• $9,2795
  • €10,7505
  • 526.678
  • 1409.56
9 Ekim 2014 Perşembe

Avrupa’da başka yaklaşım olabilir!

Avrupa Merkez Bankası geçen hafta yaptığı açıklamalarla piyasayı pek tatmin edemedi. Bunun sonucu olarak da piyasalarda olumlu gelişmeler olmadı. Avrupa Merkez Bankası’nın deflasyon tehdidinden kurtulması için enflasyonu ve büyümeyi yükseltmesi gerek. Şu anda Avrupa enflasyonu yıllık 0.3 ve piyasanın 2014 yıl sonu enflasyon beklentisi de 0.6. Dolayısıyla alınan önlemlerin pek fazla etkisi olmamış ve olmayacak gibi görünüyor. Sadece euronun dolara karşı değer kaybı gerçekleşmiş bulunuyor. Bu da Avrupa’nın ihracatını biraz artıracak bir gelişme!

Avrupa Merkez Bankası Eylül 2014'ten itibaren teminatlandırılmış bono alımı ve varlığa dayalı menkul kıymet alımları yapmaya başlayarak banka sistemine likidite verecek ve bunu da iki yıl sürdürecek bir yaklaşım içine girecekti. Amaç kredilerin artışını sağlamak ve sonuçta tüketim ve yatırım harcamalarını artırmak ve iç talebi canlandırarak ekonomik büyüme sağlamak ve bu sayede de enflasyonu yıllık yüzde 2 düzeyine yükselterek de deflasyonun da önüne geçmek. Ancak bu hedeflerin gerçekleşmesi için, bankaların ellerine geçen likiditeyi vatandaşa ve şirketlere kredi olarak aktarması gerekiyordu. Ama ne bankalar ne de kişiler ve şirketler krediyle pek ilgilenmemekte devam ediyor. Avrupa sürünmeye devam ederse de toparlanmakta olan ABD ve İngiltere gibi ülkeleri de frenleyebilirdi! Bu nedenle bir şeyler yapılması gerekti. Peki yapılabilecek başka bir ne vardı?

HARCAMAYA TEŞVİK EDİLECEK

Foreign Affairs dergisinin Eylül/Ekim 2014 ortak sayısında 98’inci sayfada Mark Blyth ve Eric Lonergan tarafından yazılmış ve “Print Less and Transfer More” adlı bir makale var. 1998'de o zaman Priceton Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan ve sonraları da Fed'in başına geçen Ben Bernanke, Japonya’nın içine girdiği deflasyondan çıkışı sağlamak için Japon Merkez Bankası’nın bankalara fon aktarmak yerine bankaları aradan çıkartarak hane halkına doğrudan para dağıtmak yoluna gitmesini tavsiye etmişti. Hane halkının ellerine maliyetsiz gelen ek fonları harcama olasılığı çok daha yüksek olurdu.
Biraz ekonomi literatürü bilenler de hatırlarlar ki 1930’lu yıllardaki Büyük Depresyonda John Maynard Keynes bu yaklaşımı ilk gündeme getiren kişi olmuştu. Hatta en muhafazakar iktisatçı ve paranın enflasyon etkisinden en çok çekinen kişi olan Milton Friedman bile “bu doğrudan para transferi yaklaşımını” desteklemiş ve paranın “helikopterden atılmasını” tavsiye etmişti.
1993-2003 arasında deflasyon ve büyük durgunluk yaşayan Japonya’ya da bu yaklaşım tavsiye edilmiş ama Japonya hiç bir girişim yapmamıştı. Tabii AB'de Merkezi Hükümet de yok ve bu nedenle de Brüksel’den kamu harcamalarını artırarak mali politika ile deflasyona karşı direnmek de pek kolay veya mümkün olamıyor.
Bugün tavsiye edilen, ülkede toplam gelirinin zenginler dışarıda bırakıldığı zaman geri kalan alt yüzde seksenine dâhil vatandaşlara, doğrudan Merkez Bankası’nın yeni bastığı nakdi aktarmak ve onları harcama yapmaya teşvik etmek. Böylece hem iç talep canlandırılacak hem de gelir dağılımı bir nebze düzeltilecek.
Bu yaklaşım uygulanırsa Merkez Bankacılığının icadından bu yana en önemli yeni fikir olacak da deniyor.

<p>İstanbul Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Eray Güçlüer, terör örgütü DHKP-C operasyonuna i

Kılıçdaroğlu'nun iddiası yeniden gündemde

Fenerbahçe, Trabzon'a ayak bastı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (16 Ekim 2021)

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Angela Merkel ortak basın toplantısı düzenledi