• $8,5592
  • €10,0751
  • 496.224
  • 1351.59
27 Kasım 2013 Çarşamba

Avrupa’nın işi zor!

Dün bu köşede Avrupa’nın durgunluğunun neden bir süre daha devam edebileceği tezini aktarmıştım. Martin Wolf ve diğerleri tarafından ortaya atılan bu tez global ortamda çok fazla tasarruf bulunduğu ve bunun yeterince özel tüketim ve özel yatırım ile ortadan kaldırılmaması nedeniyle durgunluğun devam edeceğini gündeme getiriyordu. Bu tez çözüm olarak da özel yatırım artmıyorsa kamu yatırımının artması gerektiğini öne çıkarıyordu. Almanlar da bunu hiç beğenmiyorlar! Hatırlanırsa 1929’da başlayan büyük depresyon gelişmiş ülkelerde 7 yıl devam etmiş ve sonunda İkinci Dünya Savaşı ve Hitler gerçekleşmişti. Şu anda “global krizimizin” altıncı yılının bitirip yedinci yılına başlamak üzere olduğu ve daha da devam edebileceği düşünülüyor.

KRİZİ TAKMAYANLAR DA VAR

Ancak kamu yatırımı çözümüne karşı çıkanlar da var, krizi takmayanlar da! Almanya bilindiği gibi krizdeki Avrupa ülkelerinin kemer sıkması ve bütçe açığı ve borç stokunu azaltması gerektiğini düşünüyor. Durgunluğu azaltmaya çalışan Avrupa Merkez Bankası ise faizleri indirdiği günden beri özellikle Alman vatandaşları tarafından eleştirilmekte. Geçen ay AMB faizleri rekor düzeyde düşük 0.25 oranına indirdiğinden beri genelde hisse senedi yatırımı yapmayan ama önemli ölçüde mevduat yatırımı yapan Alman halkı isyanda. Hatta der Spiegel dergisi bu faiz indirme kararını “tasarrufçuyu gebertme” girişimi olarak adlandırıyor. Almanların itirazının arkasında Alman hane halkının kabaca aile gelirinin yüzde 10 kadarını tasarruf ettikleri ve ABD’deki hane halkının ise sadece yüzde 5 civarında tasarruf eğilimi sergiledikleri vurgulanıyor. Bu nedenle de faizler enflasyonun altında olduğu zaman Alman halkının tasarruf eğilimin azaldığı tezi ortaya atılıyor. Örneğin Wirtschaftswoche adlı Alman dergisi “AMB’nin faiz indiriminin” deflasyonu önlemek için yapıldığı tezinin aslında doğru olmadığı, esas hedefin Alman tasarruflarını “krizdeki ülkeleri ucuz krediyle kurtarma” operasyonu için kullanmak olduğunu ortaya atıyor. Dergi AMB Başkanı Draghi’yi ağır şekilde eleştiriyor.
Tabii bazı Güney Avrupa ülkeleri de bu tür ağır eleştirileri de hak ediyor. En güzel örnek İtalya’nın durumu. Avrupa’nın dört en büyük ülkesinden biri olan İtalya’nın durumu enteresan. Wall Street Journal’e göre İtalya kurtulabilir de daha ağır ekonomik felakete de düşebilir durumda. İtalya’da yedi ay önce E.Letta hükümeti kuruldu, Berlusconi ve partisi de ortak. Biraz politik stabilite gelmesi İtalya’nın 10 yıllık faizlerini yüzde 4.08 değerine kadar düşürdü. Ama alttaki ekonomik yapı iyileşmiyor, kötüye gidiyor. İtalya kamu harcamalarını milli gelirin yüzde 50 kadarına düşürdü, vergilerini de Avrupa’daki en yüksek düzeye getirdi ama sorunların bazıları da büyüyor. 2008 yılında milli gelirin yüzde 105 kadarı olan kamu borcu her yıl sürekli artarak şu anda milli gelirin yüzde 135 kadarına çıktı. İtalya en azından on yıl yüzde 5 faiz dışı fazla vermek mecburiyetinde.

İTALYA REKABET GÜCÜNÜ ARTIRAMIYOR

İtalya ekonomisi 2011 yılından bu yana sekiz çeyrektir daralmakta ve şu anda da yüzde eksi 2 civarında hızla küçülüyor. İtalya geçmiş iyi dönemlerde bile ortalama yüzde 1 büyüyebiliyordu. Çünkü İtalya rekabet gücünü artıramıyor. Toplam faktör verimliliği 2008 yılından bu yana artamıyor. Birim ücretler düşürülemiyor. Şirket kârları düşmekte. İhracat da teklemekte. Sendikalar da azgın! İspanya ve Portekiz nihayet büyümeye döndüler ama İtalya uzun süre güçlü büyüme sergileyemeyecek. İtalya maliye politikasını düzeltebilmek ve borç oranını düşürmek için daha önce Türkiye’de de görev yapmış olan IMF uzmanı Carlo Cottarelli’yi ülkeye geri getirdi. Ama iş zor!
Fakat diğer taraftan da yedi aydır elde edilmiş bulunan siyasi stabilite de şimdi sallanmakta. Berlusconi her an senatoda vergi kaçağı nedeniyle dışlanabilir ve mahkemelerde yargılanmaya gider ve bu ortamda partisi de parçalanabilir. Diğer taraftan da Floransa Belediye Başkanı Matteo Renzi Sosyalist partide dümeni ele geçirerek Letta Hükümeti’ni seçime sürükleyebilir. Bu da bütün ekonomik planları bir anda geçersiz kılar. Bu felaket senaryosu gerçekleşirse de İtalya kadar büyük bir ekonominin toparlanamaması Avrupa’da aşırı durgunluğun daha da sürmesinin temel nedeni haline gelebilir!

<p>'Bir takım kuruluşlar Türkiye'deki medya kuruluşlarını  fonluyorsa bunun bir bedeli var. Bu kurul

Emin Pazarcı: Dijital vatan tehdit altında

2020 Tokyo Olimpiyatları görkemli törenle açıldı

Bayraktar TB3, TCG Anadolu'da birlikte görev yapacak

Metabolizmayı hızlandıran besinler nelerdir?