax’tan İspanya’da Barcelona’ya taşıyan teknik adamlar oldular.
Ancak bugün Barcelona, Bayern hezimetini değiştirmek için bir yaklaşım değişimi peşinde olmadı. Guardiola, Bayern antrenörü olurken, Bayern İngiliz gibi pres yapan ve kanattan oynayabilen, ama pas da yapabilen bir yaklaşımla Almanlar’ın fizik güçlerini de birleştiren eklektik bir futbol oynamakta. Ama gene de temelde bir sistem takımı olarak başarılı oluyor.
Barcelona ise değişime gitmedi, ilginç de bir teknik adam seçimi yaptı. Arjantin kökenli, Messi gibi Newell’s Old Boys adlı ve 110 yıllık futbol ekolünden gelen ve Paraguay Milli takımındaki başarılarıyla son yıllarda dikkati çeken, bol paslı ‘tiki taka’ya çok inanan ve Avrupa futboluna uzak Gerardo Martino takımın başına getirildi.
Latinler, sistemden çok, futbolcunun becerisine ve estetik yaratıcılığa inanırlar. Alman takımları da daha çok sisteme, güce ve bilimselliğe!
Kafalardaki soru Barcelona özellikle çöken savunmasını toparlayıp Neymar’ı da ekleyerek, yeniden ayağa kalkabilecek mi, yoksa örneğin bir zamanların Macarları, Hollandalıları gibi Almanların karşısında zirveden kalıcı şekilde düşecek mi?

<p class='MsoNormal'>Peki, Başkan Erdoğan grup konuşmasında hangi mesajları  verdi? Asgari ücretin n

Başkan Erdoğan açıkladı: Asgari ücrette tarihi zam

Harran Sarayı'nın 9 asırlık salonu gün yüzüne çıkarıldı

2. el dükkanından aldı servet sahibi oldu

Kolanın daha önce duymadığınız 8 farklı kullanım alanı